Amerika Hazine Bakanı Neden Çin’i Küresel Ekonomiye Darbe Vurmaya Çalışmakla Suçladı?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i284452-amerika_hazine_bakanı_neden_Çin’i_küresel_ekonomiye_darbe_vurmaya_Çalışmakla_suçladı
Parstoday’in haberine göre, Washington ve Pekin arasındaki ticari gerilimler artarken, ABD Hazine Bakanı Scott Bassett Çin’i küresel ekonomiye zarar vermeye ve büyümesini yavaşlatmaya çalışmakla suçladı.
(last modified 2025-10-15T05:12:31+00:00 )
Ekim 15, 2025 08:11 Europe/Istanbul
  • Amerika Hazine Bakanı Neden Çin’i Küresel Ekonomiye Darbe Vurmaya Çalışmakla Suçladı?

Parstoday’in haberine göre, Washington ve Pekin arasındaki ticari gerilimler artarken, ABD Hazine Bakanı Scott Bassett Çin’i küresel ekonomiye zarar vermeye ve büyümesini yavaşlatmaya çalışmakla suçladı.

Geçen hafta duyurulan nadir toprak elementleri üzerindeki yeni ihracat kontrollerinden dolayı Pekin’i eleştirdi ve bu önlemlerin ters sonuçlar doğuracağını söyledi. “Bu onların ekonomisinin zayıflığının göstergesidir. Herkesi kendileriyle birlikte aşağı çekmek istiyorlar” iddiasında bulundu.

ABD Hazine Bakanı’nın bu açıklamaları, Washington’un Çin ile artan gerilimlere karşı son tavrı olarak görülüyor. Çin’i küresel ekonomiye zarar vermekle suçlayarak anlaşmazlıkları daha da kızıştırdı.

Çin ve ABD arasındaki ticari gerilimler artarken, Pekin nadir minerallerin ihracatında kapsamlı kontroller getirdi; bu durum, küresel teknoloji, savunma ve yeşil enerji üretimi için gerekli malzemeler üzerindeki hakimiyetini gösteriyor. Çin, bu kapsamda beş nadir minerali ihracat kısıtlamaları listesine ekleyerek, toplam lisans kontrollü mineraller sayısını 12’ye çıkardı. Bu kısıtlamalar ayrıca madencilik ve rafineri ekipmanlarının onlarca parçasını da kapsıyor. Pekin, ihracatın yanı sıra bu elementlerin işlenmesini de sıkı kontrol altına aldı; böylece diğer ülkelerin Çin teknolojilerine bağımlılığı artırılmaya çalışılıyor. Çin, bu önlemlerin Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun olduğunu ve ulusal çıkarları gözettiğini açıkladı. Çin Ticaret Bakanlığı da nadir mineraller üzerindeki ihracat kontrollerini savunarak, ABD’nin tarifelerde ve ekonomik önlemlerde çifte standart uyguladığını vurguladı.

ABD ise Çin’in bu hamlesine hızlı tepki verdi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin’in nadir minerallerde getirdiği yeni agresif ihracat kısıtlamalarına karşılık olarak, 1 Kasım’dan itibaren %100 ek vergiler uygulayacağını açıkladı. Ancak Trump, 12 Ekim Pazar günü daha yumuşak bir tutum sergileyerek, ABD’nin Çin’e zarar vermek değil yardım etmek istediğini belirtti. Truth adlı sosyal medya platformundaki paylaşımında, saygıdeğer Başkan Xi Jinping’in ülkesinde ekonomik durgunluk istemediğini ekledi.

Bassett’in açıklamalarından sonra, pazarlardaki hava, Trump’ın tehditlerinin ardından önce gerilen sonra sakinleşen yükseliş eğiliminden sonra tekrar negatife döndü.

ABD Hazine Bakanı’nın suçlamalarına rağmen, Trump’ın başkanlığı döneminde Çin’e karşı başlattığı tarifeler savaşı, iki ülke arasındaki mevcut ekonomik gerilimlerin temelini oluşturuyor. 2018’de başlayan bu ticaret savaşı, ABD’nin Çin menşeli yüz milyarlarca dolarlık ürüne ağır tarifeler koymasıyla başladı. Trump’ın iddialı hedefi, ABD’nin Çin ile olan ticaret açığını azaltmak ve Pekin’in “adil olmayan ticari uygulamalarına” karşı koymaktı.

Çin de karşılık olarak Amerikan ürünlerine misilleme tarifeleri uyguladı ve yerel tedarik zincirlerini güçlendirmeye, Batı teknolojilerine bağımlılığı azaltmaya çalıştı. Bu süreçte Çin, özellikle ileri teknoloji alanlarında stratejik sektörlerini desteklemek için politikalar geliştirdi.

Son yıllarda, bu gerilimler hassas alanlara, özellikle hayati önemdeki nadir mineraller ve nadir toprak elementleri ihracatına taşındı. Dünyanın en büyük üreticisi olan Çin, son dönemde bu elementlerin ihracatına kısıtlamalar getirdi. ABD ise bunu küresel tedarik zincirine darbe vurmak ve Washington’un ekonomik baskılarına misilleme olarak görüyor.

Gerçekten de Çin’in son ihracat kısıtlamaları, Trump döneminde başlayan ticaret savaşının devamı olarak değerlendirilebilir. Bu adımlar, sadece iki süper güç arasındaki jeoekonomik rekabetin şiddetlenmesini değil, Çin’in küresel ekonomi sahnesinde daha agresif bir tutuma geçtiğinin de göstergesidir. Çin, nadir toprak elementleri ihracatını kısıtlayarak, stratejik kaynaklarını ABD ve Batı’ya karşı bir jeopolitik ve ekonomik baskı aracı olarak kullanıyor. Bu politika, Pekin’in küresel konumunu güçlendirmek ve Washington’un ticaret savaşına yanıt vermek için geliştirdiği kapsamlı stratejinin bir parçasıdır.

Çin’in bu alandaki temel hedefleri şunlardır:

Stratejik kaynak yönetimi: Çin, dünyadaki en büyük nadir toprak elementleri üreticisidir. Bu elementler, teknoloji, savunma ve enerji endüstrileri için hayati öneme sahiptir. Pekin, ihracatı kısıtlayarak küresel tedarik zinciri üzerinde daha fazla kontrol kurmak istiyor.

ABD baskısına yanıt: Washington’un ağır tarifeleri ve teknoloji kısıtlamalarına karşılık Çin, nadir minerallerini misilleme aracı olarak kullanıyor.

Jeopolitik güç gösterisi: Batılı analistler, Çin’in bu hamlesini “kaynakları silahlandırma” olarak yorumluyor; yani hayati önemdeki hammaddeleri küresel rekabette nüfuz aracı olarak kullanmak.

Küresel sonuçlar:

Teknoloji tedarik zincirinde bozulma: Batı endüstrileri bu elementlere büyük ölçüde bağımlı. Çin’in kısıtlamaları çip, pil ve askeri ekipman üretimini olumsuz etkileyebilir.

Alternatif kaynaklar için rekabetin artması: ABD, Avustralya ve Kanada gibi ülkeler yerli kaynaklarını geliştirme ve Çin’e bağımlılığı azaltma çabalarını artırıyor.

Ticari gerilimlerin tırmanması: Bu politikalar, tarifeler savaşını ve iki ekonomik güç arasındaki güvensizliği daha da derinleştiriyor.