AKP hükümetinin ırak Milli hâkimiyet ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeyi sürdürmesi
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i57655-akp_hükümetinin_ırak_milli_hâkimiyet_ve_toprak_bütünlüğünü_ihlal_etmeyi_sürdürmesi
Irak devleti ve hükümetinin itirazlarına ve bölgesel ile uluslararası kuruluşlara açtığı davalara rağmen Türkiye Başka askeri üssündeki askeri güçlerini geri çekmiyor.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ocak 15, 2017 04:39 Europe/Istanbul
  • AKP hükümetinin ırak Milli hâkimiyet ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeyi sürdürmesi
    AKP hükümetinin ırak Milli hâkimiyet ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeyi sürdürmesi

Irak devleti ve hükümetinin itirazlarına ve bölgesel ile uluslararası kuruluşlara açtığı davalara rağmen Türkiye Başka askeri üssündeki askeri güçlerini geri çekmiyor.

Türkiye'nin bahanesi, PKK tehditleri ve Musul başta olmak üzere Iraklı Sünnilerin güvenliğini sağlamaktan ibarettir. AKP hükümeti İslam ve insanlık düşmanı DAEŞ tekfirci terör örgütünün Musul ve Talafir'den temizlenmesinden büyük endişe duyuyor. Bu nedenle Haşdüşşabi ve Yeni adıyla Neyneva muhafızları Baasçı ve DAEŞ işbirlikçisi terör örgütünü DAEŞ ile savaş örtüsü altında eğitip silahlandırmaktadır.

    AKP hükümetinin Irak'ta asker bulundurmasından asıl amacı, DAEŞ'in vahşi katliamları sonucu, bu bölgelerden ayrılma ve Bağdat ile Necef ve kerbela şehirlerine sığınan Iraklı Şii Arap ve Türkmenlerin daha önce yaşadıkları şehirlere geri dönmelerini önlemektir. Nitekim Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan defalarca Irak Ordusu ve Haşdüşşabi halk gönüllüler teşkilatının Musul ve Telafir'e girmeleri halinde Türkiye'nin askeri müdahalede bulunacağı tehdidinde bulunmuştu. Halbuki Irak'ın Şii ve Sünni Müslümanlarının en azı düşmanı ve katili DAEŞ tekfirci terör örgütüyle Sünni kökenli Baasçı terör örgütleridir. Irak ordusu ve Halk direniş güçleri DEAŞ ve diğer terör örgütlerini imha etmek için yeterli azim ve kararlılığa sahiptirler.

    Bu askeri ve sivil silahlı güçler DAEŞ'ten temizledikleri bölgelerde yaşayan Sünni halk ile diğer din ve inanç mensuplarının güvenliğini sağlamış bulunuyorlar. Bu nedenle Türkiye askeri güçlerine ihtiyaç duyulmamaktadır. Nitekim ırak dış işleri bakanı İbrahim Caferi, Türkiye askerlerinin Irak'ın kuzey bölgesinden geri çekilmesi gerektiğini tekrar vurguladı. AKP hükümeti 2015 yılının sonlarında DAEŞ işbirlikçisi Esil Nuceyfi liderliğindeki sözde Sünni ordusu Haşdülvatani teröristleriyle Peşmergeleri eğitip silahlandırmak için Neyneva Eyaletinin merkezi Musul'a aykın Başka askeri üssüne askeri güçler sevk edip konuşlandırdı.

Türkiye, Barzani ve Nuceyfi'nin çağrısı üzerine askeri sevkiyat yaptığını ileri sürdü. Ardından Bağdat'ın isteği üzerine başika kampına askeri güç konuşlandırdığını iddia etti. Ancak Irak devleti ve haydar El-Ebadi hükümeti AKP yönetiminin bu iddialarını yalanladı ve Irak milli hâkimiyeti ve toprak bütünlüğünün ihlal ettiğini, Türkiye askerlerinin geri çekilmesi gerektiğini vurguladı. Irak merkezi hükümeti, Türkiye askerlerinin Irak'ın askeri kampını işgal etmelerine son vermek için,

     BM güvenlik konseyine, Arap birliğine ve İslam işbirliği teşkilatı nezdinde Türkiye hükümetine karşı dava açtı. El-Ebadi hükümeti hatta Türk askerlerinin Musul'u kurtarma operasyonlarına katılmasını yasakladı ve Irak ordusuyla Haşdüşşabi güçlerinin katılımıyla Musul'u hunhar DAEŞ teröristlerinden temizleme operasyonlarını sürdürmektedir. Türkiye hükümeti ilkin tehditler savurdu. Ancak Binali Yıldırımın Bağdat ziyareti ardından AKP hükümeti kuzey Irak'tan askeri güçlerini geri çekeceğine söz verdi. Ancak İbrahim Caferi'nin belirttiği gibi, AKP hükümeti henüz bu sözünü tutmadı.

Erdoğan hükümetinin Başika'dan askeri güçleri geri çekme niyetinde değildir. Ankara hükümeti, Irak ve Suriye topraklarından kendine etki alanı yaratmaya çalışıyor. Bu bağlamda kendini güçlü göstermek için, krizler yaratıp gövde gösterisinde bulunuyor. Erdoğan hükümeti, diğer güçleri taklid ederek müdahaleci girişimleriyle komşu ve bölge ülkeleriyle barış, karşılıklı güvenlik ve işbirliği sürecini baltalıyor.

     Bu nedenle büyük bir güven ve itibar kaybına uğramıştır. Erdoğan hükümeti dış politikada ne yapacağını şaşırmış bulunuyor. Irak hükümetini ve Başbakanı Haydar Ebadi'ye dil uzattıktan ve tahkir ettikten bir süre sonra Binali Yıldırımı özür dilemeye gönderdi. Beşar Esad hükümetini devireceğini ileri sürdükten kısa süre sonra, İran ve Rusya öncülüğünde terörizmle mücadele safına katılma, Beşar Esad hükümetinin barış görüşmelerine katılma sürecini kabul etme zorunda kaldı.

Erdoğan savaş uçağını düşürme talimatını bizzat kendisi verdiğini övünerek ilan ettikten sonra Rusya başkanı Putin'den özür dileme zorunda kaldı. AKP lideri Erdoğan İsrail'in ırkçı ve terör devleti olduğunu vurguladıktan sonra amerika ve NATO'nun baskısı sonucu, Türkiye'nin Siyonist İsrail rejimine ihtiyaç olduğunu bildirip, sözde bozulan ilişkilerini normalleştirme kararı alıp karşılıklı elçiler mübadele etti.