ABD'nin İran'a yaptırım bardağı doldu!
-
Amerika
Nükleer anlaşmadan çekildikten sonra ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, azami baskı politikası çerçevesinde İran'a karşı en ağır yaptırımlarını uygulamaya başladı. Ancak gelinen noktada ABD'nin sonuç vermediği yaptırım bardağı da kendilerinin de itiraf ettiği gibi dolmuş oldu.
ABD Hazine Bakanı Stiven Mnuchin, İran'a karşı yaptırımların artık tavan yaptığını itiraf ederek, İran'a yönelik askeri seçeneğin her zaman masa üzerinde olduğunu kaydetti.
ABD yönetiminin üst düzey mali yetkililerinden sayılan Mnuchin'in bu itirafı, Washington'un İran'a karşı kendi illegal taleplerini kabullendirmek için azami baskı ve yaptırım politikasının bir yere varamadığını gösteriyor. ABD yönetimi hatta son günlerde İran'ın Merkez Bankası'nı da yeniden yaptırım listesine aldı. Daha önce de İran Merkez Bankası'na yaptırım yapan ABD, elinden yaptırım yapabilecek bir şey kalmadığından İran Merkez Bankası'nı yaptırım listesine aldığını duyurmuş oldu.
Aslında Trump yönetimi elinden geleni yaptı ve İran'a yönelik yaptırım konusunda ardına koymadığı bir şey kalmadı.
İran için yaptırım kozu biten ABD, üçüncü taraflara yaptırım uygulamaya başlayarak, bu kez de kendince İran ekonomisi, bankacılığı ve ticaretine daha fazla baskı yapmayı temenni ediyor.
Trump yönetimi 8 Mayıs 2018'de tek taraflı ve BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararnamesine aykırı şekilde nükleer anlaşmadan çekilerek, İran'a yönelik en ağır ekonomik yaptırımları iki aşamada uygulamaya koydu. ABD hatta İran'ın petrol ihracatını sıfırlayacağı iddiasıyla İran'ın petrol ve petrokimya sektörüne yaptırım uyguladı.
Ancak sonuçta, 12 şart ileri süren ABD, İran'ı pes ettiremedi.
Ekonomik yaptırımlar başka deyişle "ekonomik terörizm" konusunda başarısız kalan ve hayalkırıklığına uğrayan Washington yönetimi, İran'a karşı küresel konsensüs sağlama çabalarına başlamıştır.
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo dün yaptığı açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik temelsiz ve tekrardan ibaret olan suçlama ve iddialarını gündeme getirerek, Washington'un İran'a karşı küresel konsensüs sağlamaya çalıştığını duyurdu.
NBC televizyon kanalına konuşan Pompeo, herhangi bir belge ve kanıt sunmadan İran'ı Suudi petrol tesislerine düzenlenen saldırılardan sorumlu tutarak, uluslararası camia üyelerinin İran'a baskı için ABD ile birleşmeleri gerektiğini ifade etti.
ABD Dışişleri Bakanı bu iddialarda bulunurken, Siyonist rejim ve Suudi Arabistan hariç bazı bölgesel müttefikleri hariç, 4+1 grubunun üyeleri ve hatta Washington'un Avrupalı ortakları dahil diğer ülkeler, defalarca ABD''yi nükleer anlaşmadan çekildiği için eleştirerek, bölgesel ve uluslararası barışın korunması için bu önemli anlaşmaya yeniden dönmesini istemişlerdir. Buna ilaveten Washington'un Fars Körfezi'nde deniz ittifakına katılma çağrısına sadece 5 ülke evet demiştir ve bu ABD'nin ne kadar yeis düştüğünü gösteriyor.
ABD'li Senatör Ben Cardian'ın sözlerine göre, Trump'ın İran yerine ABD'yi izole etmiş ve Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinin İran ile gerilimi arttırmıştır.
Aslında diğer ülkeler, hatta ABD'nin birçok üst düzey yetkili ve uzmanı, Fars Körfezi'ndeki gerilimlerin ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden kaynaklandığına inanıyor ve bu bağlamda açık şekilde açıklamalarda ve değerlendirmelerde bulunuyor.
Eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin Batı Asya'daki son gerilimlere yol açtığını belirterek, bu durumdan Trump yönetiminin sorumlu olduğunu vurguladı.
Böylece Pompeo dahil üst düzey Amerikan yetkililerinin İran'a karşı BM'de konsensüs ağlama arzuları asla gerçekleşmeyecek çünkü dünya ülkeleri, Trump yönetiminin yıkıcı ve tek taraflı politikalarını iyice bilmekte ve onu eleştirmekteler.