Washington’un Asya’daki Müttefiklerine Çin’e Karşı Askerî Harcamaları Artırma Baskısı
Parstoday – ABD yönetiminin yeni ulusal güvenlik stratejisi, Hint-Pasifik bölgesini yüzyılın en önemli jeopolitik rekabet sahası olarak tanımlıyor ve Asyalı müttefiklerden savunma harcamalarını artırarak Çin’e karşı caydırıcılıkta daha aktif bir rol üstlenmelerini istiyor.
Beyaz Saray, yayımladığı son ulusal güvenlik stratejisinde ABD’nin jeopolitik önceliklerine dair yeni bir çerçeve sunuyor. Bu belge, Washington yönetiminin her zamankinden daha fazla Çin’in güç kazanımını sınırlamaya ve Asya’daki müttefik ağını güçlendirmeye odaklandığını gösteriyor. Yeni yayımlanan 33 sayfalık doküman yalnızca Çin’e karşı caydırıcılığın gerekliliğini vurgulamakla kalmıyor, aynı zamanda ABD’nin kilit müttefiklerinden savunma ve güvenlik harcamalarına daha fazla katkı sağlamalarını talep ediyor. Bu Parstoday raporunda, ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisinde Asyalı müttefiklerinden beklentileri inceleniyor:
Hint-Pasifik’in “jeopolitik mücadele alanı” olarak tanımlanması
ABD’nin ulusal güvenlik stratejisinde Hint-Pasifik bölgesi “hayati bir mücadele alanı” olarak nitelendiriliyor; zira Çin bu bölgede hızla askerî modernizasyon gerçekleştiriyor ve ekonomik nüfuzunu genişletiyor. ABD yönetimi, stratejik üstünlüğünü korumak için Asyalı müttefiklerin kolektif savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmeleri gerektiğini belirtiyor. Belgede şu ifadeye yer veriliyor:“ABD, stratejik savunma hattını tek başına koruyamaz ve korumak zorunda da değildir.”Bu savunma hattı, Japonya’dan Tayvan ve Filipinler’e uzanan ve fiilen Çin’in deniz sınırını çevreleyen birinci ada zincirini kapsıyor.
Japonya, Güney Kore ve NATO üyeleri üzerindeki baskının artması
Stratejinin ana unsurlarından biri, Japonya ve Güney Kore’den askerî harcamalarını artırmalarının istenmesidir. Belgede, bu ülkelerin bölgesel tehditlere karşı daha aktif bir rol oynayabilmeleri için caydırıcılık kapasitelerini güçlendirmeleri gerektiği vurgulanıyor.Aynı zamanda NATO üyelerine de baskı yapılarak savunma harcamalarını 2035 yılına kadar GSYİH’nin yüzde 2’sinden yüzde 5’ine çıkarmaları isteniyor. Bu talep, Washington’un küresel güvenliğin mali yükünün bir kısmını müttefiklere aktarma çabasını yansıtıyor.
Washington’ın Tayvan politikasının devamı
Tayvan’a ilişkin bölümde ABD, uzun süredir sürdürdüğü “statükonun tek taraflı değiştirilmesine karşı çıkma” politikasını tekrar ediyor. Ancak önceki hükümetlerin aksine mevcut yönetim, Tayvan’a koşulsuz destek verme yaklaşımından uzak duruyor ve daha çok askerî caydırıcılık ile bölgesel istikrara odaklanıyor.Belgede, Tayvan çevresindeki istikrarın ABD için hayati olduğu vurgulanıyor; yalnızca yarı iletken üretimindeki rolü nedeniyle değil, aynı zamanda küresel ticaretin yaklaşık üçte birinin bu sulardan geçmesi nedeniyle.
Çin’e karşı ekonomik ve güvenlik politikalarında yeniden değerlendirme
ABD yönetimi, önceki Çin politikalarını eleştirerek Amerikan pazarını Çin’e açmanın Pekin’i “kurallara dayalı uluslararası düzene” yönlendirmediğini belirtiyor. Bu nedenle Washington, Çin ile ekonomik ilişkilerini “dengelenecek” bir yapıya kavuşturmayı planlıyor.
Yeni güvenlik önceliklerinde Kuzey Kore’nin yokluğu
ABD’nin ulusal güvenlik stratejisindeki dikkat çekici noktalardan biri de Kuzey Kore konusuna değinilmemesidir. Analistler bunu, Washington’ın Pyongyang’ın nükleer silahsızlandırılmasını artık üst düzey bir öncelik olarak görmediğinin işareti olarak değerlendiriyor.