Almanya’dan Amerika’ya Karşı Çağrı
Donald Trump’ın 20 Ocak 2017’de Amerika Başkanı olarak göreve başlamasını, tek taraflı siyasetlerin yeniden canlanma dönemi olarak kabul edilebilir.
Trump tabi başka ülkeleri hiçe sayarak, “ Önce Amerika” sloganı doğrultusunda, Amerika hedefleri ve çıkarlarına öncelik vererek Washington’un tek taraflı ve başına buyruk siyasetlerinin Amerika’nın gücünün artmasında ve rakiplerine karşı üstünlük sağlamasına yol açacağını düşünüyor.
Trump tarafından böyle bir yaklaşımın sergilenmesi, ister Amerika’nın rakipleri ister ortakları tarafınndan birçok eleştiriye sebep oldu. Bu doğrultuda Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Spiegel haftalık dergisine verdiği demeçte, çok taraflı uluslararası düzene karşı savaş başlatanlar ile mücadele edilmesi zaruretine vurgu yaparak, “Amerika ile yeni bir ortaklık kurmak ihtiyacı duyuyoruz. Avrupa eksenini bu ülke karşısında daha da güçlendirmeliyiz.” Değerlendirmesinde bulundu.
Donald Trump ulusalcılığa dayanarak, NATO gibi Avrupa esaslı kuruluşlardaki Amerika yükümlülüklerini önemsememekte bundan dolayı Avrupalıların NATO masraflarının karşılanmasında daha fazla sorumluluk üstlenmelerini ve askeri bütçelerinin artmasını istemektedir. Donald Trump defalarca, özellikle de Almanya’dan Amerika’nın sözde Avrupa’nın güvenliğinin sağlanması için harcadığı masrafları talep etmiştir. Bu mesele ise Berlin hükümetinin öfkesine yol açmıştır.
Almanya Dışişleri Bakanı Maas, Trump’ın Avrupa’dan çekilebileceğine dair soruya şöyle cevap verdi:” Trump açısından Amerika artık liberal demokrasilerin önderi değildir. Trump, ulusalcı bir yaklaşımı tercih ediyor.”
Almanya Dışişleri Bakanının bakış açısından Trump dönemine karşın Avrupa ile Amerika arasındaki dengenin korunması için yeni bir ortaklık kurulmalı ve böylece Atlantik Okyanusunun iki tarafında bulunanlardan oluşan koalisyonun Avrupa ayağı güçlendirilmelidir.
Avrupa Birliğinin en önemli ülkelerinden ve ayrıca Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya açısından, Trump açık ve önceden planlanmış bir şekilde, çok taraflılığa dair araçları ve yasaları yok etmeye çalışmakla, zorbalığa dayanan tek taraflılık yaklaşımını uluslararası girişimlerine örnek olarak seçmiştir.
Trump ilk olarak Paris İklim Anlaşmasından ve daha sonra da Bercam Nükleer Anlaşmasından çekildi. Trump Amerika’yı UNESCO ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinden de çekmiştir. Aynı zamanda Trump, Amerika ile Çin arasındaki ticari savaşın da tetikleyicisi olmuş ve Avrupa Birliği ile de ticari gerilimlere neden olmuştur.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian’ın belirttiğine göre “Trump ilk olarak “ önce Amerika” sloganı ile Beyaz Saray’a geldi ancak şimdi daha da ileriye gidip “ yalnız Amerika” sloganını atmaktadır. Yani Amerika herkes ile güç savaşına girmiş ve her türlü iki taraflı müzakerelerde üstün olduğunu dayatmak istiyor. “
Donald Trump’ın yaklaşımı ve davranışından yakınanlar sadece Amerika’nın ortakları ve müttefikleri değildir. Bunların yanı sıra Amerika’nın siyasi, askeri ve ekonomik alandaki en önemli rakipleri olan Rusya ve Çin de Trump’ın özellikle de uluslararası konulardaki bu tek taraflı yaklaşımını şiddetli bir şekilde eleştirmektedir.
Görünen o ki Almanya Dışişleri Bakanının son zamanlardaki açıklamaları, Amerika ve Avrupa arasındaki stratejik ortaklığının sonlandığı ve Atlas Okyanusu iki tarafındaki ilişkilerde yeni dönemin başlangıcı anlamındandır; bu dönemin belirtisi ise iki tarafın bir çok uluslararası konularda farklı görüşler ve en az ortaklığa dayanan işbirliğidir.
Buna ilaveten Almanya gibi büyük Avrupa ülkelerinin çıkarlarının daha çok Rusya’nın Avrupa’ya doğalgaz ihracatı doğrultusunda olması, Amerika’nın çıkarları ile çelişmektedir. Bu nedenden dolayı Berlin, Washington’un çağrıları ve isteklerine karşın Moskova ile Nord Stream Doğalgaz boru hattındaki işbirliğine devam etmesine vurgu yapmaktadır./