DAEŞ'in hilafet merkezinin çöküşü ve Irak halkının şanlı zaferi
-
Irak
Irak Televizyonu Musul'un DAEŞ katiller sürüsünün işgalinden kurtarıldığını, bu hunhar tekfirci teröristlerin imha edildiği haberini yayınladı.
Musul 2014 yılında Selefi Vahhabi DAEŞ ile Irak Baas partisi kalıntıları ve Bağımsız Irak düşmanlarının ittifakı tarafından işgal edildi. Kent Musul Valisi Esil Nuceyfi'nin ihaneti sonucu DAEŞ tarafından işgal edilip, büyük yıkım ve katliamlara sahne oldu. Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan ise, Musul'un Irak Ordusu ve halk güçleri Haşdüşşabi tarafından kurtarılmasının engellenmesi gerektiğini, Amerika'nın buna müdahale etmesi gerektiğini çünkü Sünnilerin katliamdan geçirileceğini iddia etti.
Ancak Musul'un Kurtarılması operasyonları Irak Ordusu ve Haşdüşşabi güçlerince başlatıldı. Nihayet Musul'un insanlık ve İslam düşmanı DAEŞ'ten temizlenmesi operasyonlarının genel komutanı Tümgeneral Abdul-Emir Reşid Yarullah Perşembe günü yaptığı açıklamada, Irak'ın anti terör güçlerinin 850 yıllık Nur camisini IŞID'ın patlayıcılarla imha ettiklerini ve tahrip edilen Nur camisinin enkazına ulaştıklarını söyledi. Irak ordusu sözcüsü general Yahya Resul ise yaptığı açıklamada, Irak ordusu ve halk güçlerinin Nur camisine ulaşmasıyla sözde Irak-Şam İslam devletinin de yok edildiğini söyledi.
DAEŞ'in Hunhar elebaşısı Ebu Bekr Bağdadi Haziran 2014 de Musul'u işgal ettikten sonra Nur camisinde hutbe okuyup hilafetini ilan etti. Bu nedenle Nur camisi DAEŞ'in güç ve iktidar odağı olarak nitelendiriliyordu. Yaklaşık 200 DAEŞ teröristi, Musul'un eski mahallelerinde ablukaya alınmış bulunuyorlar. Kaçacak yerleri kalmadı. Ya teslim olacaklar yada imha edilecekler. DAEŞ Irak topraklarının tümünü işgal edebileceğini ve karanlık sultasını kurabileceğini sanıyordu. Çeşitli ülkelerden ne kadar uyuşturucu madde müptelası ve katil ile suçlu varsa toplatılıp DAEŞ'in saflarına katıldılar.
Bazı kimseler de mezhebi inançları sui istimal edilip, DAEŞ'e katıldılar. Ancak Irak halkı bu katiller sürüsüne karşı mücadelede kararlı ve inançlı bir şekilde harekete geçti. Şii Müslümanların Taklid mercisi Ayetullah Seyid Ali Sistani ise Cihad Kifaye fetvası vererek Irak halkı direniş güçleri Haşdüşşabinin kurulmasına ve Irak ordusunun terörizmle Mücadele gücünün kat kat artmasına sebep oldu. İran İslam cumhuriyeti de Irak Ordusuna ve Halk direniş güçlerinin eğitimine ve silahlanmasına büyük bir katkıda bulundu. Haşdüşşabi'nin kurulması ilk andan itibaren DAEŞ'in imha fermanının imzalanması anlamındaydı. Bu halk güçleri ve Irak ordusunun yüksek moral gücü Irak'ın DAEŞ'ten temizleneceğinin habercisiydi.
Haşdüşşabi, stratejik bir güç olarak ortaya çıkıp, etkin gücünü ortaya koydu. Amerika, Türkiye hükümeti ve diğer gerici Arap rejimlerinin karalama kampanyaları ve baskıyla tehditlerine rağmen Bağdat hükümeti Haşdüşşabi'yi destekleme ve yasal bir güce dönüştürme kararlılığını sürdürdü. Irak halkı da Şii-Sünni camiası da Haşdüşşabi'yi meşru bir halk direniş gücü olarak koruyup kolladılar. Irak halkının düşmanlarıysa, Haşdüşşabi'yi terör örgütü olarak suçlayarak ve karalayarak DAEŞ'i açıkça ve dolaylı olarak desteklemeye ve Musul'un vahşi DAEŞ'den temizlenmesini engellemeye çalışıyorlardı. DAEŞ, Musul'dan temizlendi.
Ancak bu vahşi ve şirret tekfirci terör örgütünün diğer bölgeler ve ülkelerdeki kolları varlığını sürdürmektedir. Diğer ülkelerde DAEŞ ve benzeri teröristlerin imha yöntemini ve kararlı mücadelesini Irak halkından öğrenmelidirler. Irak başbakanı Haydar El-Ebadi de Perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul'un DAEŞ'ten temizlendiğini, kaçan DAEŞ teröristlerini de imha edip yahut tutuklayacaklarını söyledi. Musul halkı da kendi yıkılmış evlerine ve bölgelerine geri dönmeye başladı.