İngiltere ekonomisi geniş çaplı bir durgunluğun eşiğinde mi?
Pars Today – İngiltere’deki en yeni resmi veriler, hane halkı üzerindeki geçim baskısının artmasıyla bu ülkenin yeni bir durgunluğun eşiğine geldiğini gösteriyor.
İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi’nin verilerine göre ülkedeki işsiz sayısı 1 milyon 800 bin kişiyi aşarak son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Pars Today’in IRNA’dan aktardığı habere göre analistler, bu seviyeyi “aylarca süren yatırım düşüşü, verimlilik kaybı ve yaşam maliyeti baskısına dair uyarıların ardından işgücü piyasasının yıprandığının ilk ciddi göstergesi” olarak nitelendiriyor. İşsizliğin artmasına paralel olarak, bu yılın üçüncü çeyreğinde gayri safi yurt içi hasıla yalnızca %0,1 büyüdü; bu oran İngiltere ekonomisini fiilen sıfır büyüme durumuna getirerek yaklaşan kışta açık bir durgunluğa girileceğine dair endişeleri artırıyor.
Ekonomistler, bu göstergelerin tümünün İngiltere ekonomisinin Brexit sonrası mali ve sosyal şoklara karşı dayanıklılığın son izlerini de kaybettiğine işaret ettiğini söylüyor. Çok sayıda araştırma kurumu son haftalarda, kırılgan ekonomik büyüme, sanayi yatırımlarındaki düşüş ve hane halkı alım gücündeki zayıflamanın, yeni bütçede alınacak küçük bir kararın bile finans piyasaları ve ülkenin siyasi atmosferi üzerinde domino etkisi yaratabileceği bir tablo oluşturduğunu vurguladı.
Gıda enflasyonundaki artış, İngiliz haneleri üzerindeki artan baskının en belirgin örneklerinden biri. Resmi enflasyon düşmüş olsa da gıda fiyatları son aylarda diğer sektörlere kıyasla çok daha hızlı yükseldi ve büyük market zincirleri, halkın alışveriş alışkanlıklarında keskin değişimler yaşandığını bildiriyor. Tüketiciler yalnızca ürünler indirimdeyken alışveriş yapıyor ve rutin alışveriş hacmi ciddi biçimde düşmüş durumda. Noel öncesi indirim kuyruklarının uzaması ve işsizliğin artması, günlük yaşam maliyetleri altında ezilen ve yeni bir fiyat artışı dalgasını kaldıramayacak bir toplumun görüntüsünü ortaya koyuyor.
Bu sırada İngiliz ekonomi medyası, içecekler üzerindeki vergilerin artırılma ihtimalinden söz ediyor. Böyle bir uygulama hayata geçerse düşük gelir gruplarına yeni bir mali yük bindirecek ve toplumsal hoşnutsuzluğun yeni bir dalgasını tetikleyebilir. Bu vergi, İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves’in hükümetin gelir yapısını yeniden düzenlemeyi amaçlayan daha geniş kapsamlı bir planının parçası ve yükün büyük bölümü orta ve alt sınıfların omuzlarına binecek.
Ekonomi uzmanları, gıda ve enerji enflasyon baskısı, reel ücretlerdeki düşüş ve kiralama maliyetlerindeki artışın öyle bir seviyeye ulaştığını belirtiyor ki, Starmer hükümeti toplumsal patlamayı önlemek için dengeli bir yasa tasarısı sunmak zorunda kalacak. Ancak bu denge arayışı, onun siyasi konumunu daha da kırılgan hâle getirebilir. Son haftalarda İşçi Partisi içinde bütçenin finansman yöntemi konusunda görüş ayrılıkları yaşandığına ilişkin haberler çıkarken, bazı medya organları kabine içinde “memnuniyetsizlik fısıltıları” olduğundan söz ediyor. Bugünün ekonomik atmosferi, bu ayrılıkları parti içi bir tartışmadan hükümetin istikrarını tehdit edebilecek potansiyel bir unsura dönüştürmüş durumda.
Durgunluk işaretleri yalnızca işgücü piyasası ve tüketim seviyeleriyle sınırlı değil. Üretim sektörü de son aylarda siparişlerdeki düşüş, tedarik zincirindeki aksamalar ve ihracattaki gerileme ile karşı karşıya. Başta İngiltere’nin orta ve kuzey bölgelerindeki büyük otomotiv firmalarının üretim birimleri olmak üzere bazı şirketler, enerji maliyetlerindeki artış ve vergi düzenlemelerine dair belirsizliğin büyüme planlarını askıya almalarına yol açtığını açıkladı. Doğrudan yabancı yatırımlardaki düşüş de İngiltere ekonomisinin yapısal zorluklarını artırarak ülkeyi dış şoklara karşı daha hassas hâle getirdi.
Tüm bu gelişmelere ek olarak konut piyasası da durgunluk içinde. İşlem hacmindeki düşüş, evlerin reel değer kaybı ve kredi alma koşullarının zorlaşması, birçok ailenin ev almayı ya da taşınmayı ertelemesine yol açtı. Bu derin durgunluk inşaat sektörünü doğrudan etkileyerek bu alandaki çok sayıda küçük ve orta ölçekli şirketi iflasın eşiğine getirdi. Analistler, konut piyasasındaki durgunluğun genellikle istihdam ve tüketimde bir düşüş döngüsü yarattığını ve bu döngüden çıkmanın kolay olmadığını belirtiyor.