ABD'nin Han Şeyhun hadisesinin araştırılmasına engel çıkarması
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i68314-abd'nin_han_Şeyhun_hadisesinin_araştırılmasına_engel_çıkarması
Suriye cumhurbaşkanı Beşar Esad, Suriye'nin İdlib eyaletinde yer alan Han Şeyhun bölgesinde kuşkulu kimyasal saldırıyla ilgili olarak BM'den araştırma amacıyla uzman heyetin gönderilmesini istediğini ama ABD'nin elebaşını yaptığı Batı'nın bu zamana kadar buna engel olduğunu söyledi.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Nisan 21, 2017 15:19 Europe/Istanbul

Suriye cumhurbaşkanı Beşar Esad, Suriye'nin İdlib eyaletinde yer alan Han Şeyhun bölgesinde kuşkulu kimyasal saldırıyla ilgili olarak BM'den araştırma amacıyla uzman heyetin gönderilmesini istediğini ama ABD'nin elebaşını yaptığı Batı'nın bu zamana kadar buna engel olduğunu söyledi.

Suriye cumhurbaşkanı, bu zamana kadar Suriye ordusu ve halkının teröristler tarafından defalarca kimyasal saldırıya  uğradığını ve bu konuyla ilgili olarak BM'ye defalarca mektup yazdıklarını ve araştırılması, gerekenin yapılmasını istediklerini ama bu zamana kadar BM'den bu konuda hiç bir adımın atılmadığını söyledi. 

Beşar Esad, batılıların Suriye'ye  uzman heyetin gönderilmesi halinde Amerika ve müttefiklerinin provokasyonlarının ve yalancılıklarının ortaya çıkacağını çok iyi bildiklerini ve bundan dolayı da uzman heyetin gönderilmesine engel çıkardıklarını söyledi.

4 Nisan tarihinde Han Şeyhun bölgesinde  kuşkulu kimyasal silah saldırısında  en az 100 kişi ölürken 400 kişi de  yaralanmıştı.

Saldırının hemen ardından Amerika'nın elebaşını yaptığı  batı ve arap ekseni  çok acele bir şekilde kimyasal saldırıdan tek ağızdan anlaşırcasına Suriye yönetimini suçlamaya başladılar ve Suriye cumhurbaşkanı aleyhinde kara bir propaganda başlattılar.

Bilindiği gibi Suriye buhranı 2011 yılında, Amerika, Arap ülkeleri, Türkiye ve batılı müttefiklerinin Suriye cumhurbaşkanı Beşar Esad'ı devirmek için teröristlere silah ve mali yardım yapmalarıyla başlamıştı.

Suriye aleyhinde bu iddialar, Suriye'nin 2013'den beri kimyasal silahlarının olmadığı bir zamanda yapılıyor ve Suriye'nin bu tür silahlara sahip olmadığı da bizzat BM tarafından da doğrulanmaktadır.

Suriye yönetimi 27 eylül 2013 tarihinde Batılılar ve Amerika'nın Suriye aleyhinde kara propagandalarını önlemek için  2118 sayılı güvenlik konseyinin  bildirisini kabul etmiş ve bu doğrultuda Kitle İmha Silahlarını Yasaklama Örgütü ile bu konuda yapıcı bir işbirliğinde bulunmuştur.

Elbette Suriye yönetiminin, batılı ülkelerin Suriye aleyhindeki komploları ve kara propagandayı önlemesine dair  gerçekler dikkate alındığında ve de Han Şeyhun bölgesinde kuşkulu kimyasal saldırıyla ilgili olarak derhal BM'den araştırılması amacıyla bir heyetin Suriye'ye gönderilmesini istemesi  aslında Suriye'nin bu konuda kafasının rahat olduğunu göstermektedir.

Batılı ülkeler ve Amerika, Suriye'yi kimyasal silah saldırısı düzenlemekle suçlarken halbuki, son üç yılda hem ırak ve hem de Suriye   bu ülkeler teröristlerin  bir çok kez sayılı  kimyasal saldırısına maruz kalmıştır. Bu saldırılar da bizzat ABD ve müttefiklerinin teröristlere yeşil ışık yakmasıyla gerçekleşmektedir. 

Suriye ordusunun kimyasal silah olmamasına rağmen Suriye yönetimin tekrar BM'yi, Hah Şeyhun bölgesine uzman heyet gönderip konunun ayrıntılarıyla ortaya çıkarılması son derece önemlidir zira  Suriye yönetimi bu şekilde  ABD ve onların işbirlikçilerinin propagandalarının ne kadar yalan olduğunu ortaya  koyacaktır.  Fakat, Suriye yönetiminin  BM'ye yönelik bu çağrısı daha öncelerde olduğu gibi  cevabını bulamamış ve BM Suriye'ye  heyet göndermemiştir. Amerika ve müttefiklerinin şimdi Suriye'yi suçlamaları, Suriye'nin  2013 yılında Kitle İmha Silahlarını Yasaklama Örgütü ile  işbirliği yapması ve bu işbirliğinin BM tarafından da  teyit edildiği  bir ortamda yapılmaktadır.  Zira, 27 eylül 2013 yılında Suriye yönetimi, 2218 sayılı Güvenlik Konseyi'nin bildirisiyle   kitle imha silahlarını  teslim etmiş ve imha etmiştir ve bu sözkonusu Kitle İmha Silahlarını Yasaklama Örgütü tarafından da doğrulanmıştır. Suriye'nin bütün kitle imha silahlarını teslim etmiş olmasına rağmen  ve BM'nin de Suriye'yi bu konuda  zaman zaman övmesine rağmen Suriye yönetimi aleyhinde yeniden  kara ve yalan propagandanın temelinde  bir çok neden yatıyor. Bunların başında da hiç kuşkusuz Suriye ordusunun ve milletinin teröristlere karşı  cephede elde ettikleri zaferler ve  teröristlerin ellerinde  bir çok bölgeyi kaybetmeleridir.  Teröristlerin bu yenilgileri kuşkusuz aynı zamanda onlara destek veren ülkelerin de yenilgisi sayılmaktadır. Bu arada elbette Amerika'nın Suriye'ye yönelik füze saldırısının bu kara propagandanın hemen ardından yapılması da son derece dikkat çekicidir. Zira, Amerika'da başkanlığa oturan Trump'ın Suriye konusunda ne yapacağı belirsizliğini korumaktaydı fakat Suriye'ye yönelik saldırısını, kuşkulu kimyasal silah saldırısına irtibat vermesi de aslında kimyasal saldırı ve ardından Amerika'nın  Suriye'nin hava üssüne yönelik düzenlediği saldırıların  daha önceden  hazırlanmış bir senaryo olduğu daha rahat anlaşılıyor. 

Suriye yönetiminin iyi niyetini ortaya koyması ve kimyasal saldırıyı güçlü bir şekilde reddetmesine rağmen batılı ülkelerin ve Amerika'nın derdi  tabii ki, Suriye'de kimyasal saldırı gerçeğinin ortaya çıkarılması değildir.Onlar bu gibi yalanlarla Suriye gerçekleri saptırmak ve Suriye ile bölgedeki şeytani hedeflerini gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Ama bu süreçte BM'nin  adeta teröristlere destek veren tutumu gözden kaçmamalı ve uluslararası bir kuruluş olan BM'nin, bu tutumuyla, uluslararası itibarı da yok olmaktadır ve bu  kuruluş ABD gibi güçlü devletler için bir maşaya dönüşmüştür.  Yaşanan bu son gelişmeler bile Suriye aleyhinde senaryoların bundan sonra da devam edeceğini göstermektedir.