Washington’da Ekonomik ve Siyasi Fırtına: Trump’ın İkinci Döneminin Mirası
https://parstoday.ir/tr/news/world-i285458-washington’da_ekonomik_ve_siyasi_fırtına_trump’ın_İkinci_döneminin_mirası
Parstoday – Amerika Birleşik Devletleri, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde 37,9 trilyon dolarlık ulusal borç, düşen kredi notu ve yönetişim ile toplumsal alanlarda çok sayıda zorlukla karşı karşıya bulunuyor.
(last modified 2025-12-28T12:04:12+00:00 )
Kasım 02, 2025 05:45 Europe/Istanbul
  • Washington’da Ekonomik ve Siyasi Fırtına: Trump’ın İkinci Döneminin Mirası

Parstoday – Amerika Birleşik Devletleri, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde 37,9 trilyon dolarlık ulusal borç, düşen kredi notu ve yönetişim ile toplumsal alanlarda çok sayıda zorlukla karşı karşıya bulunuyor.

Donald Trump’ın Ocak 2025’te başlayan ikinci başkanlık dönemi, ekonomi, siyaset, jeopolitik, göç ve çevre politikaları gibi birçok alanda derin krizlerle şekilleniyor. Parstoday’in Tasnim Haber Ajansı’na dayandırdığı habere göre, bu krizler birbirleriyle bağlantılı olup Trump yönetiminin ticaret, vergi ve izolasyoncu politikalarının doğrudan sonucudur.

Foreign Affairs, Economic Times ve The Economist gibi saygın yayın organları son raporlarında, ABD’nin ulusal borcunun yaklaşık 37,9 trilyon dolara ulaştığını ve ülkenin borç/GSYH oranının yüzde 100’ü aştığını belirtti. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, ABD’nin kredi notunu Aa1 seviyesine düşürdü; bu da ülkenin kredi riskinin önceki yıllara kıyasla yükseldiği anlamına geliyor.

Trump’ın Ocak 2025’te Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana ABD, adeta yapısal bir kaosun ve fırtınanın içine sürüklendi. “Önce Amerika” sloganıyla başlayan dönem, kısa sürede keyfi ve ani kararların damga vurduğu bir sürece dönüştü. Bu kararlar çoğu kez Kongre veya diğer federal kurumlarla hiçbir istişare yapılmadan alınmış, yalnızca ABD ekonomisine değil, ülkenin sosyal, siyasi ve kurumsal yapısına da ciddi zararlar vermiştir.

Ticaret politikaları ve ekonomik çalkantılar

Trump yönetiminin en dikkat çekici adımlarından biri yüksek gümrük tarifeleri oldu. Başkanlığının ilk aylarında Trump, Çin’den yapılan ithalata %160’a, Avrupa Birliği’nden ithalata %50’ye, hatta Kanada ve Meksika gibi geleneksel müttefiklerden yapılan ithalata dahi yüksek vergiler getirdi. Bu durum, S&P 500 endeksinde %10’dan fazla düşüşe, yatırımcıların altın ve diğer güvenli varlıklara yönelmesine yol açtı. Tüketim malları ve gıda fiyatları hızla yükselirken, küresel tedarik zincirleri ciddi şekilde bozuldu.

Aynı dönemde ulusal borç 37,9 trilyon dolara ulaştı ve 2025 mali yılı bütçe açığı 1,4 trilyon dolar olarak hesaplandı. Vergi indirimlerinin uzatılması, savunma harcamalarının artırılması ve yıllık 1,2 trilyon doları aşan faiz ödemeleri, federal bütçe üzerindeki baskıyı daha da artırdı.

The Economist dergisi, Ekim 2025’te yayımladığı raporda borç/GSYH oranının %99,9’a ulaştığını ve 2035 yılına kadar %134’e çıkabileceğini bildirdi. Moody’s düşünce kuruluşu da Mayıs 2025’te yayımladığı analizde, borç artışı nedeniyle ABD’nin kredi notunu düşürmenin, borçlanma maliyetlerini yükselttiğini ve doların güvenilirliğini sarstığını ifade etti.

Kurumsal Dönüşüm: Federal Hükûmette Değişiklikler

Trump yönetimi, bağımsız genel müfettişlerin görevden alınması ve bazı eski yetkililerin — özellikle politikalarına karşı çıkan savcıların — yargılanması gibi adımlar attı. Uzmanlar, bu uygulamaların Heritage Foundation tarafından geliştirilen ve büyük tartışmalara yol açan “Proje 2025” planının bir parçası olduğunu belirtiyor. Bu plan, federal bürokraside köklü değişiklikler yapmayı, kurumların bağımsızlığını azaltmayı ve yürütme yetkisini başkanın elinde yoğunlaştırmayı hedefliyordu.

Trump, Ocak 2025’te yeniden göreve gelmesinin ardından, Adalet Bakanlığı da dâhil olmak üzere bağımsız kurumların çoğunu doğrudan başkanlık denetimi altına alma sürecini başlattı.

Ekim 2025 itibarıyla 210’dan fazla başkanlık kararnamesi yayımlandı. Bu kararlar arasında bağımsız müfettişlerin görevden alınması, NOAA ve NIH gibi ajansların bütçelerinin azaltılması, FBI ve Adalet Bakanlığı’nın yapısının değiştirilmesi de yer alıyor. Uzmanlara göre bu gelişmeler, yalnızca iç istikrarı değil, ABD’nin küresel düzeyde etkin bir rol oynama kapasitesini de zayıflattı.

Gerginleşen Dış Politika

Trump’ın dış politikası, ABD’nin müttefikleriyle ilişkilerinde ciddi gerilimlere yol açtı ve yeni jeopolitik istikrarsızlıklar yarattı. Trump’ın NATO ve Avrupa Birliği müttefikleriyle yaşadığı gerilimler, Avrupa’nın savunma alanında kendi kendine yeterliliğini artırma yönünde adımlar atmasına neden oldu. Bu eğilim, Amerikan savunma sanayisinin milyarlarca dolarlık ihracat pazarını tehdit ediyor.

Ekonomik cephede ise Kanada ve Avrupa Birliği ile karşılıklı gümrük tarifeleri, tedarik zincirlerinde aksamalara ve ABD’de enflasyonun yükselmesine yol açtı. Örneğin, Kanada’dan alüminyum tedarikindeki azalma, otomobil ve uçak üretim maliyetlerini ciddi şekilde artırdı.

Göç ve Toplumsal Politikalar

Trump’ın göç politikaları arasında kitlesel sınır dışı etme, iltica hakkının kısıtlanması ve bazı ülkelerin vatandaşlarına yönelik seyahat yasakları yer alıyor. Bu uygulamalar, hem ABD ekonomisi hem de toplumsal yapısı üzerinde geniş kapsamlı olumsuz etkiler yaratmış durumda.