AB'nin İran karşıtı bildirisi, çelişkinin tekrarı
Batının İran'a karşı insan hakları iddiaları, Amerika ve başta Fransa ve İngiltere gibi bazı Avrupa ülkelerinin bizzat insan hakları ihlalcilerinin başında yer aldıkları bir sırada devam ediyor.
Bu bağlamda AB üyeleri Cuma günü Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi oturumunda yayınladıkları bildiri ile İran'ı insan haklarını ihlal etmekle suçladılar. Bu hareketin iki hedefi olabilir.
Birinci hedef, her zaman olduğu gibi insan hakları konusunu, siyasi bir baskı aracı olarak kullanmaktır.
İkinci hedef ise, AB'nin Amerika ile siyasi açıdan aynı doğrultuda hareket etmesidir. Bu paralel hareket etmek, Avrupa'nın insan hakları, füze kabiliyeti ve İran'ın bölgesel rolü gibi siyasi bildirileri ve tutumlarının çerçevesinde de kendini göstermişti.
İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanlığı sözcüsü Said Hatibzade, insan hakları mekanizmasının her türlü suistimalini ve İran'ın içişlerine müdahaleyi kabul edilemez olarak nitelendirdi ve bazı Avrupa ülkelerinin, bizzat kendileri ve müttefiklerinin en büyük insan hakları ihlallerine karşı kayıtsız ve sessiz kalmasının yeni bir şey olmadığını vurgulayarak ''Bu ülkeler savunmasız Yemenlileri öldürmek için Suudi Arabistan'a ve bölgesel diktatörlere milyarlarca dolarlık silah satmak için birbirleriyle yarışıyorlar.'' dedi.
İran dışişleri bakanlığı sözcüsü, protestoculara yönelik baskıların, siyahilerin öldürülmesi, azınlıklar ve özellikle de Müslümanların katledilmesi, mahkumlara zulmedilmesi ve birlik sınırlarında göçmenlere yönelik baskıları yasal saydıklarını, ancak bunun aynısının diğer ülkelerde suç teşkil ettiğini ve mahkeme tarafından insan hakları ihlali olarak kabul edildiğine dikkat çekti.
AB'nin insan hakları alanındaki tutumu ve siyasetleri tıpkı Amerika gibi, savunulacak tarafı yoktur, zira Avrupa'da insan haklarından var olan düşünce ve özellikle halk itirazlarının kanlı biçimde bastırılmasında, insanlığa aykırı bir çok olay yaşanıyor.
Avrupa insan haklarındaki çelişkili standartlar, uluslararası af örgütlerinin de itirazına sebep olmuştur. Nitekim Uluslararası Af Örgütü geçen yılki raporunda AB'ni eleştirerek, "Birliğin bir çok ülkede insan hakları ihlallerine karşı çok sessiz kaldığını belirtti."
Raporun bir bölümünde "AB'nin özellikle Suudi Arabistan hakkındaki genel eylemleri neredeyse silik ve belirsizdir, halbuki bu ülkede eleştiri ve muhalefet yoğun şekilde bastırılıyor. Arabistan krallığı ile ilişkilerin korunması, bu ülkede insan hakları ile ilgili endişelere tercih ediliyor" yazılmıştı.
Bu çelişki, bildiriyi tasarlayıp sunanların bir nevi kendi gerçek yüzlerini, İran'ı insan haklarını ihlal etmekle suçlayarak gizlemeye çalıştığını gösteriyor. AB bildirisi aslında boş ve çürümüş iddiaların tekrarıdır ve siyasi sahtekarlık ve gündem saptırmaktan başka anlamı olmayan siyasi garezlere bulanmıştır.
AB İnsan Hakları Konseyi'nin İran karşıtı bildiride açık bir tahrif ile diğer ülkelerde salih mahkemelerde ceza kanunlarına dayanarak verilen kararlar, insan hakları ihlali sayılmıştır.
Fakat İran İslam Cumhuriyeti, tüm bu propagandalardan uzak, kendi vatandaşlarının haklarını, ilerici İslami ilkeler ve anayasa çerçevesinde arttırma yolunda ilerleyecektir.
Bu konu uyarınca dışişleri bakanlığı sözcüsü bu konuya vurgu yaparak, "Dini taahhütleri çerçevesinde ve anayasaya iç kurallara ve uluslararası anlaşmalara bağlı kalarak ulusal, bölgesel ve uluslararası alanda insan haklarının gelişmesi ve yayılması, İran İslam Cumhuriyetinin daimi önceliklerinden olduğunu ve pratikte de kendini bu konuya riayet etmek için müteahhit gördüğünü" açıkça belirtti./