Müzeler Kültür Merkezi Olarak, geleneğin geleceği
18 Mayıs, dünya müzeler günü olarak adlandırılmıştır.
Bilindiği üzere müzeler, her ülkenin önemli tarihi ve kültürel kurumlarından biri olarak değerli tarihi ve kültürel eşyaları koruyarak toplumun kültürel açıdan gelişmesi sürecinde önemli rolleri vardır. İnsanların bir çoğu tarih bilgilerini geliştirmek için kitap okur ve bu sayede tarihi olayları kafalarında canlandırmaya çalışır fakat bir müzede tarihin bizzat kendisini görmek ve mesajlarını almak mümkün. Müzelerdeki eşyaların her biri dilsiz olmalarına rağmen bin bir lisan ile insanla konuşur. Bu eşyaların her biri insanlığın sanat, kültür ve tarihinden muteber belge ve kanıtlar sergiliyorlar.

Müze kelimesi Fransızca musée sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük, Eski Yunanca (mouseîon μουσεῖον) "Mousa'lar tapınağı, Mousa'lara adanmış yer" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca (Moûsa μοῦσα) "sanat tanrıçası" sözcüğünden türetilmiştir.
UNESCO'ya bağlı Uluslararası Müzeler Konseyi-ICOM (International Council of Museums) müze anlamı ile ilgili şöyle diyor:
Müzeler kültürel değeri olan buluntulardan (eserlerden) oluşmuş bir bütünü çeşitli araçlarla korumak, incelemek, değerlendirmek ve en önemlisi toplumun estetik zevkinin yükselmesi ve eğitimi için teşhir etmek amacıyla, kamu çıkarları için idare edilen kuruluşlardır.
Bugün 18 mayıs Uluslararası Müzeler Konseyi-ICOM tarafından dünya müzeler günü olarak adlandırılmıştır. Konseyin uluslararası müzeler gününü seçme hedefi ise müzelerin milletler arasında işbirliği ve kültürlerin zenginleştirilmesi, kültürel alışverişin önemli bir araç olduğu gerçeğini anlatmaktır. ICOM 1977 yılından itibaren her yıl 18 mayıs günü için çeşitli programlar yaparak müzelerin faaliyet seviyesini yükseltmeye çalışıyor.
Bu bağlamda ICOM her yıl müzelerin çalışmalarını belirli bir yöne yöneltme amacı ile müzeler günü için bir slogan seçiyor. Bu yılın sloganı ise “Müzeler Kültür Merkezi Olarak, Geleneğin Geleceği” (Museums as Cultural Hubs: The future of tradition) olarak seçilmiştir.
Bu slogan ICOM’un günümüz toplumda müzelerin eksen rolüne ilgisinin göstergesidir. Uluslararası müzeler konseyi-ICOM’un endişelerinden biri, günümüz bir çok tüketici toplumda geçmiş geleneklerin zevale veya yok olmaya yüz tutmasıdır. ICOM’a göre müzeler kültürel bekçiler olarak geleneklerin eski kuşaklardan gelecek nesillere aktarılmasında önemli rol üstlenebilir.
Bu bağlamda müzelerin bir çoğu toplumlara hizmet ulaştırmak için kendi yöntemlerini değiştirerek onlara daha yakın olmaya çalıştılar. Müzeler kendi toplumları ile daha fazla teamülde bulunmaya çalışıyorlar. Müzeler günün bilimi sayesinde ziyaretçileri dünyanın gelenekleri ve tarihi ile tanıştırıyorlar. Bu yüzden müzeler artık eskisi gibi sadece eşyaları sergilemek için kapalı bir mekan şeklinde özetlenmiyor. Günümüzde çeşitli işlevleri olan müzeler vardır.
Günümüz müzelerinin çeşitlerinden bağ müzeler, açık alan müzeleri, saray müzeler, yerel veya bölgesel müzeler, tarih ve arkeoloji müzeleri, sanat müzeleri, antropoloji müzeleri, düşünürler müzeleri (sanat evleri) ve hatta sanal ve dijital müzelere değinebiliriz.
Sohbetimizin devamında İran’da müze tarihi ve de bazı müzelerle tanışacağız.
Müze insan hayatında çok uzun tarihi bir geçmişe sahip olan eski kavramlardan biridir. Değerli eşyalar ve hazineleri bir arada toplama zevki ve aşkı ilk müzelerin ağalar, hanlar, eşraf, krallar ve şehzadelerin evlerinde oluşmasına sebep oldu. Giderek hazineler ve eski eşyaların biriktiği özel evler gelişerek eşyalar halkın ziyaretine açıldı. Böylece günümüzdeki anlamda müze kavramı oluştu.
İran’da değerli eşyaların toplanarak korunması en başta sadece kişisel eserleri koruma hedefi taşıyor ve daha çok özel bir durum sayılırdı. Söz konusu müzelerin ilk örneklerine Hahamenişler döneminde rastlıyoruz, o dönemde müzeler sadece dönemin yetkilileri ve hakimler tarafından kullanılırdı.
Fakat günümüzdeki anlamda olan müzenin ilk örneği ilk kez hş 1247 yılında (miladi 1868) yani yaklaşık 150 yıl önce ve Gacar kralı Nasırıddin Şah tarafından inşa edildi. Kendisi Avrupa ziyareti sırasında müzeleri ziyaret etmesi ardından Golestan Saray’ının salonlarından birinde bir müze kurulmasını emretti. Fakat 38 yıl sonra hş 1285 (miadi 1916) yılında İran'ın ilk milli müzesi Murteza Han Mümtaz-ül Mülk tarafından ve Dar-ül Funun medresesinin kuzey tarafından kuruldu. Bu müze 270 değerli ve antik eşyadan oluştu.
Hş 1306 (miladi 1927) yılında dönemin hükümeti Tahran’da başka müzeler kurmaya karar verdi ve yönetimi de Fransız Andre Godar’a (André Godard) verildi. Bu müze 5 bin 500 metrekarelik bir alanda ve Taq-ı Kesra binasından esinlenerek hş 1316 (miladi 1937) yılında ve “İran Bastan- Eski İran” adı ile inşa edildi. İran’da müze inşaatı süreci hızlandı ve ülke çapında örneğin Kazvin kentinde Kolah ferengi, İsfahan’da Çehel Sütun, Tebriz ve Gorgan'da İran Antropoloji ve Tahran’da milli mücevherler müzeleri inşa edildi.
İran’da çağımızda geleneksel yapı ile inşa edilen müzelere ilaveten muhataplara daha çekici olan çeşitli müzeler oluşturuldu. Bunlar arasından bağ müzeler, açık hava müzeleri ve düşünürler müzeleri gibi müzelere değinebiliriz. Bu arada bağ müzeler, geleneksel müze olayını doğa ile bir araya getirerek muhataplara daha çekici görünüyor.
Bağ müzeler aslında insan, mimari ve doğanın barıştığı müzelerdir. Bağ müzelerin ortamı daha çok açık, ferahlatıcı ve yeşil alanlarda sanatsal eserlerin korunması ve bir arada toplanması imkanını sağlayan müzelerdir. Tabi ki müzenin doğa ile iç içe olması ziyaretçilere daha ilginç ve çekici görünüyor.
Bağ müzelerin en önemlilerinden Tahran’da “Kasr” Bağ Müzesine değinebiliriz. Bu müze çok güzel bir yeşil alanda halkı İran’ın siyasi tarihi ile tanıştırırken aynı zamanda halkın bir arada çeşitli geleneksel ve kültürel etkinlikler düzenleyebilecekleri bir mekandır.
Hali hazırda İran’da en az 600 müze faaliyetlerini sürdürüyor. İran Bastan müzesi, Meşhed Rezevi külliyesi müzesi, Taht-ı Cemşid müzesi, Melek milli müzesi, çağdaş sanatlar müzesi ve diğer bir çok müze, ülkenin tarih, uygarlık ve kültürünün büyük bir bölümünü içinde barındırıyor.
2. Milenyumun başlarına kadar dünyada yaklaşık 50 bin müze vardı, yani ortalama ülke başına yaklaşık 330 müze faaliyet yürütüyordu. Bu veriler günümüzde resmi olmayan kaynaklara göre 100 bini aşmaktadır. Fransa Louvre müzesi, İngiltere’de The British Musem, Milano’da Brera müzesi, Amerika’da Metropolitan müzesi, Leningrad’da Armitaj (Hermitage) ve İtalya’da Roma müzesi ise dünyaca tanınan müzelerdir.
ICOM’un 2019 yılı sloganı uyarınca söz konusu müzeler toplumların kültürel odakları olarak eski geleneklerin korunmasında eşsiz bir rol üstleniyorlar. Onlar çeşitli bölgelerin kültür ve tarihini açıklarken kültür alışverişi, kültürlerin zenginleştirilmesi ve karşılıklı anlayışın gelişmesi ve halklar arasında barış ve işbirliğinin yükseltilmesinde önemli araçlar sayılıyorlar.
ICOM’un bu yıl için seçtiği slogan konseyin yakınsama kültürü ve müzelerin günümüz toplumlardaki eksen rolüne olan ilgisinin göstergesidir. Müzeler hizmet verdikleri toplumlara daha yakın olmak için günümüz dünyasında kendi yöntemlerini değiştirmiştir. Onlar çağımızın sosyal sorunları ve konularına karşı yeni yöntemler aramaktalar zira müzeler dünya sorunlarını çözüm yollarına destek verme kapasitesine sahiptirler ve günümüz sorunları ile karşı karşıya gelmeye çalışıyorlar.
Uluslararası müzeler konseyi ICOM’a göre müzeler artan bir hızla kültürel kutuplara dönüşmüşler zira her toplumun kendi parçalarına, tarihine ve kalıntılarına saygı duymak için gelecek nesillere yeni kavramlar içeren gelenekler oluşturarak dünya çapında çağdaş muhatapları ile bağlantı oluşturuyor.
Müzelerin anlam ve işlevinde derin etkisi olan bu gelişme, müze uzmanlarını müze ahlaki değerlerini tekrar gözden geçirmeye mecbur kılmıştır. Müzeler aslında günümüz dünyasında toplumun ayrılmaz bir parçası olarak, tıpkı bir platform gibi toplumlarının görüş ve isteklerine dünya çapında tercüman oluyorlar.