Sarı yelekliler hareketi; Macron’un en büyük sorunu
Fransa’da sarı yelekliler hareketi 17 Kasım 2018 Cumartesi günü başta başkent Paris olmak üzere bu ülkenin çeşitli kentlerinde ve Cumhurbaşkanı Emanuel Macron ve hükümetinin izlediği politikaları protesto etmek üzere başladı.
Bu hareket engebeli sürecine karşın halen devam ediyor ve Cumhurbaşkanı Macron için ciddi bir soruna dönüştüğü anlaşılıyor.
Fransa’da sarı yelekliler hareketinin devam etmesi, bu sosyal hareketin sadece geçici bir itiraz hareketi olmadığını, bilakis bu hareket Fransa ve hatta Avrupa genelinde siyasi ve sosyal sürekli bir hareket olduğunu gösteriyor.
Öte yandan bu hareketin başlaması üzerinden üç ay geçmesi de Fransa’da iktisadi ve sosyal iç durumu ciddi bir şekilde etkilediği ve Cumhurbaşkanı Macron’un esas kaygısı olmaya başladığı anlaşılıyor.
Fransa’da Macron hükümetinin iktisadi politikaları ve özellikle yakıt fiyatları ve çevre meseleleri ile ilgili tutumu bu ülkede sarı yelekliler hareketinin şekillenmesine yol açtı ve şimdi de kapitalist düzene karşı bir harekete dönüşerek Fransa’nın birçok kentinde devam etti ve halen de devam ediyor. Gerçi sarı yelekliler hareketi belli bir lideri bulunmuyor, ama yine de bazı gözlemciler bu hareketten Fransa’da kapitalist düzene karşı en büyük hareket şeklinde söz ediyor.
Öte yandan Fransa’da çok sayıda politikacı, siyasi parti lideri ve üst düzey yetkililer Cumhurbaşkanı Macron’u uyarmaya ve ülkeyi şimdiki iktisadi krizden kurtarmaya ve protestocuları sakinleştirmeye davet etmeye başladığı gözleniyor. Fransa senato meclisi Başkanı Gerard Larcher (Jerar Larşe) attığı twittinden şöyle diyor: Fransa yönetimi derhal iktisadi politikalara itiraz edenlerin ihtiyaçlarını karşılaması ve böylece ülkeni oluşan krizden çıkarması gerekir.
Fransa cumhuriyetçi partisi de Paris yönetiminden geç kalınmadan protestocuların sesini duymasını istedi.
Bilindiği üzere Fransa 2008 yılında karşılaştığı mali ve iktisadi krizin ardından ekonomik durgunluk, işsizlik oranı artışı ve görülmemiş düzeyde bütçe açığı gibi ciddi iktisadi sorunlarla karşı karşıya kaldı. Öte yandan Emanuel Macron cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanarak Mayıs 2017’de Elize sarayına girdikten sonra hazırladığı mali ve iktisadi reformları uygulamaya başladı. Macron bu reformlar Fransa’nın iktisadi ve sosyal durumları iyileştireceğini iddia ediyor.
Macron’un iddialı reformlarından biri yatırımları arttırmak ve sonuçta istihdam alanlarını genişletmek üzere iş yasası reformuydu. Ancak bu reform paketi işçileri ve memurları işverenlerin karşısında zayıf duruma düşürdüğünden, işçi ve memur sendikalarının geniş çaplı itirazları ile karşılaştı. Özetle Fransa toplumunun Macron’un tüm icraatına yönelik tutumu olumsuz ve geniş çaplı itirazlar ve protesto eylemleri ile beraber oldu.
Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Macron bütçe açığını kapatmak amacıyla hükümetin vergi gelirini arttırmak ve Fransa halkını fosil yakıt yerine temiz enerji çeşitlerini kullanmaya teşvik etmek üzere yakıtlara yeni vergi uygulama kararı aldı. Ancak Macron’un bu kararı Fransa toplumunda ciddi tepkilere yol açtı ve şimdi sonu ne zaman geleceği dahi bilinmeyen sınırsız itiraz ve protesto eylemlerini tetikledi. Bazı gözlemciler yakıt vergisinin artışı sadece bir bahane olduğunu Fransa halkı asıl bu ülkenin kötü iktisadi durumuna ve gerçekte Fransa’ya hakim olan kapitalist düzene itiraz etmek için bu bahaneyi kullandığını belirtiyor.
Fransa’da bu itirazlar 17 Kasım 2018’de başladı ve hızla şimdiye dek görülmemiş boyutlara ulaştı. İtirazların ilk haftasında 280 bin kişi Fransa’nın çeşitli kentlerinde protestolara katıldı. Bu itirazlar daha sonra sarı yelekliler hareketi olarak ün yaptı.
Bu hareket ilkin Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un yakıt vergisini arttırmasına itiraz etmek üzere şekillendi. Fransız protestocular Fransa trafik yasasına göre her araçta bulunması gereken sarı yelekleri giyerek itirazlarını yaygınlaştırdı.
Ancak en başta barışçıl bir şekilde başlayan ve yayılan sarı yeleklilerin itiraz hareketi şiddete dönüştü. Bu itiraz hareketi Fransa halkının kısa sürede en kanlı itiraz hareketi oldu. Şu anda Fransa’da bu itirazların başlaması üzerinden üç ay geçtiği bir sırada 10 kişi hayatını kaybetti, 3300 kişi yaralandı veya gözaltına alındı. Bu arada 20 protestocu Flashball adlı çok tehlikeli bir silahın kullanılması yüzünden ya gözleri kör oldu, ya da herhangi bir organı etkilendi.
Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un protestocuları isyancıların kurduğu kumpasın ortakları nitelemesi protestocuları daha da öfkelendirdi ve hareketin üyeleri Fransa kentlerinde daha kararlı bir şekilde itirazlarını sürdüreceklerini açıkladı.
Aslında bu itirazların en önemli özelliklerinden biri, hareketin kendiliğinden şekillenmesi ve işçi ve memur sendikaları gibi resmi kurum ve kuruluşların hiç bir rolü bulunmamasıdır.
Siyaset meseleleri uzmanı Hamid Rıza Asıfi şöyle diyor: Fransa hareketi özel bir lideri bulunmuyor ve sanal ortam ve halk, sokaklara dökülmelerine sebep oldu ve ardından Macron ve politikaları hedef alındı ve Macron hükümetinin genel iktisadi politikaları sorgulanmaya başlandı.
Sarı yelekliler hareketi Fransa ekonomisi üzerinde birçok olumsuz etkisi oldu ve özellikle bu ülkenin ekonomik büyümesini 2018 yılının son çeyreğinde geriletti. Fransa ekonomi ve maliye Bakanı Bruno Lumer 28 Şubat 2019’da yaptığı açıklamada, protesto eylemleri başladığı günden bu yana Fransa ekonomisini olumsuz etkilediğini duyurdu. Fransa senatosunda protestoların Kasım 2018’den bu yana ekonomi üzerindeki etkilerini açıklayan Bakan Lumer, bunun bedeli çok ağır olduğunu ve üç ayda ekonomik büyümeyi yüzde 0.2’lik gerilemesine yol açtığını kaydetti.
Fransa hükümeti şimdiye kadar bu sosyal hareketin 2018’in son çeyreğinde ekonomik büyüme üzerinde etkisini yüzde 0.1 olarak tahmin ediyordu ki bu da 2.5 milyar avro demekti.
Bakan Lumer sarı yeleklilerin düzenledikleri protesto eylemleri ve şiddet olayları Fransa ekonomisine ağır darbe indirdiğini belirterek şöyle devam etti: Fransa’da cari itirazların ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri çok geniştir ve gelecekte bu konunun boyutları daha da belirgin hale gelir. Yine şimdiki durumun vehameti de Fransa’da turizm sektörüne büyük zarar vermiştir. Bu geniş çaplı itirazların sadece bir sonucu Fransa’ya gelen turist sayısının yüzde 50 gerilemek oldu.
Sarı yelekliler hareketi devam etmesi, Paris yönetiminin protestoculara karşı geri adım atmasına ve bazı isteklerini kabul etmesine yol açtı. Bu doğrultuda, radikal sağcıların elinde bulunan Fransa senatosu yakıt vergisini arttırma yasasının durdurulmasına karar verdi. Söz konusu vergi artışı Ocak 2019’dan itibaren yürürlüğe girmesi gerekiyordu. Yine Fransa yönetimi sonunda yakıt vergi artışı yasasını tamamen rafa kaldırmak zorunda kaldı. Bu doğrultuda Fransa Başbakanı Philip 5 Aralık çarşamba günü bir açıklama yaparak Paris yönetimi bundan önce 6 aylık bir süreliğine askıya alan yakıt vergisini arttırma yasasını tamamen askıya aldığını belirtti. Başbakan Philip, protestocuların dile getirdikleri konuların arasında birçok konu tamamen yasal talepler olduğunu, bunlar tam da dinlenmesi gereken şeyler olduğunu vurguladı.
Gerçi sarı yeleklilerin itiraz hareketi de yakıt vergisinin artış bahanesi ile başlamıştı, ancak şimdi bu hareket tamamen siyasi, sosyal ve iktisadi geniş kapsamlı bir harekete dönüştüğü gözleniyor. Teslim olmayan Fransa partisi Başkanı Jean Luc Melenchon ise şu değerlendirme bulundu:
Artık protestocuların sesini duymak için çok geç, zira halk iktisadi baskıların altında ezildiler. Siyasi boyutta protestocular Macron’un iktisadi politikaları yüzünden hükümetin ve hatta Cumhurbaşkanı Macron’un istifa etmesini istiyorlar.
Sosyal açıdan ise bu itirazları, Fransa halkının bu Avrupa ülkesinde yoksulluğun özellikle varoşlarda yaşayan insanların arasında yayılmasına yönelik bir itiraz hareketi nitelemek mümkün. Bugün Fransa’da işçi sınıfı ve toplumun orta gelirli kesimi hüsran duygusu yaşıyor. Bunlar öfkelenmiş, geleceğe dönük umutlarını kaybetmiştir. Bunlar Macron’u zenginlerin Cumhurbaşkanı niteliyor. Fransa’da halkın özellikle Macron’un cumhurbaşkanlığı döneminde daha da fakirleşmesi bu ülkede sarı yelekliler hareketini tetikledi.
Öte yandan konut fiyatlarında yaşanan artış, Fransa toplumunda daha zayıf ve yoksul kesimleri büyük kentlerdeki evlerini terk ederek daha küçük kentlere ve hatta varoşlara yerleşmeye zorladı. Artan yoksulluk sıkıntısı ile karşı karşıya bulunan bu kesim Macron’un yakıt vergisini arttırma politikasını ailelerinin ekonomisine büyük bir darbe olarak görüyorlar. Yine sarı yelekliler hareketini aynı zamanda avro karşıtı bir hareket nitelemek mümkün. Asgari ücretin artması, sarı yelekliler hareketinin taleplerinden biri olduğu halde Fransa yönetimi avro değeri üzerinde hiç bir kontrolü bulunmuyor ve başka ülkelerle rekabet yüzünden, protestocuların bu talebine olumlu karşılık veremiyor. Buna göre sarı yelekliler hareketi daha uzun süre hayatını sürdüreceği söylenebilir.
Şimdi ise Fransa’da itiraz hareketi Avrupa kıtasında yer alan Belçika gibi mali ve iktisadi durumlarının gidişatından öfke duyan ve yönetimleri bu gidişatı durduramayacağına inanan diğer bazı ülkeler için de örnek oluşturduğu anlaşılıyor. Bu tür hoşnutsuzlukların simgesi ise yakıt fiyatlarında yaşanan artış ve enerji çeşitlerine uygulanan yeni vergilerdir. Bu artışlar Avrupalı vatandaşları derinden öfkelendirdiği anlaşılıyor.
Öte yandan bu mesele, Avrupa ülkelerinde bir nevi ortak bir sosyal ve siyasi hareketin şekillendiğini ve bu ülkelerin siyasi ve iktisadi alanlarını ciddi bir şekilde etkileyebileceğini ortaya koyuyor
Sarı yelekliler hareketi kapitalist karşıtı bir mahiyeti bulunuyor. Gerçi bu hareket en başta yakıt fiyatlarının artışı bahanesi ile başladı ve en çok da sanal medya bu hareketin yayılmasında etkili oldu, fakat itirazların devam etmesi Fransa halkının Macron yönetiminin iktisadi politikalarından hoşnut olmadığını gösterdi. Her halükarda Fransa halkı toplumlarında adalet ve en başta iktisadi adaletin sağlanmasını istiyor.