Amerika'nın Çin'e Karşı Düşmanlığını Körüklemesi
Amerika'nın Çin'e karşı hasmane yaklaşımına paralel olarak Amerika dışişleri bakanı Antony Blinken, Pazar günü yaptığı açıklamada bu ülkenin Çin ile ilişkilerinin günden güne düşmanlık bağlamında artmakta olduğunu belirtti. Blinken'in söylediğine göre Washington, Çin'e karşı güçlü tutum sergilemeleridir. Ona göre Amerika Pekin'e karşı koymak için kapsamlı stratejiye ihtiyacı vardır.
Blinken, Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki ilişkileri çok yönlü olarak nitelendirerek, bu ilişkilerin düşmanca, rekabetçi ve katılımcı yönleri olduğunu da sözlerine ekledi. Çin ile ilgili karşı karşıya kalınan zorlukların üstesinden gelmek için Amerika'nın müttefikleriyle çalışması gerektiğini belirtti.
ABD Dışişleri Bakanı'nın yeni açıklamaları, Biden yönetiminin Çin'e yaklaşımında sadece Trump yönetiminin politikasını sürdürmek niyetinde olmadığını, aynı zamanda Pekin ile gerginliği artırmayı ve müttefiklerini ve ortaklarını bu alana dahil etmeyi amaçladığını gösteriyor.
Bu husus, Biden hükümetinin ilk Güvenlik Belgesi olan Geçici Ulusal Güvenlik Strateji Rehberi belgesi bağlamında vurgulanmaktadır. Önümüzdeki dört yıl içinde Amerika güvenliği ve dış politikası için esasen bir yol haritası olacak olan bu belge, Çin'in ABD'ye karşı oluşturduğu ve iddia edilen zorluklarına özellikle dikkat çekilmiştir.
Bu belgede Çin'in büyüyen küresel etkisine atıfta bulunularak şu ifadelere yer verilmiştir: " Bu ülke, kendi ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik gücünü uluslararası istikrarlı ve serbest düzene sorun yaratmak için kapsamlı bir şekilde kullanabilen tek rakiptir. "
Bu söz cambazlığının dışında, Washington'un asıl endişesinin, Çin'in önümüzdeki birkaç yıl içinde dünyanın önde gelen ekonomik gücü olarak ortaya çıkması ve mevcut güvenlik denklemlerini ve ABD'nin Doğu Asya'daki geleneksel konumunu etkileyen artan askeri gücünü pekiştirmesi gibi görünüyor.
Washington şu anda Çin'in dünyanın çeşitli yerlerinde, özellikle Batı Asya gibi bölgelerdeki varlığının gelişmesinden derinden endişe duyuyor. ABD Başkanı Joe Biden, 25 yıllık İran-Çin anlaşmasının imzalanmasına tepki olarak Pazar akşamı şöyle bir açıklamada bulundu: "Bir yıldır bunun için endişeliyim" dedi.
Amerikan medyası bu anlaşmanın imzalanmasını Tahran ve Pekin'in ABD yaptırım politikalarını es geçme ve Washington'un İran ve Çin'e yönelik çatışmacı politikalarına tepki verme girişimi olarak nitelendirdi. 25 yıllık plan olarak bilinen İran İslam Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti Kapsamlı İşbirliği Planı belgesi, iki ülkenin dışişleri bakanları Muhammed Cevad Zarif ve Wang Yi tarafından Cumartesi günü Tahran'da imzalandı. Siyaset bilimi profesörü Abdullah el Şayeci şöyle düşünüyor: "Çin Tahran ile bir işbirliği belgesi imzalayarak ABD ve Batı'ya "açık bir mesaj" göndermiştir. "
Şu anda Çin ve Amerika Birleşik Devletleri birbirlerine yeni yaptırımlar getirilmesi nedeniyle yeni bir gerilim döneminden geçiyorlar. Biden hükümeti geçtiğimiz aylarda çeşitli bahanelerle Çin'e bir dizi yaptırım uyguladı. Aynı zamanda Washington, Hong Kong ve Sincan eyaletleri de dahil olmak üzere Çin'in içişlerine yönelik açıkça bir tavır aldı. Pekin ayrıca son zamanlarda, insan hakları gerekçesiyle Çinli yetkililere ve kurumlara yönelik yaptırımlara tepki olarak Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere bazı Batılı yetkilileri hedef aldı. İlginç bir şekilde, Amerika Dışişleri Bakanı Çin'in bu hareketini eleştirdi. Görünüşe göre Amerikalılar yaptırımları münhasır hakları olarak görüyorlar ve Washington'un rakipleri bu konuda harekete geçerse, Amerikalı yetkililer tarafından kınanacak bir eylem olarak kabul ediliyor. Bu, Amerika Birleşik Devletleri'nin sulta kurmak istediğini ve Çin de dahil olmak üzere diğer ülkelere yukarıdan aşağı baktığını yansıtıyor. Bununla birlikte, Çin'in son yaptırımları, Pekin'in bundan sonra Amerika Birleşik Devletleri ve ortaklarına misilleme niteliğinde bir yaklaşım benimseme niyetinde olduğunu gösteriyor.