Trump’ın yaptırımla Küba’ya baskılarını arttırması üzerine
-
Trump’ın yaptırımla Küba’ya baskılarını arttırması üzerine
Amerika ile Küba arasındaki ilişkiler eski Başkan Barack Obama’nın ikinci dönem başkanlığının sonlarına doğru normale dönmeye başlaması ve hatta iki ülke karşılıklı adımlar atarak büyükelçiliklerini yeniden açmalarına karşın bu süreç Amerika’da Donald Trump’ın 20 Ocak 2017’de beyaz saraya girmesi ve Havana’ya yönelik sert tutum izlemesinin ardından durma noktasına geldi ve ikili ilişkiler bir kez daha kararmaya başladı.
Amerika Başkanı Donald Trump beyaz saraya girer girmez, eski Başkanı Obama’nın Küba ile ilişkileri normalleştirme politikasını askıya aldı. Trump yönetimi hatta Küba ile ilişkileri normalleştirme sürecini tersine çevirdi ve Havana yönetimine baskılarını arttırmaya ve Küba’ya yeni yaptırımları dayatmaya başladı.
Bu doğrultuda ABD Hazine Bakanlığı 3 Temmuz Çarşamba günü Küba’nın petrol sektörüne yeni yaptırımların uygulandığını açıkladı ve bu ülkede petrol ihracatı ve ithalatı alanında faaliyet yürüten Cubametales adlı firmanın adını Venezuela’nın petrol ihracatına yardım ettiği iddiası ile kara listeye aldı.
ABD Hazine Bakanlığı dış mal varlığını kontrol etme bürosunun yayımladığı bildiride alınan kararın gerekçesi, söz konusu Kübalı firmanın Venezuela’nın petrol ihracatında bu ülke ile iş birliği yapma ve Nikolas Maduro yönetimini destekleme şeklinde açıklandı.
Aslında Amerika yönetimi bundan önce de birçok kez Havana yönetimini Venezuela’da solcu Cumhurbaşkanı Nikolas Maduro’ya doğrudan destek vermekle suçlamıştı. Donald Trump yönetimi, Havana yönetimini Nikolas Maduro yönetimine destek vermek üzere çok sayıda güvenlik ve istihbarat gücünü bu ülkeye gönderdiğini iddia ediyor.
Bilindiği üzere Amerika yönetimi aylardır Venezuela’nın yasal yönetimi ve Cumhurbaşkanı Maduro’yu devirmeye çalışıyor ve bu doğrultuda başta petrol sektörü olmak üzere Venezuela’nın çeşitli sektörlerine yaptırım uyguluyor ve hatta casusluk örgütü CIA üzerinden muhaliflere yardım ediyor.
Bu çerçevede Washington yönetimi Venezuela’nın petrol ihracatını asgari seviyeye düşürmeye çalışıyor. Amerika yönetimi bundan önce de 2019’un başlarında Maduro yönetimini devirmek için hasmane bir uygulamada bulundu ve bu doğrultuda ve Venezuela’nın ekonomisini çökertmek için Venezuela petrol milli firması PDVSA’ya yaptırım uyguladığını açıkladı.
Washington yönetimi aynı sebepten dolayı ve Küba yönetiminin Venezuela yönetimi ile yakın ilişkisi ve Havana’nın petrol karşılığında Karakas’a çeşitli alanlarda yardım etmesi gibi bahaneleri ileri sürerek Küba’ya da çeşitli yaptırımları uyguluyor.
Bu arada Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodrigez twitter hesabında bir açıklama yaparak Amerika’nın ülkesine dayattığı tek yanlı yaptırımları şiddetle kınadı.
Küba Dışişleri Bakanı Rodrigez attığı tweetinde şöyle yazdı: Amerika devleti, Venezuela ile ticaret yapan Kübalı firmalara veya başka ülkelerin firmalarına tek yanlı yaptırım uygulamaya hakkı yoktur. Bu yaptırımlar uluslararası ticarete hakim olan yasaların ve uluslararası hukukun ihlali ve ayrıca bağımsız hakimiyeti olan ülkelerin ilişkilerine saldırıdır.
Amerika devleti bizzat Venezuela’da muhaliflerin lideri Joan Guaido’ya açıkça destek vererek Maduro’yu devirmek istediği bir sırada Küba’yı Venezuela’nın içişlerine karışmakla suçluyor. Oysa asıl sorulması gereken soru, Trump’ın hangi uluslararası yasaya veya hukuka göre Venezuela’nın içişlerine karıştığı sorusudur.
Bu arada Kübalı yetkililer Venezuela’nın içişlerine karıştıkları yönündeki Amerika’nın iddialarını reddediyor. Küba Cumhurbaşkanı Migel Diaz Canel, Amerika yönetimi dünya genelinde 800 askeri üs ve yüz binlerce asker bulundurduğunu halde Küba’yı Venezuela’da askeri varlığı ile suçluyor. Bu suçlama iki bağımsız devlete saldırıdır.
Her halükarda Amerika’nın derdi, Latin Amerika’da solcu yönetimlerin işbaşında olmasıdır ve bu yüzden tüm çabası da bu tür yönetimleri devirmeye yöneliktir.