Ermenistan'ın Türkiye'nin Karabağ'daki Varlığı İddiaları
Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan arasında yaşanan askeri çatışmaların devam ettiği sırada Bakü ve Erivan makamları bir birlerini suçlamayı sürdürmektedirler. Bu çerçevede Ermenistan başbakanı Nikol Paşinyan bu kez de Türkiye'nin üst düzey askeri makamlarının bu çatışmalara katıldıklarını iddia etti.
Nikol Paşinyan Rusya televizyonunda “160 Dakika” programında İlham Aliyev ile katıldığı ortak programda, " Uluslararası toplum Türkiye'yi Nagorno-Karabağ bölgesinden geri çekilmeye zorlamalıdır." Vurgusunda bulundu.
Bu iddiaya karşılık olarak, Azerbaycan Cum. Cumhurbaşkanı Aliyev ülkesinin hiçbir gönüllü ve milis güce sahip olmadığını ve bu tür güçleri kendi ordusuna da katılmasına müsaade etmeyeceğini belirtti. Aslında Erivan makamlarının Türkiye'nin mevcut çatışmalara dahil olması iddiaları Türk makamların son günlerde defalarca tüm imkanlar ile Azerbaycan Cumhuriyetinin yanında yer aldıklarını açıklamalarının ardından geldi.
Aslında Türkiye askeri olarak Suriye, Irak, Libya, Kıbrıs adası ve Doğu Akdeniz'de bulunmasından dolayı uzmanlar Türkiye'nin Karabağ münakaşasına da dahil olmasını uzak bir ihtimal olarak görüyorlar. Gerçekte Erivan, üst düzey Türk askeri makamların Azerbaycan Cumhuriyeti askeri saflarında yer aldığı iddiaları doğru bir iddia olamaz.
Buna ilaveten tecrübe de Türkiye’nin esasen kırılgan ve yeteri kadar bölgesel ve uluslararası hamiye sahip olmayan ülkeler ile savaşa girdiğini gösteriyor. Türkiye NATO'nun üyesi olmasından dolayı tüm askeri hareketlerini NATO ile koordineli bir şekilde yürütmelidir. Bu çerçevede Türkiye son onyıl içerisinde milli çıkarlarını korumak adına Irak ve Suriye'ye asker gönderdiğini belirtmiştir.
Tabii ki bu askeri girişimlerin sonucu yüklü harcamaların yapılması ve insani kayıplar olmuştur. Türkiye'de tarafsız çevreler ise Ankara hükümetinin bu askeri girişimlerin karşılığını alamadığını belirtmişlerdir. Böyle bir ortamda Ankara makamlarının Türkiye ordusunu yenilgi riski olan başka bir çatışmaya göndermeleri uzak bir ihtimaldir. Özellikle de Ermenistan'ın Irak ve Suriye gibi olmaması, bölgesel anlamda Rusya, küresel anlamda da Amerika, İngiltere ve Fransa gibi hamisi olması, durumun rengini değiştirmiştir.
Bu gerçeklere rağmen Türkiye basını ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nde Türkiye'nin yandaşı sayılan kesim, son günlerde mevcut savaşın boyutları ve sonuçlarını hesaplamak yerine Ebulfazl Elçibey'in Azerbaycan Cumhuriyeti Halk Cephesi Partisi iktidarının sloganlarını atmaya başlamışlardır.
Hiç kuşkusuz bu savaş Güney Kafkasya bölgesinde istikrarsızlığı körükleyecektir. Bu istikrarsızlık ise Siyonist Rejim İsrail'in Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan'a yönelik silah satışını kolaylaştıracaktır. Türkiye de silahlarını Azerbaycan Cumhuriyeti'ne satma imkanı bulacaktır. Bu da Türkiye'nin ekonomik olarak işine yarayacaktır. Aslında bu çatışmalar ve savaş bölge dışı güçlerin Güney Kafkasya'ya sızma ve müdahale ihtimalini de yükseltmektedir.
Rusya Jeopolitik Dergisi baş editörü tanınmış siyasi uzman Leonid Savin ise şöyle diyor: "İsrail'in kışkırtmaları ile Karabağ münakaşa ateşinin alevlendiği muhtemeldir. Böylece hem Azerbaycan Cumhuriyeti'ne daha fazla silah satılabilir hem de İran ve Rusya sınırları yakınında Kafkasya bölgesinde yeni savaş ve çatışma odağı oluşturulmuş olacaktır.”
Türkiye hükümeti Temmuz ayı çatışmalarının ardından İlham Aliyev hükümetini destekleme doğrultusundaki sloganlarına rağmen bir sözleşme imzalayarak Ermenistan'daki en büyük giyim kuşam mağazasını açmıştır. Böylece Türkiye hükümeti farklı yollardan Ermenistan'a ürünlerini ihraç etmek yolundadır. Bu yüzden gerçekleri saptırarak kendi görüşlerini bölge ülkelerine dayatmak istiyor.
Tüm bu sebeplerden dolayı Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan arasında devam eden çatışmaların hasım tarafların istekleri doğrultusunda olmaktan ziyade başkalarının nüfuzu için ortamı hazırlayan çatışmalar olarak görülmelidir./