Hollywood ve siyasetin şom ittifakı; Clinton ve Weinstein
Hollywood sineması ve ABD medyası bu ülkenin savaş gemileri, savaş uçakları ve gizli servisleri ile omuz omuza coğrafi sınırlarında mahsur kalan Amerika’yı küresel emperyalist güce çevirmeyi başarmıştır.
Aslında bu birliktelik söz konusu medya organlarında muhteva üretmenin yanında giderlerde ve mali ortaklıklarda da kendini gösteriyor ve Hollywood dünyası ile ABD siyasetçilerinin birbirine bu açıdan de destek oldukları her geçen gün daha da belirgin hale geliyor.
Harvey Weinstein’le Hillary Clinton birlikteliği, bu birlikteliğin en yeni örneklerinden biridir.
Hillary adlı filmin ekranı için Berlin film festivaline giden Hillary Clinton, Hollywood dünyasının ünlü yapımcısı Harvey Weinstein’in New York mahkemesinde mahkum edildiği haberini duyunca, hesap günü geldi, dedi.
Clinton Weinstein hakkında şöyle dedi: Açıktır ki insanlar Weinstein’in cinsel skandalını titizlikle takip ediyor ve mahkemenin vereceği kararı bekliyordu. Şimdi artık hesap günü geldi ve Weinstein'in hesap vermesi gerekiyor; jüri heyeti de bu meseleyi iyi anladığı gözleniyor.
Harvey Weinstein 1952 doğumlu ve Amerika’da kardeşi ile birlikte kurduğu firmada yapımcı olarak çalışan ve çok sayıda film yapan ve onlarca sinema ödülü kazanan biridir.
Ekim 2017’de Weinstein hakkında cinsel taciz suçlamaları başlayınca çalıştığı firmasından ve Oscar akademisinden ihraç edildi. Yaklaşık 80 kadın Weinstein’i cinsel taciz ve tecavüzle suçladı ve bu suçlamalar sosyal paylaşım ortamlarında #Metoo (ben de) haştagi ile bir kampanya başlatılmasına yol açtı. Böylece dünyanın birçok ünlü erkeği hakkında Weinstein’e yöneltilen suçlamalara benzer suçlamalar gündeme geldi.
24 Şubat 2020 tarihinde Weinstein’e yöneltilen beş suçlamadan ikisi New York mahkemesinde onaylandı. Harvey Weinstein çok sayıda cinsel tecavüz çerçevesinde birinci dereceden iki ve üçüncü dereceden bir cinsel tecavüz suçundan 25 yıl hapis cezasına çarpılma ihtimali ile karşı karşıya geldi. Gerçi Weinstein’in Los Angeles kentinde de iki kadının aynı suçlamalarla hakkında dava açtıkları bir dosya ile de karşı karşıyadır ve yakında bu dosya da karara bağlanacaktır.

Weinstein aynı zamanda Amerika’da başkanlık ve kongre seçimlerinde seçim kampanyalarının en büyük mali hamilerinden biri olmuştur. Weinstein bir tek Hillary Clinton’un seçim kampanyasına 1.4 milyon dolar yardım yaptı. Hillary Clinton kendisi ile Weinstein arasında mali ilişki ile ilgili sorulara verdiği cevapta şöyle dedi: O sıralarda biz bu konuları bilmiyorduk. Nasıl bilebilirdik ki? Weinstein benim için, Obama için, Elgore için ve diğer tüm demokrat adaylar için para topluyordu. Üstelik başkaları ile de iş birliği yapıyordu. Weinstein tüm demokratlarla iş birliği yapan biriydi.
Ancak gözlemciler Hillary Clinton’un Weinstein karşıtı sözlerini biraz tuhaf ve hatta saflık gibi değerlendiriyor; zira bu yapımcı her zaman demokratların seçim kampanyalarının en büyük hamilerinden biri olmuştur. Özellikle Weinstein’in Hillary Clinton’la samimi ilişkisi ve onu birçok kez yemeğe davet etmesi ve seçim kampanyalarına destek vermesi, Clinton’un Weinstein’e yabancı olmadığını ve son açıklaması gerçekleri yansıtmadığını gösteriyor.
Yine ilginçtir ki Weinstein’in Amerika’nın eski Başkanı Barack Obama’ya mali ve manevi desteklerinin yanı sıra Obama’nın kızı Malia stajını bu yapımcının firmasında geçirmiştir. Bu yüzden beyaz sarayın eski sakinlerinin onu tanımamış olması hiç bir şekilde mantıklı görünmüyor; bilakis onun siyaset çevreleri ile yakın ilişkileri olduğu ve bu politikacılar da onun huyunu suyunu çok iyi bildikleri anlaşılıyor. Örneğin Amerika’nın şimdiki Başkanı Donald Trump gerçi kendisi de Weinstein’e yöneltilen benzer suçlamalarla karşı karşıya bulunuyor, ama yine de suçlu bulunmasını çok güçlü bir mesaj şeklinde yorumladı. Trump Hindistan ziyareti sırasında düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin sorusuna şöyle cevap verdi: Bence bu haber kadınlar için çok iyi bir haberdi; büyük bir zaferdi ve güçlü bir mesaj gönderdi.
Trump 2017 yılında bu maceradan haberdar olduktan sonra şöyle demişti: Ben yıllardır Harvey Weinstein’i tanıyorum; asla şaşırmadım!
1990’lı yıllar, ünlülerin Hollywood dünyasının 20. yüzyılda diktatörlük çağı gibi medyada her şeyi söyleme izni yoktu ve yaşamları ile ilgili gerçekler çok seyrek durumların dışında açıklanmazdı. Hollywood sinemasının en az konuşan kadın oyuncusu olarak bilinen Nikol Kidman bir süre önce Tom Cruise ile evliliği ve ortak yaşamı hakkında çok tuhaf itiraflarda bulundu. 90’lı yılların sonlarına doğru Tom Cruise’den boşanan Kidman hiç bir zaman özel hayatı hakkında medyaya konuşmadı. Ancak son iki yılda Hollywood dünyasında geniş çaplı fesat durumları ifşa edilmeye başlayınca Kidman bir demecinde şöyle dedi: Benim Tom Cruise’le evlenmemin sebebi onun gücü değildi; konu beni desteklemekti; ben aşkla evlenmedim, sadece Tom’un güçlü olması benim sui istifadelere maruz kalmamı önledi.
Tanınmış ünlü şahsiyetlerin cinsel taciz ve tecavüzle ilgili deneyimlerini beyan ettikleri #Metoo (ben de) haştagi ile başlayan kampanya, başka ünlülerin de özel yaşamları ve Hollywood sineması ve Amerika’da müzik dünyasının perde arkasıyla ilgili birçok sırrı ifşa etmelerine zemin oluşturdu. 1980’li ve 1990’lı yıllarda özel yaşamı medyanın gündeminden düşmeyen Amerikalı ünlü şarkıcı Tina Terner de geçenlerde özel yaşamının perde arkasını anılarını yazdığı kitabında ifşa etti. Bu ifşaat büyük ses getirdi. Terner şöyle dedi: Müzik dünyasında yaşamak o kadar acı vericiydi ki bir daha asla o günlere dönmek istemiyordum ve sadece geçimimi sağlamaya çalışıyordum. Amerika’da tuvalet temizlemek, müzik sektöründe şarkıcı olmaktan çok daha iyi!
Halihazırda Zürih kentinde yaşayan Terner kitabında şöyle yazıyor: Ben sesi güzel olan hiç bir Amerikalı kıza müzik sektörüne girmesini tavsiye etmiyorum.
Dünyanın her yerinde ünlülerin kültürü, eşraf kültürü temeline dayanır ve çoğu ünlü insan da kapitalist düzen çerçevesinde eşraf kültürünü temsil ederek bu kültürü yaygınlaştırır, zira özel sektör ekonominin nabzını elinde tutan kesimdir. Hem güçlü ve hem zengin olan Weinstein de birçok kadını tuzağa düşüren ve cinsel açıdan istismar eden ve karşılığında onları Amerika sinema sektörüne sokan ve bir nevi üne kavuşturan biridir. Ancak ilginçtir ki bunca yılda onun için çalışan kadınlar asla cinsel taciz meselesini gündeme getirmediler; sanki zengin ve güçlü birinin gücünü ve parasını kadınlara musallat olmak için kullanması normal bir şeymiş gibi algılanıyor ve kurbanlar da buna inanıyor gibiydi.
Aslında Amerika’nın eğlence ve sinema sektöründe kadınların sömürülmesi ve her türlü fesadın yaygın bir şekilde var olması pek de gerçeklerden uzak ve kabul edilemeyecek bir durum değildir. Hollywood dünyasında ta baştan kadınlar bu sektörün şekillenmesi ve gelişmesine büyük katkı sağladılar ve yine her zaman erkeklerin kontrolünde olan firmalar planlı bir şekilde kadınları erkeklerin arka planında tuttular. Aslında Hollywood sineması bundan önce de kadınları cinsel açıdan sömürmek ve eskileri devre dışı bırakmakta derin mazisi olan bir sektördür, ancak Weinstein’i diğer tacizcilerden ayıran nokta, onun siyaset meydanında da etkili biri olması ve yüklü paralar harcayarak Amerikalı politikacılarla karşılıklı ilişki kurmuş olmasıdır.
Gerçeket Harvey Weinstein siyaset çevrelerinden önce basın ve medya ile benzer ilişkiyi kurarak bu çevreleri kendi amaçları doğrultusunda kullanan ve karşılığında onlara mali yardımda bulunan biridir.
Primier film dergisinin eski genel yayın yönetmeni Peter Biskind 1991 yılında Weinstein’in mazisini araştırmak istedi. Ancak Biskind daha sonraları Miramax tarafından bu işi sürdürdüğü takdirde dergiye reklam vermeme şeklinde tehdit edildiğini açıkladı. Biskind şöyle ekledi: Bu bağlamda öğrendiğim bir başka konu, Harvey Weinstein’in Primier dergisine yazdığıydı ve ben de o sıralarda derginin genel yayın yönetmeniydim. Weinstein uzun yıllar bu dergiyi korudu, zira her iki taraf için faydalıydı.
Gerçi gözlemciler fasık Weinstein’in bu sorunu da para ile çözebileceğinden söz ediyor. Weinstein’in avukatları bundan önce cinsel tacize uğradıklarını iddia eden bazı kadınlarla 44 milyon dolar karşılığında anlaştıklarını açıkladılar. Avukatlardan Adam Harris, mahkeme yargıcına davacılarla iktisadi bir anlaşma konusunda prensip anlaşmasına vardıklarını belirtti.
Ancak Harvey Weinstein’in heykeli 2018 Oscar ödüllerinden önce Hollywood bulvarında dikilmesi, Hollywood dünyası onca itirazı hiç saydığını ve medyada çıkan tüm haberlere rağmen bu dünyada hakim olan fesat düzenin pek değişmediğini ortaya koydu. Birçok kişi bu hareketi bir nevi Hollywood dünyasının faaliyetlerinin sonucu ve ABD sinemasının ahlaki fesada desteğinin simgesi telakki etti. Bu fesat sadece perde arkasında değil Hollywood’un birçok ürününde de açıkça göze çarpıyor. Bu fesada ABD hakimiyeti en üst düzeyde ortaklık ediyor ve seçim kampanyalarında yararlanıyor.