Pompeo'dan Nükleer Anlaşmadan Çıkma Yararları İddiası
Amerika başkanı Donald Trump İran ile imzalanan nükleer anlaşmayı sert dille eleştirmenin ardından, sonunda 8 Mayıs 2018'de bu anlaşmadan çekildi. Trump hükümeti bunun ardından iki aşamalı olarak İran aleyhinde geniş çaplı yaptırımlar uygulayıp nükleer anlaşmanın korunmasına dair her hangi bir öneri ve plana da karşı çıktı. Şimdi de Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo, Trump'ın bu yasa dışı girişiminin sözde yararlarından söz etmektedir.
Pompeo Washington'un nükleer anlaşmadan çıkmasının ardından Amerika'nın daha güvenli hale geldiğini iddia etti. Twitter'daki kişisel sayfasından mesaj paylaşan Pompeo şöyle yazdı:" İki yıl önce Başkan Trump İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekildi. Böylece dünyayı İran'ın nükleer tehditleri ve şiddettalepliğinden korudu. " Pompeo iddialarının devamında analistlerin ve istatistiklerin işaret eden gerçeklere ters düşecek bir şekilde şöyle dedi:" Halihazırda Amerika ve Batı Asya bizim nükleer anlaşmada olduğumuz döneme kıyasen daha fazla barış ve güvenlik içerisindedir. "
Pompeo, Amerika'nın İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilip Washington'un Batı Asya bölgesinde askeri varlığını arttırması ile özellikle de Fars Körfezi bölgesinde gerilimlerin tırmandığı bir sırada şöyle iddialarda bulunuyor. Buna ilaveten Amerika'da bile yapılan anketler bu ülke halkının Washington'un nükleer anlaşmadan çekilip İran'a tek yanlı yaptırımlar uygulandığını uygun görmediğini ve Amerika'yı daha da güvensiz hale getirdiğini düşündüğünü gösteriyor.
İran Dışişleri bakanlığı ise Twitter sayfasında Economist, J Street, İran kökenli Amerikalılar Birliği halka ilişkiler bölümü ve William Mary Üniversitesinin ortak anketine işaret ederek şöyle yazdı:" İki yıldır Amerika rejimi nükleer anlaşmadan çekilmiş ancak yapılan anketlere göre çıkışın ilk yılında bile Amerika toplumu ve halkı Trump'ın bu girişimini desteklemiyorlar. "
Amerika başkanı Donald Trump yoğun eleştirilerinin ardından nihayet 8 Mayıs 2018'de tek taraflı olarak Washington'un nükleer anlaşmadaki taahhütlerini ayakları altına alarak ülkesini bu uluslararası anlaşmadan çekip yeni nükleer yaptırımları bile İran'a uygulamaya başladı. Trump'ın bu girişimi ise iç ve dış arenada geniş çaplı eleştirilere maruz kalıp kınandı. Buna rağmen Trump hükümeti bununla da yetinmeyip şimdi de BMT'nin yaptırımlarını uzatma niyetindedir. Bu çerçevede Güvenlik Konseyinin 2231 silah satışı ve alımı yasağını yeniden uzatmak istiyor. Amerika makamları bu alanda tetik mekanizmasının hayata geçirilmesini ve böylece otomatikman İran'a yönelik BMT yaptırımlarının uygulanması ve uzatılmasını istiyorlar.
Buna karşın 4+1 grubu üyeleri özellikle de Doğu ülkeleri yani Rusya ve Çin 2231 sayılı kararın BERCAM nükleer anlaşmasını onayladığını ve Amerika'nın bu anlaşmadan çıkmasından dolayı Washington'un kural ihlalinde bulunduğunu ayrıca diğer ülkeleri de Güvenlik Konseyinin kararını ayakları altına almaya teşvik edemeyeceğini belirtiyorlar.
Bu çerçevede Pekin ve Moskova'nın bu alandaki yaklaşımı açık ve nettir. Her iki taraf da Avrupa Troykası ve Avrupa Birliğinin de katılımı ile varılan nükleer anlaşmanın korunmasından yanadırlar. İran İslam Cumhuriyeti ise Amerika'nın tek taraflı olarak BERCAM nükleer anlaşmasından çekilmesinin ardından bir yıl tam olarak taahhütlerine bağlı kalıp ardından da Avrupalı üyelerin ahitsizliklerinden dolayı kendi taahhütlerini azaltma sürecini başlattı.
Aynı zamanda Trump hükümeti koronavirüs salgınının yayılmasına rağmen İran aleyhindeki yaptırımları ve baskılarını da arttırdı. Washington makamlarının bu kritik dönemde İran'a yardım konusundaki iddiaları da hepsi palavra çıktı. Koronavirüsün yayılması ve ortaya çıkan olağanüstü koşullar ile Amerika hala İran'a yönelik baskıların arttırılmasını istiyor. Böylece Tahran'ı kendi aşırı istekleri karşısında teslim olmaya zorlamak istiyor.
Trump hükümeti İran'a yönelik siyasetlerinin işlevsiz olduğundan dolayı eleştirilmektedir. Amerikan siyasi analist Paul Pillar ise Amerika'nın İran'a yönelik maksimum baskı siyasetine değinerek şöyle diyor:" Trump'ın İran'a yönelik maksimum siyasetlerinin yenilgiye uğradığı hususunda gözlemcileri kesin sonuca götüren birçok emare vardır. Bu strateji yandaşları bile bu yenilgiye itiraf etmişlerdir. "
Washington'un tüm hasmane girişimlerine rağmen İran İslam Cumhuriyeti defalarca Amerika'nın yaptırım baskısına ve aşırı isteklerine karşı boyun eğmeyeceğini belirtmiştir. Buna ilaveten Tahran Amerika'nın İran aleyhindeki her türlü askeri maceracılığına ciddi ve kararlı bir şekilde karşılık vermek için gereken uyarılarda da bulunmuştur.