Amerika'nın İran'a Karşı İddialarını Pekiştirmek İçin Yaptırıma Baş Vurması
Amerika 20 Eylül'de İran'a yönelik uluslararası yaptırımların otomatikman hayata geçirildiğini iddia etse de dünya buna karşı çıktı. Şimdi de Washington İran'a karşı yeni yaptırımlar uygulayarak bu içi boş iddiasını hayata geçirmek istiyor. Bu doğrultuda ise yaptırımların yeni turunda İran'ın nükleer programı ve çalışmaları ile alakalandırılan İranlı makamları ve kurumları hedef aldı.
Amerika başkanı Pazartesi günü İran'ın nükleer çalışmaları ile alakalandırılan 27 kişi ve kurumu yeni yaptırımlar ile hedef aldığını açıkladı ve bu girişimlerin İran'ın nükleer silahlar ve füzelere erişimini engellemek doğrultusunda olduğunu öne sürdü.
Trump'ın başkanlık talimatına göre İran'a konvansiyonel silahların temini, satışı ve aktarılmasında rol oynayan şahısların varlığı bloke edilecektir. Ayrıca teknik ve mali eğitimlerin verilmesinde de İran'a yardımcı olanlar yaptırımlarla hedef alınmışlardır.
Amerika dışişleri bakanı Pompeo İran ile her türlü silah alışverişinin yaptırımlara tabi tutulacağını belirtti. Pompeo bu yaptırımların İran savunma bakanı ve uranyum zenginleştirilme programında rol oynayan iki temel şahsiyete yönelik olduğunu açıkladı. Burada ilginç olan nokta Pompeo'nun Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'yu da İran ile ilişkilerini arttırmak yüzünden yaptırımlara tabi tutmasını açıklaması idi.
Daha önce de Washington'un prestijini korumak ve yasa dışı iddialarını ispatlamak için Tahran'a savunma, silah ve nükleer alanda yaptırımlar uygulaması bekleniyordu. Amerika'nın bu çabaları aslında uluslararası tecritten kurtulmak yönündedir. Aslında Trump hükümetinin tek yanlı ve zorba siyasetleri bu tecride yol açmıştır. Nitekim ne Güvenlik Konseyi ne de bu konseyin daimi ve geçici üyelerinin çoğunluğu Washington'un İran'a karşı yaptırımları geri getirme iddialarını kabul etmediler. Bu yüzden Trump hükümeti şimdi de çaresiz bir şekilde tek taraflı olarak bu yaptırımları geri getirdiğini iddia ediyor.
Washington İran'a karşı BMT yaptırımlarını geri getirmek için küresel bir konsensüse ihtiyacı olmadığını öne sürmüştür. Tabii Amerika Avrupalı ortaklarını bile bu hususta yanına alamamıştır.
Amerika'nın İran özel temsilcisi Elliot Abrahams ise Washington'un Avrupalı ülkelerden bu hususta medet ummaktan vaz geçtiğini belirtti.
Aynı zamanda Washington tehdide dayalı bir yaklaşım içerisinde olup bu yaptırımlara uymayan her ülkenin Amerika ile ekonomik ve ticari ilişkiler kuramayacağını da belirtmiştir. Aslında Amerika hükümeti bu tehditleri ile silah ve askeri teçhizat şirketlerini İran ile işbirliği yapmaktan sakındırmak istemiştir. Gerçekte Amerika'nın yeni yaptırımlarının büyük bir bölümü yabancı şirketlerin İran'a silah satma ve ülkelerin İran'dan silah almayı engellemekle alakalıdır.
Uluslararası stratejik araştırmalar merkezi başkan yardımcısı Eric Broyer ise Trump'ın İran'a yönelik yeni yaptırımları çerçevesindeki başkanlık talimatını tamamen göstermelik adlandırıp şöyle bir değerlendirmede bulundu:" Görünen o ki yeni yaptırımların hedefinde daha önce yaptırımlara tabi tutulan kişiler veya kurumlar vardır. Buna ilaveten bu yaptırımları zaten mevcut kararlar üzerinden de uygulamak mümkündü. "
Amerika'nın yeni çabalarına rağmen Rusya ve Çin'in Washington'un bu girişimine karşı çıkması diğer ülkelerin Amerika'nın yaptırımlarına aldırış etmediklerini gösteriyor. Washington, Moskova ve Pekin'in 18 Ekim 2020'de silah yaptırımlarının sonlanması ile İran'a silah satmak istediklerini iddia ediyor. Bu iddia aslında Tahran'ı silah ithalatına bağlı olduğunu öne sürmek amacı ile ortaya atılmıştır. Halbuki İran 40 küsür yıldır türlü türlü silah yaptırımlarından dolayı bu alanda kendine yeter hale gelmiş ve türlü silahlar üretiminde ciddi adımlar atmıştır. Şimdi de silah ihracatı aşamasına gelmiştir.
Buna ilaveten nükleer alanda da İran türlü nükleer teçhizat özellikle de gelişmiş santrifüjler üreterek nükleer faaliyetlere karşı yaptırımların işlevsizliğini gözler önüne sermiştir. Aslında Amerika'nın yeni yaptırımları da geçmişteki yaptırımlara bir şey ekleyememiş ve İran'ın nükleer ve silah alanındaki faaliyetlerini de etkileyemeyeceğine kesin gözüyle bakılıyor.