Amerika'nın İnsanlık Karşıtı Yaklaşımı
Trump yönetimi maksimum baskı siyaseti çerçevesinde tarihte görülmemiş en ağır yaptırımları İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde uygulamaya çalışmıştır. Koroanvirüs salgınının devam etmesine rağmen Amerika İran'ın sağlık sektörünü de etkileyen bu zalimane ve insanlık karşıtı yaklaşımından vaz geçmemiştir.
Bu doğrultuda Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo 7 Nisan salı günü eski iddiaları tekrarlayarak İran'ın tavırlarının değişmesini isteyerek bu tavır değişikliği olmadığı halde yaptırımların devam edeceğini söyledi.
Pompeo şöyle bir açıklamada bulundu:" İran yaptırımlara tabi tutulacaktır. Tahran tavrını değişmelidir ve İran milleti de siyasi düzen yönünde hareket etmenin önemini anlamaları lazım. "
Amerika dışişleri bakanı Washington'un İran'ın nükleer projelerini engellemeye devam edeceğini de söyledi. Koronavirüs salgınının ardından ilk kez Washington İran'dan ve dünyadan gelen tüm eleştirilere rağmen Tahran aleyhindeki yaptırımları azaltmayacağını bildirdi. Amerika dışişleri bakanı açıklamalarında ilk olarak İran'ın tavırlarını değiştirmesini istemiş ancak daha sonra Trump hükümetinin asıl isteği ve arzusu olan siyasi düzenin değişmesi talebini öne sürmüştür.
Trump yönetimi tamamen uluslararası kurallar ve ilkelere aykırı hareket ederek İran içişlerine açıkça müdahale edip İslam Cumhuriyeti siyasi düzeninin devrilmesini istiyor. Trump hükümeti başkanı Trump ister seçim kampanyalarında ister Beyaz Saray'a geldikten sonra İslam Cumhuriyeti siyasi düzenini zayıflatma ve devirme siyasetlerini izlemiştir.
Bu doğrultuda Trump defalarca İran'da kaosları desteklemek ve kaos çıkarmaya çalışmıştır. Ona göre bu husus İran İslam Cumhuriyeti düzeninin devrilmesine yol açacaktır.
Ocak 2020'nin sonlarında Trump, İran'daki Kasım 2019 isyanlarına katılanlara desteğini yineledi ve İranlıların dünya çapında seslerini duyduklarını ve onların yanında olduğunu iddia etti.
Trump Tahran'a boyun eğdirmek için maksimum baskı siyasetleri çerçevesinde tarihte görülmemiş baskıları İran milletine karşı hayata geçirmiş ve hep de yeni yaptırımlar uygulamıştır.
ABD hükümeti daha önce ise insan haklarına uyarak insani malzemeleri bu yaptırımlardan muaf tutulduğunu iddia etti. Ancak pratikte insan hakları diye bir şey görülmüyor. Washington'un bu insanlık dışı yaptırımlar ile Tahran'a boyun eğdirememesi Amerika'yı yeni bir aşamaya taşımıştır. Bu çerçevede Trump açık seçik bir şekilde alenen ekonomik terörizm ve insanlık dışı siyasetleri İran halkı aleyhinde izlemektedir. Bu siyasetler ise İran'ın ilaç ve insani malzemeler alma yolunu bile engellemiştir.
Hem de koronavirüs salgınının devam ettiği bir sırada böyle bir şey yaşanmaktadır.
İran dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif ise Nevruz bayramının hemen ardından yayımladığı Twitt'te şöyle yazdı:" Amerika, İran halkını Nevruz'da ve yeni yılımızda öldürmekten seviniyor ve gurur duyuyor. Beyaz Saray maksimum baskı siyasetini insanlığa karşı ve insanların hayatına düşmanlık etme derecesine vardırmıştır. "
Buna rağmen İran aleyhindeki yaptırımları kaldırma talepleri git gide artmaktadır. Washington'un Avrupalı ortakları bile bu yönde tavırlar sergilemişlerdir. Avrupa Birliği dış siyaset sorumlusu Josep Borrel ise Pazartesi günü bir kez daha İran aleyhindeki yaptırımların koronavirüs salgınının devam ettiği bir sırada kaldırılmasına vurgu yaptı. Buna rağmen Washington tam bir utanmazlık örneği sergileyerek tüm insancıl taleplere karşı çıkmaktadır.
Bu çerçevede Amerika dışişleri bakanlığı da bir bildiri yayımlayarak İran'a yönelik yaptırımları kaldırma kampanyasının sahte olduğunu ve bu yaptırımların kaldırılmayacağını belirtti. Halbuki uluslararası ilişkiler hocası Cemal Zehran bu hususta şöyle diyor:" Amerika'nın hem de koronavirüs salgını sırasında İran'a yönelik yaptırımlarının devam etmesi insanlığa karşı bir cinayet sayılır. Dünya ise bu durumdan dolayı İran milletinden özür diliyor. Amerika başkanı ise bu faciadan dolayı yargılanmalıdır. "