Almanya'nın yaptırım ve tarife siyasetini eleştirmesi
-
Almanya dışişleri bakanı Heiko Maas
Amerika, Donald Trump başkanlığı döneminde, ticaret ve dış siyaset alanlarında, tarife ve yaptırım siyasetini bir araç olarak kullanmayı, diğer ülkelerle ilişki ve çalışmalarının başına yerleştirmiştir.
Trump diğer ülkeler ile ilgili hedeflerini gerçekleştirmek için tarifeleri arttırmak ve yaptırım uygulamakla baskılarını arttırarak istenilen sonuca ulaşabileceğini tahmin ediyor.
Fakat bu tutum bir çok ülke, bu arada sadece Amerika rakipleri değil hatta müttefiklerinin ile eleştirililerine sebep olmuştur. Bu bağlamda Almanya dışişleri bakanı Heiko Maas Çinli mevkidaşı Wang Yi ile BM 73. Genel oturumu kulisinde yaptığı görüşmede AB'nin yaptırım ve tarifelerin bir siyasi araç olarak kullanılmasına destek vermediğini söyledi.
Maas'ın belirttiğine göre "uluslararası ilişkiler, yapısal sorunlarla karşı karşıyadır, AB yaptırım ve tarifeyi bir dış siyaset aracı olarak kullanılmasına destek vermiyor."
Almayan dışişleri bakanı ayrıca Berlin ve Pekin'in serbest ticaret, iklim değişikliği ve de İran ile nükleer anlaşma konusunda benzer tutum ve görüşe sahip olduklarını belirtti.
Görünüşe göre ihracat eksenli iki ekonomi güç olan Almanya ve Çin'in ortak görüşlere sahip olmasında, Trump'ın aldığı ticari kararlar ve gümrük tarifelerini arttırma kararı nedeni ile Amerika ile ticarette sorun yaşamları, etkili olduğu gözleniyor.
Amerika başkanı Donald Trump ülke ekonomisine destek siyaseti bağlamında Amerika'ya yapılan ithalata uygulanan tarifeleri arttırarak pratikte bir çok büyük ekonomi güç ile savaşa girmiş bulunuyor. Çelik ve alüminyuma yüzde 25 ve yüzde 10 tarife uygulama kararı, Amerika müttefiklerinin sadece geniş çapta itirazlarına sebep olmadı üstelik onları bazı Amerika mallarına yeni tarifeler uygulamaya da yöneltti.
Bu konu ise her geçen gün daha da geniş boyutlar kazanan ve özellikle Amerika ve Çin arasında ticari savaşın başlaması anlamındadır. Diğer yandan, İran ile imzalanan Bercam nükleer anlaşmasında 4+1 grubu arasında yer alan Almanya ve Çin, Amerika'nın tek yanlı olarak bu anlaşmadan çekilmesini eleştirmekleler.
Almanya, Avrupa troykası çerçevesinde ve AB'nin girişimleri ile paralel olarak Bercam nükleer anlaşmanın devam etmesin için pratik kararların alınmasını istiyor. Berlin Amerika'nın Bercam nükleer anlaşmadan çekilmesi ardından defalarca yaptırım siyasetini eleştirmiştir. Heiko Maas ise bu bağlamda yaptığı açıklamada, "Berlin ve AB'nin Bercam'a "fırsat" vermekle "doğru yolu" seçtiklerini" söyledi.
Maas AB'nin Bercam anlaşmasını koruma çalışmalarına işaretle, "bunun dışında her türlü eylemin gerginliği arttırabileceğini ve Avrupa'da güvenliklerini tehdit edebileceğini, bu yüzden bu konuya bu kadar dikkat ettiklerini" söyledi.
Almanya açısından Trump'ın "önce Amerika" sloganına dayalı tutumu sadece dünya düzenini bozmakla kalmayıp üstelik bölgesel ve uluslararası gerginliklere de sebep olacaktır. Tabi ki Amerika'nın bu tutumu önceki başkanlarda ve özellikle George Bush hükümetinin çalışma programında da yer almıştı.
Amerika bir çok konuda dünyada farklı bir yol izlemekte ve tek yanlılık konusunda vurgu yaparak tek başına karar alıyor. Fakat bu siyasetler Amerika'nın dünya düzeninde yalnızlaşmasına ve inzivaya itilmesine sebep oluyor./