AB'nin Suriye'ye karşı yaptırımlar süresini uzatması
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i72490-ab'nin_suriye'ye_karşı_yaptırımlar_süresini_uzatması
AB, Suriye'nin yasal hükümetine karşı düşmanca tutumunu izleme devamında, bu ülke halkına ve hükümetine karşı yaptırımlar süresini bir yıl daha Haziran 2018 tarihine kadar uzattı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Mayıs 31, 2017 02:12 Europe/Istanbul
  • AB'nin Suriye'ye karşı yaptırımlar süresini uzatması

AB, Suriye'nin yasal hükümetine karşı düşmanca tutumunu izleme devamında, bu ülke halkına ve hükümetine karşı yaptırımlar süresini bir yıl daha Haziran 2018 tarihine kadar uzattı.

 Bu yaptırımlar Suriye devletiyle Suriye hükümetini destekleyen ülkelere karşı da uygulanacaktır. 240 Suriyeli ve 67 devlet kuruluşuna AB ülkelerine ziyaret yasağı ve mal varlıklarının bloke edilmesi gibi yaptırımlar uygulanacak. AB ülkelerinin Suriye krizini çözümleme konusunda bazı değişikliklerin uygulanması ümit ediliyordu. Ancak AB kurum ve kuruluşlarının Suriye yöneticilerine ve yasal hükümetine karşı yaptırım kararı, AB'nin yapıcı bir tutum izlemediğini gözler önüne seriyor. 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, Fransa'nın başkenti Paris'te, Versay (Versailles) Sarayı'nda bir araya gelip Suriye krizini görüştükleriyle eş zamanlı olarak bu yaptırımların uzatılma kararının alınması, dikkat çekiyor. Bu yaptırımlar AB'nin Suriye ile ilgili gerçek politikasını gözler önüne seriyor. Böylece AB, Suriye krizinin barışçı ve siyasi açıdan çözümlenmesi konusunda yapıcı bir politika izlemediğini ispatladı.
Amerika, bazı Avrupa ülkeleri ve Arap rejimlerinin çok boyutlu istihbarat, parasal ve lojistik desteğinde 2011 yılından beri Suriye'ye terör örgütleri elemanları gönderilerek, bu ülke kan gölüne dönüşüp, yıkıma uğramaktadır. AB'nin iki önemli ülkesi olan Fransa ile İngiltere 2011 yılında eski Sykes–Picot paylaşım anlaşmasını canlandırmak ve 2. Sykes–Picot ateşini körüklemek amacıyla bölgedeki gerici Arap rejimlerini de kullanarak Suriye'nin yasal ve meşru hükümetine karşı terör örgütlerini kurdurup, silahlandırdılar. Buna ilaveten Avrupa ile diğer Arap ülkelerinden paralı askerleri yahut aldatılmış inançlı gençleri toplayıp, Suriye'ye naklettiler. Devşirilen güçler, sözde cihad yapmak ve Beşar Easd hükümetini devirmekle görevlendirildiler. 
Aslında eğer Beşar Esad hükümeti, ırkçı İsrail rejimine teslim olup ilişkilerini normalleştirseydi, Şam hükümetiyle Suriye mazlum halkı bu terörizm ve özellikle tekfirci terör belasına yakalanmazdı. Batılı güçlerin asıl amacı, anti Siyonist cepheyi çökertmek ve yeni bir paylaşım düzeni kurmak, Suriye komşusu ülkeleri de bölüp parçalamak, Siyonist işgalcilere karşı direnen Filistin halkıyla Lübnan halkı ve özellikle Lübnan Hizbullah'ını etkisiz hale getirmekti.
Bu emperyalist Siyonist güç odaklarıyla gerici Arap rejimlerin boş hayallerine göre, Suriye parçalanacak, Filistin ve Lübnan direnişi kırılacak, İran İslam cumhuriyetinin anti Siyonist konumu ağır darbe alacak ve yalnızlığa itilecekti. Ancak bu şer ittifakın Suriye'de katliam yapmaları ve bu ülkeyi yıkıp yakmaları ve yağmalamaları, onlar için beklenen sonucu sağlayamadı. 
Rusya, İran, Hizbullah ve Suriye ordusu, Suriye üzerinden yürütülen yeni Sykes–Picot fitnesini etkisiz hale getirdiler. Suriye hükümeti ve ordusu en kalabalık büyük şehirleri denetimleri altına geçirdi. Tekfirci teröristler imha edilirken, aldatılmış teröristler de teslim oldu. Haleb'in tekfirci teröristlerden temizlenmesi, Batılı ve gerici Arap rejimlerinin uzantısı terör örgütlerine en ağır darbeleri indirdi. İran İslam cumhuriyetiyle Rusya, Suriye devleti ve hükümetinin stratejik müttefiki olarak terörizmle mücadelede ortak anlaşmaları vardır. Lübnan Hizbullah'ı da Suriye'deki tekfirci terörizme karşı Suriye ordusu ve halkının safında yer almıştır.
Bu nedenle tekfirci terör örgütleri özellikle DAEŞ ve Nusra Cephesinin Lübnan'ı işgal etme ve katliam yapma planlarının önü kesildi. Suriye hükümeti ve ordusu, müttefiklerinin desteğinde hızla ilerlemekte ve bu ülke topraklarını teröristlerden temizlemeye çalışmaktadırlar. Suriye ordusu kimyasal silahlarını Amerika, Rusya ve BM gözetiminde imha ettiği halde tekfirce teröristler Suriye ordusuna ve halk direniş güçlerine karşı defalarca kimyasal silahlar kullandılar.
Buna rağmen Fransa cumhurbaşkanı Macron, Putin ile görüşmesinde Suriye'de kimyasal silah kullanılması halinde bunun AB ve Fransa'nın kırmızı çizgileri sayıldığını ve sert tepki gösterileceğini belirtti. Şüphesiz Macron, teröristleri değil Suriye hükümetini kimyasal silah kullanmakla dolayı olarak suçlamak istiyor. Macron AB'nin Suriye toprak bütünlüğünün korunması ve parçalanmaması gerektiğini iddia etmesine rağmen, AB ve Fransa'nın önceki politikaları Suriye toprak bütünlüğünün korunması endişesi taşımadıklarını gözler önüne seriyor. 
Bu arada Avrupa da Amerika ile birlikte, onların Suriye'deki hedeflerini engelleyen Rusya'ya karşı psikolojik ve diplomatik baskılarını ve savaşını güçlendirerek Moskova'nın Şam'a verdiği desteği değiştirmesi veya en azından hafiflemesini umuyorlar./