BMGK’nın İsrail’in sultacılığına muhalefeti
https://parstoday.ir/tr/news/world-i15196-bmgk’nın_İsrail’in_sultacılığına_muhalefeti
Uluslararası camianın korsan rejim İsrail’in Suriye’nin Golan tepelerine yönelik işgalci politikalarına muhalefetinin devamında BM güvenlik konseyi bir kez daha siyonist rejimin işgalciliğine son vermesine ve işgal ettiği Golan tepelerinden çekilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Nisan 27, 2016 19:33 Europe/Istanbul
  • BMGK’nın İsrail’in sultacılığına muhalefeti
    BMGK’nın İsrail’in sultacılığına muhalefeti

Uluslararası camianın korsan rejim İsrail’in Suriye’nin Golan tepelerine yönelik işgalci politikalarına muhalefetinin devamında BM güvenlik konseyi bir kez daha siyonist rejimin işgalciliğine son vermesine ve işgal ettiği Golan tepelerinden çekilmesi gerektiğine vurgu yaptı.


Uluslararası camianın korsan rejim İsrail’in Suriye’nin Golan tepelerine yönelik işgalci politikalarına muhalefetinin devamında BM güvenlik konseyi bir kez daha siyonist rejimin işgalciliğine son vermesine ve işgal ettiği Golan tepelerinden çekilmesi gerektiğine vurgu yaptı.


Bu çerçevede Çin’in BM temsilcisi ve güvenlik konseyinin dönem Başkanı Liu Jieyi Salı günü yaptığı açıklamada, konseyin 15 üyesi siyonist Başbakanı Netanyahu’nun Golan tepeleri ile ilgili son açıklamasından duydukları kaygıyı dile getirerek bu bölgenin statüsünün değişmemesi gerektiğini belirtti.


Çin temsilcisi ayrıca BM’nin 1981 yılında onaylanan 497 sayılı kararnamesi gereği korsan İsrail’in işgal altındaki Golan tepelerinde uyguladığı hukuki ve idari uygulamaların ve kuralların illegal olduğunu ve uluslararası hukukun ihlali sayıldığını kaydetti.


Bilindiği üzere bu ayın ortalarında işgal altındaki Golan tepelerinde düzenlenen korsan İsrail kabinesinin oturumunda siyonist Başbakan Netanyahu, işgal ettikleri Golan tepeleri ebediyen İsrail’in egemenliği altına kalacağını açıkladı.


Ancak uluslararası camia ve özellikle BM güvenlik konseyinin bu açıklamaya gösterdiği tepki, dünya kamuoyunun asla siyonist rejimin yayılmacı ve sultacı politikalarına evet demeyeceğini ortaya koydu. Fakat kurulduğu ilk günden beri hiç bir uluslararası yasaya veya konvansiyona veya kararnameye uymayan siyonist rejim, başta Suriye’ye ait olan Golan tepeleri olmak üzere işgal ettiği tüm bölgelerde konumunu pekiştirmek ve türlü politikalar izleyerek ve işgal ettiği bölgelerin nüfus yapısını değiştirmek sureti ile sultacı emellerini hayata geçirmek istediğini ortaya koyuyor.


Aslında eli kanlı rejimin Suriye topraklarına yönelik işgalci ve fitneci tutumunu şiddetlendirmesi bu rejimin Suriye topraklarına yönelik kötü emellerine ışık tutuyor ve bu konu, Suriye krizinin perde arkasında siyonist rejim ve başta ABD olmak üzere diğer hamilerinin de yer aldığını açıkça gösteriyor.


Korsan İsrail türlü yollardan Ortadoğu bölgesine yönelik işgalci ve yayılmacı emellerini hayata geçirmeye ve bu tür işgalci politikalarını uluslararası camiaya dayatmaya çalışıyor, ancak BM’nin korsan İsrail’in bölgeye yönelik işgalciliğini kınayan kararnameleri onaylaması, uluslararası camianın bu rejimin yayılmacı politikalarına karşı olduğunu gösteriyor.


Bu arada BM’nin Suriye kriziyle ilgili 242 ve 338 sayılı kararnameleri başta olmak üzere bir çok kararnamesinde katil rejimin Filistin, Lübnan ve Suriye’de işgal ettiği topraklardan geri çekilmesi gerektiğini vurguladığı da belirtilmelidir. Ancak ne var ki siyonist İsrail bölgeye yönelik yayılmacı politikaları doğrultusunda ve özellikle Amerika başta olmak üzere Batılı bazı devletlerin destekleri sayesinde sürekli bölgede işgalci politikalarına devam ediyor.


Öte yandan uluslararası arenada yaşanan gelişmeler korsan İsrail’in işgalci ve yayılmacı politikalarına karşı dünya camiasının tepkileri her geçen gün daha geniş boyutlara ulaştığını gösteriyor. Uluslararası camia ve dünya kamu oyu son zamanlarda türlü yollardan katil rejimin işgalciliğine yönelik itirazlarını ve mazlum Filistin milletine desteklerini dile getiriyor. Nitekim BM’nin de son zamanlarda siyonist rejimi sürekli kınaması da uluslararası kamuoyunu bu rejimin cinayetleri hakkında aydınlatmada etkili olmuştur. Ancak BM güvenlik konseyinin siyonist rejimin işgalciliğini sırf sözle kınamalarla yetinmesi ve özellikle son yıllarda bu rejimin bölgede işlediği bazı cinayetleri kınamaması da dikkatlerden kaçmıyor. Bu durum ise güvenlik konseyinin işgalci rejime karşı ciddi bir tavır koyamadığını ortaya koyuyor. bu da katil rejimin kendini güvende hissetmesine ve  rahat bir şekilde bölgede cinayetlerini sürdürmesine zemin oluşturuyor.015