Nükleer anlaşmadan çekilmek ya da uluslararası camia ile düşmanlık
-
Trump
ABD sonunda 7 ülke ve AB'nin imzalandığı ve BM Güvenlik Konseyi tarafından çıkarılan kararname ile uygulanması garanti edilen nükleer anlaşmadan çekildi.
ABD Başkanı Donald Trump İran halkına yönelik hakaret ve tehdit ile dolu açıklamalarında, 15 ay rest çekmesinin ardından sonunda ABD'nin İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan çekildiğini ilan etti. Aslında Trump bu kararıyla ABD'nin nükleer anlaşmaya karşı aylardır başlattığı ihlallerine resmiyet kazandırmış oldu.
Ancak nükleer anlaşma, Washington'un İran ile düşmanlığı ve Amerikan aşırıcı milliyetçilerin uluslararası camiaya karşı kontrolsüz şekilde tek taraflı hareketlerinin ilk kurbanı değil. İran halkı Şubat 1979 devriminin ertesi gününden itibaren ABD'nin düşmanlığıyla karşı karşıya kaldı ve Saddam rejimine desteği ve İran yolcu uçağını Fars Körfezi üzerinde düşürmesi gibi bu düşmanlığının örnekleri tarihin belleğine kazınmıştır.
Bill Clinton yönetimi döneminde Kyoto İklim Anlaşmasından George W. Bush yönetiminde anti füzelerin üretilmesini yasaklanan anlaşmaya ve son olarak Trump yönetimindeki türlü ahde vefasızlıklara kadar nükleer anlaşmadan önce de ABD'nin önceki ve şimdiki yönetimlerince başka anlaşmalar da yok edilmiştir.
Geçen 15 ay içinde ABD, Paris İklim Anlaşması ve Trans-Pasifik Ticaret Anlaşması'ndan, UNESCO'dan çekildi ve uluslararası itirazlara rağmen Kudüs'ü işgal rejimi İsrail'in başkenti olarak tanıdı.
ABD yönetiminin tek taraflı hareketleri, Wshington'un en yakın müttefiklerini bile rahatsız etmiş ve öfkelendirmiştir.
Trump, resmen nükleer anlaşmadan ABD'nin çekilmesini ilan etmekle, bu toplu anlaşmayı, belirsizlikten çıkarmış oldu. Bundan böyle nükleer anlaşma İran ile 5 ülke ve Avrupa arasında bir anlaşma olarak kalacak. Sözkonusu ülkeler, nükleer anlaşmaya bağlı kalacaklarını ve ABD tarafından uğratılan hasar ve zararları telafi edecekleri sözünü vermiştir.
Bundan daha çok Avrupalılar sorumludur. Sıra artık Avrupalılardır ki kendi siyasi-ahlaki kurallarına bağlı mı kılacaklar yoksa sonunda küresel ortaklaşmaya karşı radikal grupların isteği karşısında teslim mi olacaklar işte bunu göstermeliler.
Avrupalıların tereddütlü davranmaları halinde İran İslam Cumhuriyeti, Amerikalılar'ın aşırı istemciliği ve ihlalleri karşısında kendi haklarını gerçekleştirmek için takip edebilecek muhtelif yolları vardır.
15 yıl önce, Washington'un İran'ın nükleer anlaşmasına karşı izlediği benzeri yaklaşım, İran'ın nükleer programının nitelik ve nicelik anlamda gelişmesiyle sonuçlandı. Amerikalılar müzakere masasına oturduklarında İran'ın santrifüj saysı birkaç yüzden 20 bin'e ulaştı. Gelecekte aynı şeyin yaşanabileceği uzak bir ihtimal değil. İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından yaptığı konuşmada, "Atom Enerjisi Kurumu'na gerektiğinde sınırsız şekilde endüstriyel zenginleştirme faaliyeti için gereken girişimlere hazır olmaları yönünde talimat verdim." açıklamasında bulundu.
Bu karar, İran'ın sözünü verdiği o tarihi pişmanlık olacak.
İslami İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşmadan Amerika’nın çekilmesinin Amerika'nın uluslararası anlaşmalara bağlı kalmadığının açık bir göstergesi olduğunu söyledi.
Ruhani, ABD Başkanı Trump’ın KOEP’ten çekildiklerini ilan ettikten sonra televizyondan canlı yayında bu konuda Amerika'nın bu girişimine tepki göstererek, Trump’ın kararının İran aleyhine psikolojik bir savaşın başlangıcı olduğunu ifade etti ve büyük İran halkının bu psikolojik savaştan etkilenmeyeceğini söyledi.
KOEP’in artık İran ve 5+1 yerine İran ve 5 ülke arasında olduğunu ifade eden Ruhani, ‘’Ben Dışişleri Bakanlığına gelecek haftalarda Avrupa ülkeleri, Çin ve Rusya ile koordinasyon ve müzakereleri yapması için direktif verdim.’’ dedi.