Neden ABD Senatosu, Trump’a Venezuela’ya saldırı için yeşil ışık yaktı?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i285874-neden_abd_senatosu_trump’a_venezuela’ya_saldırı_için_yeşil_ışık_yaktı
Parstoday – ABD Senatosu, Kongre onayı olmadan Venezuela’ya saldırıyı yasaklayan kararı 51 ret oyuyla reddetti. Bu karar, Donald Trump’a, yasama organının denetimi olmaksızın Caracas üzerindeki askerî baskıyı artırma imkânı tanıyor.
(last modified 2025-11-08T23:47:29+00:00 )
Kasım 09, 2025 02:47 Europe/Istanbul
  • Neden ABD Senatosu, Trump’a Venezuela’ya saldırı için yeşil ışık yaktı?

Parstoday – ABD Senatosu, Kongre onayı olmadan Venezuela’ya saldırıyı yasaklayan kararı 51 ret oyuyla reddetti. Bu karar, Donald Trump’a, yasama organının denetimi olmaksızın Caracas üzerindeki askerî baskıyı artırma imkânı tanıyor.

Parstoday’in haberine göre, Kongre onayı olmadan saldırıyı yasaklayan tasarı Demokrat Parti senatörleri Tim Kaine ve Adam Schiff ile Cumhuriyetçi Rand Paul tarafından sunulmuştu. Senatörler, ABD başkanının uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele bahanesiyle ülkeyi Kongre onayı olmadan askerî bir çatışmaya sürükleyebileceği konusunda uyarmışlardı. Ancak Senato’da çoğunluğu elinde bulunduran Cumhuriyetçiler bu öneriye karşı çıkarak Trump’ın önünü açtılar.

Bu karar, Karayipler bölgesinde uçak gemileri, insansız hava araçları, savaş ve keşif uçakları ile uzun menzilli bombardıman uçaklarının konuşlandırılmasının ardından geldi. Bu durum, Venezuela’ya yönelik sınırlı bir saldırı ya da kara operasyonu ihtimaline dair endişeleri artırdı.

ABD’nin Venezuela ile düşmanlığı ani bir gelişme değil, Latin Amerika’daki bağımsız hükümetlerle Washington arasında süregelen uzun bir çatışmanın parçasıdır. Özellikle Hugo Chávez döneminden ve ardından Nicolás Maduro döneminden beri Venezuela, bölgede ve dünyada ABD karşıtı ve anti-emperyalist bir ülkenin sembolü hâline gelmiştir. Washington, Venezuela’yı Latin Amerika’daki tarihî nüfuzuna yönelik bir tehdit olarak görmekte ve bu ülkeye karşı daima düşmanca politikalar izlemektedir.

Trump iktidara geldikten sonra bu saldırgan politika daha da yoğunlaştı. Trump birçok kez Venezuela’ya askerî müdahale seçeneğinin “masada olduğunu” dile getirdi. Uzun süre yalnızca ekonomik baskıdan ve Maduro muhaliflerine destekten bahsediyordu; ancak son gelişmeler, hükümetin sözlü tehdit aşamasını geçip fiilî askerî güç gösterisine geçtiğini ortaya koyuyor. ABD’nin Karayipler’deki askerî yığınağı sadece sembolik bir hamle değil; aynı zamanda Venezuela topraklarında operasyon gerçekleştirme hazırlığının da göstergesi.

ABD hükümeti bu geniş çaplı askerî varlığı “uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele” bahanesiyle gerekçelendiriyor. Ancak birçok analiste göre bu iddia, askerî güç gösterisini meşrulaştırmak için kullanılan siyasî bir örtüdür. CIA ajanlarının da resmen Venezuela’da faaliyette bulunma izni alması, Washington’un sadece deniz ve hava sahasını değil, Venezuela topraklarını da hedef aldığını gösteriyor.

Bu koşullarda Senato üyeleri verdikleri ret oyu ile Venezuela’ya yeni bir mesaj göndermiş oldular: Trump’ın bölgedeki askerî baskıyı artırması önünde artık bir yasal engel yok. Hatta ABD Adalet Bakanlığı yetkilileri, ordunun Kongre onayı olmadan uyuşturucu kaçakçılarına karşı ölümcül operasyonlar yürütmeye devam edebileceğini açıkladılar. Bu, ABD’nin fiilen “ilan edilmemiş savaş” yöntemini kullandığı anlamına geliyor.

Bu karar sadece iç siyasete ilişkin bir gelişme değil, aynı zamanda stratejik bir sinyaldir. ABD’nin Karayipler’de savaş düzenine geçmiş olması ve “Gerald Ford” adlı dev uçak gemisinin bölgede bulunması, Washington’un savaş senaryosunu ciddi şekilde gündeme aldığını gösteriyor.

Gerçekte ABD yönetimi, Maduro’yu içeriden devirmedeki başarısızlık ve “maksimum baskı” politikasının etkisizliğiyle iki krizle karşı karşıya. Trump, elinde hâlâ daha sert araçlar bulunduğunu göstermek istiyor. Bu nedenle, uyuşturucu kaçakçılığı bahanesi ekonomik yaptırımları askerî güç kullanımına dönüştürmek için uygun bir zemin sağlıyor.

İç politikada ise Trump, sınırlı da olsa askerî güç kullanımının iç kamuoyunda propaganda değeri yaratabileceğini biliyor. Daha önce de seçimsel ve siyasî amaçlarla askerî operasyonları kullanmıştı.

Ancak uluslararası düzeyde esas endişe, ABD’nin taktiksel manevralardan stratejik bir çatışmaya sürüklenme ihtimalidir. Senato’nun yasal sınırlamayı reddetmesi bu olasılığı artırıyor. Kongre’nin engel olamadığı durumda, nihai karar verici yalnızca Beyaz Saray olacaktır.

Bu koşullarda ABD’nin Venezuela’ya düşmanlığı yeni bir aşamaya girmiş durumda: “ekonomik baskı” ile “askerî baskı” birleştirilmiş durumda. Deniz ablukası, CIA’nın istihbarat operasyonları ve Karayipler’deki askerî yığınak, Washington’un Maduro hükümetini sona erdirmeyi hedeflediğini, ancak şimdilik klasik bir savaşa girmemeyi tercih ettiğini gösteriyor. Fakat Senato’nun Trump’a verdiği bu yetki, gerekirse bir sonraki adımın da atılabileceği anlamına geliyor. Bu da bölgenin geleceğini belirsiz ve gergin hâle getiriyor.

Sonuç olarak Washington şu anda üç baskı aracını aynı anda kullanıyor: ekonomik yaptırımlar, askerî abluka ve istihbarat operasyonları. Bu üç unsurun birleşimi genellikle rakibi yıpratmak ve kamuoyunu askerî müdahaleye hazırlamak için kullanılır. Washington’un bakış açısına göre, eğer Maduro içeriden devrilmezse, dış baskı yoluyla diz çöktürülmelidir.

Senato’nun ret oyu, Trump’a fiilen planlarının önünde ciddi bir engel olmadığını göstermiş oldu. Bu nedenle yakın gelecekte gerilimin daha da artması muhtemeldir.