Arabistan'da Suudi rejiminin siyasi idamları arttırmaktan duyulan endişe
-
Arabistan
Suudi krallık rejiminin siyasi muhalifleri idam etme kararı dünya toplumuyla İnsan hakları kuruluşlarının derin endişelerine sebep olmaktadır.
İnsan hakları gözlem örgütü başkanı yayınladığı mesajında Arabistan'da İdam edilenlerin yüzde 41'nin siyasi faaliyetlerinden dolayı tutuklanıp idam edildiklerini belirtti. İnsan hakları gözlem örgütü Kenneth Roth yayınladığı mesajında 2017 yılında Suudi hanedan rejimi tarafından Arabistan'da idam edilenlerin yarısının şiddet eylemine karışmayan ve sadece siyasi itirazlarda ve protesto gösterilerinde bulunan siyasi muhalifler olduklarını bildirdi. Hâlbuki normal bir ülkedeki örf ve hukuki yasal ilkelere göre, siyasi ve medeni hakları kullananlar ve siyasi muhalefetlerini bildirenlerin cezası idam değildir. Hukukçu ve gazeteci olan Adil El-Ufi, Ray el Yovm Gazetesinde yayınladığı raporunda Batılı ve Arap medya grupların da Suudi rejiminin Arabistan vatandaşlarının idamı hakkında sessiz kaldıklarını belirtip, eleştirdi.
Adil El-Ufi Suudi Arabistan rejiminin El-Ahbariye kanalının Arabistan'ın doğusunda ve El-Gatif bölgesindeki siyasi aktivistleri Eşkiya ve şer güçler olarak yansıttığını, Arap medyasının niçin sadakatle davranmadıklarını, terörist diye tutuklanıp açıkça idam edilenlerin ad ve kimliklerini ve ithamlarını niçin açıklamaktan kaçındıklarını sorguladı.
Uluslararası siyasi gelişmelerin analisti Patrick Wintour yayınladığı makalesinde, Suudi Arabistan rejiminin siyasi aktivistleri idam eden ülkelerin başında gelmektedir. Söz konusu siyasi tutuklular işkence altında itirafa zorlanıp, gizli mahkeme duruşmalarında yargılanıp idam ediliyorlar. Suudi hanedan rejimi 2017 yılında siyasi idamları hızlandırıp, halkın itirazlarını bastırmak amacıyla terör estirmekte, muhalefete göz açtırmamaktadır. Suudi rejiminin uyguladığı siyasi muhalifleri tutuklama, işkence ve nihayet idam etme girişimleriyle dehşet ortamı yaratıp, medeni ve insan haklarının sağlanıp korunmasını talep eden halk kitlelerini susturmaya ve dikta istibdadi rejimini ayakta tutmaya çalışıyor.
Suudi Arabistan’daki cezaevlerinde tutulan binlerce insan sistematik işkencelere maruz bırakılmaktadır. Kimi hükümlülerin ceza süresi dolmasına rağmen serbest bırakılmamakta, bazı tutuklular da hiçbir mahkeme kararı olmaksızın aylarca, hatta yıllarca hapiste tutulmaktadır. Arabistanlı muhalifler ülke çapında 30 bini aşkın siyasi tutuklu bulunduğunu vurgulamaktadırlar. Arabistan'da işkenceler, yargısız infazlar, idamlar devam ederken, Suudi krallık rejimi hala BM insan hakları konseyinde sandalyesi ve temsilcisi bulunuyor.
Arabistan Suudi rejimi gibi bedevi bir ailenin sultası altındadır. Bu nedenle insan hakları, kadın hakları ve medeni hakları ayaklar altına alınmaktadır. BM İnsan hakları konseyi ahlaki, insani ve hukuki ilke ve kurallara tam olarak bağlı bir kuruluş olması gerekirken, siyasi ve toplumsal haklarının savunucusu olması gerekirken, Batılı güçlerin dikte ettiği tarzda hareket edip, Suudi krallık rejimi gibi bir rejimi üye olarak içinde barındırmaktadır.
Bu nedenle büyük bir itibar kaybına uğramaktadır. Uluslararası kuruluşların kurucusu güç odaklarının kötü işlevleri sonucu, İnsan haklarını ayaklar altına alan Suudi rejimi gibi hunhar rejimlerin kümelenme merkezine dönüşmüştür. Bu tür kuruluşların duyarsız ve pasif tutumlarından dolayı Suudi rejimi daha bir saldırganlaşıp, küstahça Arabistan halkını ve siyasi muhalifleri tutuklayıp idam etmektedir. Bu nedenle dünya toplumu Arabistan halkının vahim durumundan endişe duymaktadır.