Grossi'nin İran'ın nükleer tesislerine yönelik sabotaj girişimlerine karşı pasif tutumu
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı-UAEA(IAEA) genel müdürü Rafael Grossi, Salı akşamı Viyana'da İran'ın nükleer tesislerine yönelik sabotajları ve saldırıları kınama talebiyle ilgili bir soruya yanıt olarak, "Çeşitli vesilelerle herkese karşı herhangi bir şiddet eylemini açıkça kınadım. Ben barış arayan bir diplomatım ve herhangi bir yerde, herhangi biri tarafça yapılan herhangi bir şiddet eylemini kınıyorum" dedi.
UAEA Genel Direktörü'nün İran'ın nükleer tesislerinin sabote edilmesi ve İranlı bilim adamlarının ve uzmanların suikaste uğraması konusundaki pasif ve tarafsız duruşu, kendisinin bu konuda etkili bir tepki vermediğini ve vermeyeceğini, aslında bu anlamda etkisiz açıklamalarına devam edeceği Siyonistlerin bu şeytani ve yasadışı eylemlerinin devam etmesine yeşil ışık yakacağını göstermektedir. Öte yandan Grossi, dolaylı olarak İran'ın nükleer tesislerinin sabotajını kınama talebinin yerine getirilmesini, artan işbirliği ve aslında UAEA taleplerine uyma şartına bağladı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı genel müdürü Grossi İran ile gündeme gelen sorunlara değinerek, "Bu sorunlar çözüldüğünde durum tamamen netleşecek ve İran istediği işbirliğine daha kolay ulaşabilecek" dedi.
İran'ın en büyük bölgesel düşmanı olarak Siyonist rejim İsrail, İran'ın barışçıl nükleer programına karşı olduğunu sürekli vurgulamış ve zaman zaman nükleer tesislerine hava saldırısı düzenlemekle tehdit ettiği gibi, bu tesislere yönelik sayısız sabotaj saldırısı da gerçekleştirmiştir. Bu sabotaj saldırıları arasında, 10 Nisan 2021'de Natanz nükleer tesisine yapılan ve İsrail'in sorumlu tutulduğu sabotaj saldırısı da yer aldı. Daha önce 3 Temmuz 2020'de, İran Atom Enerjisi Kurumu sözcüsü bir santrifüj montaj merkezinde bir "kaza" olduğunu duyurdu. Natanz'da İran'ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırının yapıldığı daha sonra netlik kazandı.
Aslında, dünyada nükleer program üzerinde çalışan ülkeler arasında İran, nükleer tesis ve tesislerine saldırmak için defalarca saldırı ve tehditlerle karşı karşıya kalan birkaç sayılı ülkeden biridir. Büyük bir nükleer cephaneliğe sahip olan Siyonist rejim İsrail ise her zaman İran'ın nükleer kapasitesine karşı koymayı vurgulamıştır.
Sonuncusu Muhsin Fahrizade'nin 2020'de şehit düşürülme ve suikast olayı olan İranlı nükleer bilim adamlarına yönelik devam eden suikast çabalarına ek olarak, İsrail son yıllarda sürekli olarak İran'ın nükleer tesislerine yönelik çeşitli siber ve fiziksel saldırılar ve sabotaj girişimleri de tasarlayıp gerçekleştirdi. Bu saldırılar arasında en önemlilerinden biri de, Stuxnet virüsü kullanılarak İran'ın merkezinde bulunan Natanz'daki nükleer tesise ABD öncülüğündeki siber saldırıydı.Bir kaç yıl sonrasında 2020 Temmuz'unda da Natanz santrifüj salonunda bir patlama yaşandı. Siyonist uzmanlar ve medyası bile İsrail'in bu sabotaj girişimindeki rolüne itiraf etti. Bu sırada, İran'ın Viyana'daki elçisi ve uluslararası kuruluşlardaki daimi temsilcisi Kazem Garibabadi, Uluslararası Atom Enerjisi'nin üç ayda bir düzenlediği toplantıda konuştu ve bu patlamanın sabotajların sonucu olduğunu bu girişimlere tepki verilmesi gerektiğini belirtti.
Garibabadi UAEA Genel Konferansı'nın çeşitli kararlarında bu girişimlerin kınanmasını istedi ve şu açıklamada bulundu: "UAEA kararlarında barışçıl amaçlarla koruma anlaşması çerçevesinde çalışan nükleer tesislere yönelik herhangi bir saldırı veya sabotajın, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, uluslararası hukuk ve UAEK Statüsü ilkelerinin ihlali olduğunu" belirtmiştir."
Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve genel müdürü Rafael Grossi sabotaj saldırısını kınamayı reddetmesi dikkat çekicidir. Aslında Grossi, İran'ın nükleer tesislerine yönelik sabotaj saldırılarının UAEK kural ve düzenlemelerine aykırı olduğunun ve uluslararası hukukun açık ihlali olduğunun çok iyi farkındadır ancak Siyonist rejimin memnuniyeti için sessizliğini korumuştur.