Çin'den ABD'nin Tayvan Adası'ndaki maceraperestliğine uyarı
3 Amerikalı senatörün Tayvan Adası'nı ziyaret etmesinin ardından Çin Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, Amerikan tarafının bu girişimini kınayarak, bu eylemi "kışkırtıcı" olarak niteledi.
3 Amerikalı senatör son günlerde askeri bir uçak ile Tayvan'a gelerek, bu adanın cumhurbaşkanı ile görüştü. Amerikan yetkililerinin Tayvan'a ziyaretleri, sırf son bir haftayla kısıtlı değil, zaman zaman Amerika'dan heyetler, Tayvan'a geliyor. Nitekim nisan ayında eski Amerikalı senatör Chris Todd ve eski dışişleri bakan yardımcılarından James Stainberg, Tayvan'a gelerek, yetkilileriyle görüşmüştü.
Pekin yetkilileri açısından, Amerikan yetkililerinin Tayvan Adası'na ziyaretleri, birleşik Çin politikalarıyla ilgili ilkelerin ciddi ihlali sayılıyor. ABD 1979 yılında Pekin ile 3 resmi deklarasyon çerçevesinde, birleşik Çin politikalarını tanıyarak, Tayvan ile diplomatik ilişkilerini kesti. Buna rağmen Washington son senelerde, birleşik Çin politikalarına aykırı girişimlerde bulunup, Tayvan'a silah satışı ve diplomatik temaslarda bulundu.
ABD'nin Çin'e karşı eylemleri her daim sürmüştür. Bir süre önce de ABD Başkanı Jeo Biden'in imzaladığı kararnameyle 28 Çinli firma, kara listeye alındı. Bu kararnameye paralel olarak, ABD Dışişleri Bakanlığı da, 2022 olimpiyat oyunlarını siyasileştirmeye çalışmakta. Bu bağlamda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptığı açıklamada, ABD'nin müttefikleriyle 2022 olimpiyat oyunlarına yönelik boykot konusunda ortak bir yaklaşıma doğru hareket için istişare halinde olduğunu söyledi.
Çin ile ABD ilişkileri ile ilgili başka önemli konu da Amerika hükümetinin Güney Çin Denizi'ndeki güçlü varlığının yanı sıra, Hong Kong ve Tibet ve yine Tayvan gibi alt bölgelerde ayrılıkçı akımlarını desteklemesi ve bir anlamda Çin'i ve Çin havzasını parçalamaya çalışmasıdır. Bu Pekin'in kırmızı çizgi olarak bahsettiği bir konudur. Çin buna karşı çok hassas, aslında hiçbir şekilde vazgeçmeyeceği ve Pekin için pazarlık yapılmayacak bir konudur.
Sonuç olarak, kimi uzmanlara göre 21'inci yüzyıl, Asya-Pasifik'e ait yüzyıldır. Bu, yıllardır önemli Batılı araştırma ve akademik merkezlerin analistlerinin ve stratejistlerinin düşüncesidir. Diğer bir deyişle, Çin'in yükselişi, özellikle de dünyanın en büyük ikinci ekonomisine dönüşmesi, otomatik olarak ABD'nin dünya sistemi üzerindeki hegemonyasına meydan okudu. Pekin çeşitli alanlarda Washington'un hakimiyetine meydan okumaya çalıştı.
Genel olarak son yıllarda Amerika hükümeti, çeşitli bahanelerle Doğu Asya ve Çin'in çevresinde yuvalandı ve varlığını farklı bahaneler ile korumaya çalıştı. Amerika dış politikasındaki bu yaklaşım, Barack Obama döneminden itibaren başladı ve Donald Trump döneminde doruğa ulaştı. Biden döneminde de daha güçlü bir şekilde takip ediliyor.
Açık ve net olan husus şu ki, Güney Çin Denizi ve Tayvan, Hong Kong ve benzeri gibi bölgesel sorunlar da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda Çin ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ihtilaflar iki ülke arasındaki üstyapı sorunları arasında yer almasıdır.
Ancak iki ülke arasındaki temel ve altyapı alanındaki sorunlarının başında Çin'in , ABD'nin küresel gücüne çeşitli alanlarda meydan okuması ve yakın gelecekte ekonomik alanda Amerika'yı, dünyanın en büyük ekonomik gücü koltuğundan indirmesi ve onu geçmesidir. ABD hükümeti, Çin'in etrafında çeşitli zorluklar ve sorunlar yaratarak ve Pekin'in dünyanın bir süper gücüne dönüşmesini engelleyerek Pekin'in maliyetlerini ve masraflarını artırmaya çalışıyor.