Almanya'dan Trump'ın İran'a Yönelik Baskılarına Dair Açıklama
-
Almanya
Amerika Başkanı Donald Trump ister başkanlık seçim kampanyalarında ister Şubat 2017'de Beyaz Saray'da göreve başlamasının ardından İran'a sert bir şekilde yüklenerek İran İslam Cumhuriyeti'ni zayıflatma ve devirme yaklaşımı çerçevesinde siyasetler izlemeye devam ediyor.
Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ise Cumartesi günü mülakatında, Amerika'nın İran'a karşı sert tutumunu yanlış bir tutum olarak niteleyerek, Avrupa Birliğinin Trump'ın aksine maksimum baskının sonuç vermeyeceğini düşündüğü konusunda hatırlatmada bulundu.
Amerika'nın 8 Mayıs 2018'de Trump'ın talimatı ile Bercam Nükleer Anlaşmasından çekilip Ağustos ve Kasım 2018'de olmak üzere iki etaplı yaptırımlar uygulaması da maksimum baskı çerçevesinde değerlendirilebilir. Bu yaptırımlar tek taraflı olmalarının yanı sıra BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararnamelerinin de ihlali sayılıyor. Amerikalıların belirttiğine göre tarihte görülmemiş yaptırımların uygulanmasına rağmen Washington hala İran aleyhinde maksimum baskı strateji kapsamında daha fazla yaptırımlar hayata geçirmek peşindedir.
Buna rağmen Trump'ın İran'a karşı maksimum baskı siyaseti şimdiye kadar tamamen ters sonuçlara yol açtığı söylenebilir. Bu mesele sadece Amerika'nın rakip ülkeleri özellikle de Rusya'nın vurguladığı bir mesele değildir. Washington'un Avrupalı ortakları dahi bu konuda hemfikirdirler.
Amerika propaganda savaşı ve tarihte görülmemiş ekonomik baskı ve de askeri tehditler ile yani bir ibarede özetlemek gerekirse maksimum baskı ile İran İslam Cumhuriyeti'ni kendi aşırı istekleri karşısında teslime zorlayabileceğini zannediyor. Bu doğrultuda Trump hükümeti yaptırımları araç olarak kullanıp İran halkının durumunu artık çekilmeyecek bir düzeye getirmeye çalışıyor. Böylece İran'da kaos çıkarma ve istikrarsızlık yaratma hedeflenmektedir.
Amerika'nın bu politikası, tam olarak İran'ın iç işlerine karışmak sayılır. Bu da uluslararası hukuk penceresinden bakıldığında tamamen gayrı meşru bir girişim olup BMT anlaşması ve de uluslararası kurallara aykırıdır.
Aynı zamanda Trump'ın İran karşısındaki tutumu ve yaklaşımı, onun İranlıları gerçekten hiç tanımadığını gösteriyor. Son kırk yıllık tecrübeler, İran aleyhinde ne denli dış baskılar arttıysa ülke içinde de o denli birliğin ve beraberliğin arttığını gözler önüne seriyor.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif bu hususta bir Tweet paylaşarak şöyle yazdı:" 40 yıl yanlış seçimlerin ardından artık Donald Trump'ın Amerika'nın yenilgiye uğramış siyasetlerini revize etme zamanı gelmiştir. "
Almanya Dışişleri Bakanının değindiği bir başka konu da Washington'un tek taraflı olarak Bercam Nükleer Anlaşmasından çekilmesinin anlaşılmasının hazmedilemez olduğudur. Maas bu konu hakkında şöyle bir değerlendirmede bulundu:" Avrupa Birliği söz düellosu yerine diyaloglara güvenmektedir."
Maas, Avrupalıların Bercam Nükleer Anlaşmasının korunması doğrultusundaki girişimleri çerçevesinde Cuma günü Rus Mevkidaşı Sergey Lavrov ile Finlandiya'nın Helsinki şehrindeki görüşmesinde Rusya hükümetinden Bercam Nükleer Anlaşmasını koruması için çabalarını sürdürmesini istedi. Maas sözlerinin devamında şöyle dedi:" Rusya, Bercam Nükleer Anlaşmasına taraf olan ülkelerden biri olarak İran'ın bu uluslararası anlaşmadan çıkmasını engelleyebilir. "
Buna paralel olarak Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin de Bercam Nükleer Anlaşmasının korunmasına vurgu yapmıştır. Ancak ona göre Avrupa'nın da bu anlaşmanın korunmasındaki rolü belirleyicidir. Putin'e göre Bercam'ın geleceği Avrupa'nın İran karşısındaki vaatlerini yerine getirmesine, özellikle de İNSTEX'in uygulanma aşamasına geçmesine bağlıdır.
Bu mesele, Almanya partilerinin de üzerinde durduğu bir meseledir. Nitekim Almaya Yeşil Partisi Sözcüsü Omid Nouripour da Almanya dışişleri bakanlığını İran ve Avrupa arasındaki ticareti kolaylaştıracak özel mali sistem-İNSTEX'in kurulmasında ciddi girişimde bulunmamasından dolayı kınadı.