Siyasi yöntemlerle devirmek, Suriye ile mücadelenin diğer yönü
Suriye krizi ile ilgili Cenevre 8. Tur görüşmeler, 28 Kasım 2017 tarihinde başladı, fakat Suriye nizamını askeri yöntemler ve özellikle terör grupları ile devirme konusu tamamen iptal edildiği bir zamanda, Suriye nizamı karşıtları ve muhalifleri, siyasi yöntemlerle Suriye düzenini değiştirme hedeflerini gerçekleştirmeye çalışıyorlar.
Bu programda son 7 yılda Suriye nizamı karşıtları ve muhaliflerinin Şam yönetimini devirmek için kullandıkları en önemli yöntemleri, ayrıca mevcut şartlardaki stratejilerini ele almaya çalışacağız.
Suriye krizinin şiddetlenerek devam etmesinin en önemli sebeplerinden biri, 4’lü Batı/Arap/İbrani/Türk ekseninin Suriye nizamı muhaliflerine desteği ve onların, mevcut düzeni değiştirmek ve özellikle Beşar Esad'ı Suriye güç yapısından silme çalışmalarıdır. Fakat Türkiye'nin bu krizdeki tutumu 2016 yılının sonlarından günümüze kadar büyük oranda hafifledi. Tabii ki bu eksen aynı zamanda Şam yönetimine karşı askeri savaşa, terör grupları kapsamında destek verirken aynı zamanda muhaliflere de çeşitli yöntemlerle desteklerini sürdürdüler. Suriye nizamının devrilmesi için uygulanan en önemli siyasi yöntemleri bu şekilde sıralayabiliriz.
“Suriye dostları grubunun” kurulması:
Fransa eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin önerisi üzerine “Suriye dostları” adlı bir grup kuruldu. Libya örneğinden esinlenerek bu grubun kurulması geçiş hükümetin oluşturulması ve Suriye nizamına siyasi baskı uygulamak hedefi ile gerçekleşti. Fakat hiçbir zaman Libya örneğinde olduğu gibi geçiş hükümetin kurulması ile sonlanmadı zira Libya krizinde tüm büyük güçlerin paralel olarak hareket etmesine rağmen, Suriye krizinde bölgesel ve dünya güçleri arasında ciddi ve açık bir görüş ayrılığı söz konusudur.
Suriye dostlarının ilk oturumu 70 ülke ve uluslararası kuruluşun temsilcileri ile Mart 2012 tarihinde yani Suriye krizinin başlamasından 1 yıl sonra Tunus'ta düzenlendi. Bu konferansta Katar ve Arabistan temsilcileri Arap ülkelerinin askeri müdahalesini önerdiler.
İkinci oturum İstanbul'da 83 ülke ve uluslararası kuruluşun temsilcileri ile düzenlendi. Bu oturumda Suriye nizamı muhalif gruplarının silahlandırılması kabul edildi. oturumda Amerika eski Dışişleri bakanı John kerry, " söz konusu silahların radikal grupların eline geçmemesi için gereken dikkati göstermeye çalışacaklarını" belirtti, fakat pratikte bu silahlar IŞİD ve Nusra Cephesi gibi aşırı selefi grupların eline geçti.
3. Oturum ise önceki iki oturma kıyasla daha az bir katılımla ve 50 ülkenin temsilcisinin Paris'te bir araya gelmesiyle düzenlendi. bundan sonra Lahey, Tokyo, Rabat, Doha, Amman, Londra, Paris, Doha, Rabat ve İstanbul bir sonraki oturumlara ev sahipliği yaptılar.
Söz konusu oturumlar geçiş hükümetinin kurulması hedefiyle düzenlendi; fakat aynı zamanda muhalifleri koordine etme ve birleştirmek gibi konuları da takip ediyordu. Bu bağlamda Fas'ın başkenti Rabat'ta düzenlenen 6. Oturumda, Ahmet Maaz el-Hatib'in başkanlığını üstlendiği Suriye dışındaki muhalifler koalisyonu, resmiyete tanındı. Bu oturumda Katar ve Fransa gibi ülkeler, Suriye elçiliğini muhaliflere devrettiler. Fakat aynı zamanda bu oturum geçiş hükümetinin kurulması ve muhalifleri birleştirerek aralarında koordinasyon sağlanması gibi beklentileri karşılayamadı.
Cenevre'de Güvenlik Konseyi Daimi üyelerinin ekseninde uluslararası oturumların düzenlenmesi
Suriye muhalefetinin yine bu ülkede mevcut nizamı devirme hedefinde kullandığı ve halen de kullanmakta olduğu yöntemlerden biri, İsviçre’nin Cenevre kentinde oturumlar düzenlenmesidir. İlk Cenevre oturumu, Suriye dostları grubunun ilk oturumundan sadece 3 ay sonra düzenlendi. Cenevre 1 oturumu, Haziran 2012 tarihinde, İran İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan temsilcileri olmaksızın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 5 daimi üyesi, bazı Arap ülkeler ve Türkiye'nin katılımıyla düzenlendi. Bu oturuma yönelik en önemli ve büyük eleştiri ise, Cenevre 1 bildirisi çerçevesinde, bir reçete ve direktif yazılması idi ve en büyük hedefi ise Beşar Esad olmaksızın Suriye'de geçiş hükümetinin kurulmasıydı. Bu yüzden söz konusu bildiri hiçbir zaman Şam yönetimi ve aralarında İran İslam Cumhuriyeti'nin de bulunduğu bazı müttefikleri tarafından kabul edilmedi.
Bu oturumların 2. Turu ise 18 ay aradan sonra 22 Ocak 2014 tarihinde ve İsviçre'nin Montrö kentinde düzenlendi. Bu oturumun en önemli özelliği ise, İran İslam Cumhuriyeti'nin ilk başta Birleşmiş Milletler tarafından oturma davet edilmesine rağmen Amerika ve bazı Arap ülkelerin baskıları nedeniyle bu davetiyenin geri alınması idi. Birleşmiş Milletler'in bu girişimi ise birçok uzman ve yorumcuyu Cenevre-2 oturumunun kurulmadan önce başarısız kalacağı görüşünde birleştirdi. birçok uzman ise İran’ın Cenevre-2 Konferansı'nda" oturumda olmayan hazır üye" olduğunu gündeme getirdiler. Zira Suriye krizinde İran İslam Cumhuriyeti'nin ağırlığı, bu kriz hakkında İran olmadan karar alınmasını imkansız kılacak kadar ağırdı. Bu yüzden Cenevre-3 Konferansı yaklaşık 16 ay sonra ve Mayıs 2015 tarihinde İran İslam Cumhuriyeti'nin ilk kez katılımı ile gerçekleşti.
2017 yılını siyasi açıdan Suriye krizi için yoğun bir yıl olarak tanımlayabiliriz zira Rusya, İran ve Türkiye ekseninde ve Suriye'de muhaliflerin temsilcilerinin katılımı ile Astana kentinde düzenlenen müzakerelere ilaveten, Cenevre kentinde de 5 tur oturum düzenlendi. Cenevre-4 müzakereleri Şubat, Cenevre-5 oturumu Mart, Cenevre-6 Konferansı Mayıs ve Cenevre- 7 oturumu ise temmuz 2017'de düzenlendi. Önemli olan konu ise Cenevre-4’ten Cenevre-7 kadar düzenlenen oturumlarının Astana müzakerelerinden etkilenmesi, ayrıca Suriye ve müttefiki olan güçlerin sahadaki zaferleri ardından düzenlenmesidir. Cenevre-8 oturumu ise 28 Kasım tarihinde çalışmasına başladı fakat 1. etap hiçbir sonuca ulaşmadan son buldu ve 2. etabın ise 5 Aralık tarihinden itibaren başlayarak 15 Aralık tarihinde son bulmasına karar verildi.
Cenevre müzakereleri neden Suriye'de siyasi krizin sonlanmasına sebep olmuyor?
Suriye'de IŞİD’in neredeyse tüm işgal ettiği bölgelerden temizlendiği ve ordu ve Suriye müttefik güçlerinin bu bölgeleri ele geçirdiği ayrıca gelecek aylarda terör gruplarının tamamen yok olmasının kesinlik kazandığı bir ortamda başta Cenevre müzakereleri olmak üzere siyasi görüşmeler, Suriye'deki güvenlik alanındaki gelişmeler gibi ilerleyemiyor. Aslında Cenevre müzakerelerinden Suriye krizinin sonlanması veya hatta hafiflemesi gibi bir sonuç çıkmadığı söylenebilir.
1. Sebep Cenevre müzakerelerin Suriye'de gelecek iktidar konusundaki içeriğidir, yeni anayasa, geçiş hükümetinin kurulması ve seçimler hakkında karar almak aslında Suriye'nin gelecek güç yapısında tarafların ağırlığını belirleyen kriterlerdir. Buna rağmen Suriye karşıtı gruplar Cenevre 8 müzakerelerinde, Beşar Esad olmadan yeni hükümetin kurulmasına dair mantıksız isteklerinde ısrar ettiler. Fakat bilindiği üzere Beşar Esad Suriye’nin, terörist gruplarca parçalanma tehlikesini etkisiz hale getirerek ülkeyi kurtarmayı başardı. Ülke yönetiminin başında Beşar Esad olmasaydı, IŞİD ve diğer terörist grupların Suriye'de yenilgisi ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması, imkansız olacaktı. Suriye nizamı karşıtları, " en kırılgan durumda" oldukları halde" Esad’sız Suriye" konusunu dillendirmeye çalışıyorlar.
Konuyu toparlayacak olursak, Suriye dostları gibi oturumların özelliğini ve işlevini kaybettiği gibi, Cenevre müzakerelerinin de muhalifler ve destekçilerinin mantıksız tutumlarının devamı ile yakında bitiş çizgisine ulaşması ve Suriye siyasi krizinin Astana müzakereleri ile son bulması beklenebilir. Bu durumda Sadece büyük batılı güçler değil hatta Birleşmiş Milletler'i de Suriye krizinde" yenilmiş taraf" olarak tanımlamak gerekir,zira Suriye konulu Cenevre müzakereleri, batılı güçler ve Birleşmiş Milletler'in kararları ve denetimi ile düzenleniyor./