Dünya Gıda Günü
16 Ekim Dünya Gıda Günü münasebetiyle özel bir programla karşınızdayız. Bugünkü programda bu alandaki faaliyetleri, sorunları ve tehditleri konu edineceğiz.
İnsanoğlunun her zaman çektiği bir çile, besin maddelerinin azlığı ve onun üretim yolunu bulmaktır. Ancak insan günümüzde bu hayati meseleyi geçmişe kıyasla çok daha fazla önemsemektedir. Çünkü yürütülen tahminlere esasen 21'inci yüzyılın ikinci yarısında kadar dünyamızın nüfusu 9 milyarı açacak ve bu kadar büyük bir kitlenin besin ihtiyaçlarını gidermek için besin maddelerinin üretimi yüzde 70 artması gerekiyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) son raporlarına esasen dünyadaki açlık oranı kısa bir azalma süresinden sonra yavaş yavaş artmaya başlamıştır. Günümüzde 815 milyon insan kronik kötü beslenmeden zarar görmektedir. Böylesine bir sorunun varlığı Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) de bu kadar önemli bir mesele için bir gün ayırmasına sebep olmuştur. Böylece başka ülkelerde bu konuda farkındalık yaratmak istenmiştir. Bu gün, besin ve gıdayla ilgili olan birçok uluslararası kurum ve kuruluş tarafından özellikle de Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu ve Dünya Gıda Programı tarafından, gıda ve besin azlığı alanındaki bilinçlendirme ve bu krizi çözmek için bir plan geliştirme doğrultusunda kutlanmaktadır. Bugün 16 Ekim günü Dünya Gıda Günü'dür.
Dünya devletleri ve ülkelerinin üst düzey yetkilileri 1996 Dünya Gıda Toplantısı'nda 2015 yılına kadar dünyadaki aç sayısının, kamu ve özel sektörün tarımdaki faaliyetlerinin artmasıyla üretimin arttırılması suretiyle yarıya kadar azaltılması konusundaki anlaşması ve bu kararın 2005 yılında New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde tekrarlanması bu konudaki önemli adımlardan sayılır. Ancak Dünya Gıda Güvensizliği Durumu raporuna göre sadece 63 ülke açlığın azaltılması doğrultusundaki hedeflerine ulaşmışlardır. Besin maddelerindeki krizle ilgili son raporda dünyadaki aşırı açlık düzeyinin artmış olduğu görülmektedir. 2017 yılında 51 farklı ülkede yaşayan 124 milyon insan aşırı güvensiz yemekler ve besinler alma tehlikesindeydi. Bu oran 2016 yılındaki rakamlara göre 11 milyon daha fazla insanın bu tehlikeyle karşılaştığını gösteriyor.
Yemen nüfusunun yüzde 60'ı, yani 17 milyona yakın insan mutlak gıda güvensizliği içinde yaşamaktadır. Güney Sudan ülkesinde ise mutlak gıda güvensizliği içinde yaşayan insan sayısı 4.8 milyon kişidir. Ayrıca sırasıyla Suriye, Lübnan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Ukrayna, Afganistan ve Somali en yüksek gıda güvensizliği oranına sahip olan ülkelerdir. Bu raporda Kongo Cumhuriyeti'nde mutlak açlıkla mücadele eden insan sayısının günden güne arttığı ve 7.7 milyon kişiye ulaştığı ve böylece yeni bir kriz döneminin başlandığı yazılmaktadır. Halbuki bu ülkede geçen altı ayda 5.9 milyon kişi mutlak açlık içinde yaşıyorlardı. Böyle bir artış tehlike çanlarının çaldığı anlamına gelir. Ayrıca aynı zaman süresi içinde Afganistan'da mutlak açlık içinde yaşayan insanların sayısı 3.3 milyondan 7.6 milyona kadar ulaşmıştır.
Birçok araştırma ve bilimsel çalışmaya esasen dünyadaki gıda krizi, çatışmalar ve savaşlar, aşırı iklim değişiklikleri, gıda ve besin ürünlerinin yüksek fiyatı gibi birçok nedenden dolayı günden güne daha da kötüye gitmektedir. Bunların arasında ise 18 ülkenin aşırı gıda güvensizliği çatışmalardan kaynaklıdır. Bu ülkelerin 15'i Afrika ve Orta Doğu'da yer almaktadır. Dünya Gıda Programı Başkanı Francis Mwanza The Guardian Gazetesine verdiği demeçte bu gerçeğe değinerek şunları söyledi: "Savaşlar ve çatışmalar Dünya Gıda Programı için oldukça yüksek maliyete mal olmuştur ve bu programın bütçesinin yüzde 80'i savaşzede bölgelerde harcanmak zorunda kalmıştır. "
2017 Dünya Gıda Krizinin raporları da savaşların ve çatışmaların gıda güvensizliğinin oluşturulmasında en önemli sebep olduğunu onaylıyor. Son onyılda gıda güvensizliğinin artması ise Miyanmar'da, Nijerya'nın Kuzeydoğusunda, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Güney Sudan ve Yemen'deki çatışmalardan dolayıdır. Bu olaylar da barış ve gıda güvenliği arasındaki bağı göstermektedir.
İklim değişiklikleri ve onun doğurduğu sonuçlar, özellikle de kuraklık dünyanın 23 ülkesindeki gıda güvensizliğinin asıl nedenlerindendir. Bu ülkelerin üçte ikisi Afrika kıtasında yer almaktadır. Dünya gıda krizi raporuna göre doğal afetler dünyadaki 39 milyon kişinin gıda güvensizliği içinde yaşamasına sebep olmuştur. FAO'nun bildirdiğine göre iklim değişikliklerinden dolayı 8 yıl sonra yeraltı suların düzeyi gelişmekte olan ülkelerde yüzde 50'ye kadar azalacaktır ve bundan dolayı da bu bölgelerde yaşayan insanların gıda ihtiyaçlarının giderilmesi daha da zorlaşacaktır.
2025 yılına kadar yani sadece yedi yıl sonra iklim değişikliklerinden doğan sonuçlar yer küreyi o kadar etkileyecektir ki gelişmekte olan ülkeler, yeraltı kaynaklarının yüzde 18'ini ve gelişmiş ülkeler de yeraltı sularının yüzde 18'ini kaybedecekler ve böylece bitkilerin ve gıda üretiminin temel maddesi olan suyun azalmasıyla dünya ve özellikle de Doğu ve Güney Afrika'daki Güney Sudan, Somali, Yemen ve Nijerya ülkelerindeki gıda azlığı krizi daha da şiddetlenecektir.
Uzmanların görüşlerine göre dünyadaki yoksulluk ve açlığın bir başka sebebi de dünyadaki siyasi ve ekonomik sistemlerin adaletsiz yapılanmasıdır. Günümüzde milyonlarca insanın aç olduğu bir sırada 672 milyon insan aşırı kilolu ve obeziteye yakalanmış durumdalar. Bir milyar insan ise kilolu durumdadırlar. Bir başka taraftan da FAO'nun verilerine göre dünyanın farklı noktalarında 800 milyonu aşkın insan gıda azlığıyla mücadele ettiği halde yılda 1.3 milyar ton besin maddesi dünyada çöpe dökülmekte ya da israf edilmektedir. Hâlbuki besin maddelerinin israfını ve çöpe atılmasını önleyerek dünyadaki gıda azlığıyla mücadele eden insanların yemek ihtiyaçları giderilip dünyadaki gıda güvenliği artırılabilir. Gıda ve besin maddelerinin boşa gitmesi dünyadaki milyonlarca insanı uygun beslenmeden mahrum bıraktığı gibi çevreyi de olumsuz yönde etkilemektedir. Besin maddelerinin israfı ve ziyan edilmesi su, enerji, iş gücü, sermaye ve yeri olumsuz şekilde etkilemenin yanı sıra sera gazlarının da artmasına sebep oluyor. Bu da çevremize ciddi zararlar veriyor.
Mevcut duruma bakıldığında, 2017 Dünya Gıda Krizi raporunda da ciddi ve sürekli bir girişimde bulunulmadığı halde gıda güvensizliğinin daha da şiddetleneceğine vurgu yapılmıştır. Bundan dolayı gıda krizini önlemek ve iyileştirmek için uygun bir yol ve yöntem bulunmalıdır. Çünkü gıda kıtlığı aşamasına varıldığında hem uluslararası arenada ve hem de ülkelerin iç arenasında kargaşalar ve karışıklıklar ortaya çıkacaktır. Bundan dolayı bugün koordineli ve eş zamanlı bir harekete ihtiyaç duyulmaktadır. İnsanların canının kurtarılması için besin maddelerindeki krizin köklerini bulmak ve kurutmak lazım. Böyle bir yaklaşımdan hareketle 2018 dünya gıda gününün sloganı " sıfır açlığa ulaşmak için çabalamak" olarak seçilmiştir.
FAO tarafından açıklanan 2018 yılındaki dünya gıda gününün bir başka sloganı da "2030 yılına kadar sıfır aç insan" sloganıdır. Bu sloganın gerçekleştirilmesi için dünyanın zengin ülkeleri bilimsel, bölgesel, pratik işbirliklerin yapılması için belli koşulları sağlayarak yeni besin maddelerinin üretilmesi ve uygun bir gıda programının yapılması şarttır. Bu doğrultuda besin maddelerine erişimin sağlanması, başka gıda kaynaklarının bulunması, yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve daha sağlıklı bir beslenme, yoksullar için dünya bankasının kurulması ve beslenmenin küresel yönetimi alanlarında çalışmalar yapılmalıdır. Bütün bunlara rağmen, uzmanlara göre besin maddelerinin adil bir şekilde dağıtılması da dünyadaki açlık ve gıda güvensizliğiyle mücadelede büyük bir rolü vardır.
Dünyadaki gıda güvenliğini artıracak bir başka konu da toplumsal katılım ve çiftçi ailelerinin değerli rolleridir. FAO'nun İran'daki temsilcisi Sergey Nakouzi, açlık ve gıda güvensizliğine karşı mücadelede çiftçi ailelerinin katkısının kader belirleyici olduğunu savundu. Çiftçiler sahip oldukları potansiyellerden dolayı, aslında bir ülkenin kalkınma motoru sayılırlar. İşte bundan dolayı da yoksulluk ve açlıkla mücadele etmek için onların dikkate alınması kaçınılmazdır. Yoksul çiftçi aileler ise potansiyellerinden yararlanıp tarım ve çiftçilikten elde edilen ürünlerin üretimini artırabilir böylece dünyadaki yoksullukla mücadelede ve gıda güvenliğini sağlamakta pay sahibi olabilirler.
Böylece dünyadaki açlığı yok etmek için sadece uluslararası ve bölgesel işbirliklerin yeterli olmayacağını söyleyebiliriz. Açlık ve gıda güvensizliğiyle mücadele etmek için bütün dünya halkının katkısına ihtiyaç duyulmaktadır.