ABD Cumhuriyetçileri arasında Trump’ın Venezuela planı konusunda derin çatlak
https://parstoday.ir/tr/news/world-i288252-abd_cumhuriyetçileri_arasında_trump’ın_venezuela_planı_konusunda_derin_çatlak
Parstoday – Bir Amerikan dergisi, ABD Cumhuriyetçileri arasında Trump’ın Venezuela’ya yönelik planı konusunda oluşan derin ayrılığı ele aldı.
(last modified 2025-12-15T03:32:17+00:00 )
Aralık 15, 2025 06:30 Europe/Istanbul
  • ABD Cumhuriyetçileri arasında Trump’ın Venezuela planı konusunda derin çatlak

Parstoday – Bir Amerikan dergisi, ABD Cumhuriyetçileri arasında Trump’ın Venezuela’ya yönelik planı konusunda oluşan derin ayrılığı ele aldı.

Amerikan dergisi Politico, yayımladığı bir analizde, ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahale ihtimalinin Cumhuriyetçi Parti içindeki anlaşmazlıkları yeniden gün yüzüne çıkardığını yazdı. Buna göre, dış müdahaleyi savunan şahinler ile bu tür adımlara karşı çıkan kanat arasında ciddi bir görüş ayrılığı bulunuyor. Parstoday’in aktardığına göre bu bölünme, Trump cephesindeki dış politika ittifaklarının son derece akışkan ve değişken olduğunu gösteriyor.

Bir tarafta, Trump’ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik tehditleri, Lindsey Graham ve Mike Pence gibi geleneksel ve müdahaleci isimlerin desteğini çekmiş durumda. Graham, Venezuela’ya yönelik saldırıların genişletilmesini isterken, Pence daha da ileri giderek Maduro’nun görevden alınmasını önerdi. Bu iki isim daha önce de Trump’ın dış müdahalelerini desteklemiş, haziran ayında İsrail rejiminin İran’ın nükleer tesislerine yönelik hava saldırılarına destek vermişti.

Aynı zamanda Güney Florida’dan bazı Cumhuriyetçiler — Maria Elvira Salazar, Mario Díaz-Balart ve Carlos Giménez de açıkça Maduro’nun görevden alınmasını savundu. Bu tutum, söz konusu bölgede yaşayan Venezuelalı göçmen topluluğu için konunun taşıdığı önemi yansıtıyor.

Diğer tarafta ise Steve Bannon ve Tucker Carlson gibi “Önce Amerika” milliyetçileri ile Rand Paul gibi müdahale karşıtı özgürlükçüler bu yaklaşıma karşı çıkıyor. Onlara göre böyle bir adım, ABD’yi Venezuela’da rejim değişikliğine yönelik maliyeti yüksek bir savaşa sürükleyebilir; tıpkı İran’a saldırı konusunda dile getirdikleri endişeler gibi.

Dikkat çekici olan, bu kez destekçiler ve karşıtların diziliminin geçmişten farklı olması. İran’a saldırıyı destekleyen bazı isimler, şimdi Venezuela’ya müdahaleye karşı çıkanlarla aynı safta yer alıyor. Örneğin, daha önce İran konusunda Carlson’la anlaşmazlık yaşayan Laura Loomer, bu kez onunla aynı görüşte olduğunu belirterek Maduro’nun devrilmesinin ülkenin yeniden inşa maliyetini Amerikan vergi mükelleflerinin sırtına yükleyeceği ve Çin’in nüfuzunu artıracağı uyarısında bulundu.

Trump’ın özel temsilcisi Richard Grenell de muhalif kampa katıldı. Geçmişte İran’a saldırıyı savunan Grenell, Venezuela konusunda diplomatik bir çözüm üzerinde duruyor. Her ne kadar yönetim onun Caracas ile temaslarını durdurmuş olsa da Grenell, barışçıl bir anlaşmanın mümkün olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Müdahale karşıtı grup, bazı göçmenlik karşıtı aktivistlerin de desteğini almış durumda. Bu kesimler, Venezuela krizinin derinleşmesinin ABD’ye doğru yeni bir göç dalgasına yol açabileceğinden ve hükümetin kısıtlayıcı politikalarını zayıflatacağından endişe ediyor. Göç Araştırmaları Merkezi Direktörü Mark Krikorian, her dış maceranın genellikle bir göç dalgası yarattığı uyarısında bulunarak bunun karar alma süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Bu güç dengesi değişiminin birkaç nedeni bulunuyor:

Konunun, özellikle Florida’daki Venezuelalılar başta olmak üzere İspanyol kökenli seçmenler için taşıdığı önem

Venezuela’nın ABD’ye coğrafi yakınlığının daha doğrudan sonuçlar doğurması

İran’dan farklı olarak bu krizin, İsrail’e destek gibi hassas bir meseleyle bağlantılı olmaması

Sonuç olarak Trump yönetimi, kamuoyuna yönelik açıklamalarında hedefinin “uyuşturucu kaçakçılarıyla mücadele” olduğunu ve Maduro’yu devirmeyi amaçlamadığını söylüyor. Ancak aynı zamanda bölgedeki askeri varlığını artırıyor ve perde arkasında Maduro sonrası döneme ilişkin senaryoları tartışıyor.

Bu nedenle ABD Cumhuriyetçileri arasındaki siyasi tablo hâlâ akışkan ve belirsizliğini koruyor.