Amerikan medyasının anlatımına göre Washington’un Pekin karşısındaki stratejik yenilgisi
Parstoday – Financial Times’ta yayımlanan bir yazıda, bu yılın Çin ve Şi Cinping’in stratejik sabır ve zamanında misilleme hamlelerinden en fazla kazanç sağladığı yıl olduğu belirtilirken, Donald Trump’ın çelişkili kararları ve geri adımlarıyla fiilen Çin’in ticaret savaşını kazanmasına ve küresel rekabette öne geçmesine yardımcı olduğu ifade edildi.
Financial Times gazetesinin değerlendirme yazısında, Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping’in bu yıl “bırak düşman hatalarında ısrar etsin” yaklaşımıyla Trump’a karşı yürütülen ticaret savaşında kazanan taraf olduğu ve bu yenilginin ekim ayında Güney Kore’de ABD Başkanı için kesinleştiği yazıldı. Parstoday’in bu Amerikan medya kuruluşuna dayandırdığı habere göre, Trump’ın bu savaştaki geri çekilişi bir dönüm noktası olarak görülüyor. Hatta Pekin’den ekonomik ayrışma ve bağımlılığı azaltma fikri bile sonuçsuz kaldı.
Trump’ın geçen hafta Nvidia’nın H-200 çiplerinin satışını onaylaması, Şi’nin “beklenmedik kazancına” katkı sağladı. Amerikalıların zihnindeki algı, Nvidia’nın ticari bir şampiyon olduğu ve rakipsiz bulunduğu yönünde; ancak gerçek bununla sınırlı değil. Gelişmiş çipler, Çin’in ABD’nin gerisinde kaldığı az sayıdaki alanlardan biri ve Trump bu “hediyeyle” Şi’ye bu farkı kapatma imkânı verdi.
Gazeteye göre Trump’ın yapay zekâ stratejisi belirsiz. Bir yandan Çin’le rekabette kazanmak için yapay zekâ sektörünün önündeki iç engelleri kaldırıyor, diğer yandan da bu ülkeyi rekabette ayakta kalabilecek şekilde donatıyor. Bu arada Nvidia, Çin’den elde ettiği gelirlerin yüzde 15’ini ABD’ye ödemeyi taahhüt etti; ancak bu verginin nasıl hesaplanacağı ve tahsil edileceği hâlâ net değil.
Trump’ın Pekin’e yönelik politikasının arkasındaki jeopolitik mantığı bulmak kolay değil. Trump’ın son Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesi, Çin ve Rusya’yı artık rakip olarak tanımlamıyor. Bu belgede Monroe Doktrini’ne eklenen bir “Trump eki” yer alıyor ve bunun bedelini Çin ödüyor. Trump, Batı Yarımküre’de yabancı güçlerin siyasi ve ekonomik nüfuzunu yasakladığını ilan etti. Bu durum, Trump’ın ABD’nin “arka bahçesi” olarak görülen bölgelerde—Venezuela dâhil—neden güç yığdığına kısmen açıklık getiriyor.
Financial Times yazısının devamında, belgenin geri kalanının Çin’in küresel nüfuzunu hızlandıracak şekilde kurgulanmış göründüğü belirtiliyor. ABD’nin Çin’in yükselişini sınırlamanın en iyi yolu Avrupa ile iş birliği yapmakken, Trump bunun yerine rejim değişikliklerinin peşine düşüyor. Avrupa kıtasının “medeniyetin yıkımı”ndan söz ederek hedefini açık ediyor: Avrupa’da kendisine yakın partileri iktidara taşımak. Bu da ABD’yi, Avrupa’daki liberal demokrat hükümetlerin ideolojik rakibi hâline getiriyor.
Trump ayrıca küresel enerji rekabetinden tek taraflı olarak geri çekiliyor. Çin’in temiz enerji teknolojileri ihracatının bu yılın ilk yedi ayında, ABD’nin fosil yakıt ihracatının iki katı olduğu belirtiliyor. Trump’ın “büyük ve güzel yasa tasarısı”nda, alternatif enerjilere yönelik ABD teşvik ve muafiyetlerinin çoğu kaldırıldı. Böylece Çin, yeni enerji sınırlarında öncü olacak ve bu teknolojileri gelişmekte olan ülkelere sunacak. Trump’ın fosil yakıtlara yeniden odaklanması, fiilen dünyanın enerji geleceğini Çin’e bırakması anlamına geliyor.
Financial Times son olarak şunları yazdı: Trump, nisan ayında Çin’e yüzde 145 oranında gümrük tarifesi uygulayarak “en büyük darbesini” başlattı. Buna karşılık Şi, nadir toprak elementlerinin ihracatını kontrol altına alarak ABD’nin sanayi ve askerî üretiminin büyük bölümünü durdurabilecek bir hamle yaptı ve nihayetinde Trump ekim ayında geri adım attı. Böylece en azından önümüzdeki birkaç yıl için “daha büyük darbenin” Şi’den geldiği ortaya çıktı. Bu büyük küresel rekabette Trump’ın performansı pek çok gerçeği açığa çıkardı: Çin’in dünyanın en değerli kaynakları üzerinde güçlü bir denetime sahip olduğunu gösterdi ve diğer ülkelere de kendi yollarını kendilerinin bulması gerektiğini anlattı.