Avrupa ve ABD neden giderek birbirinden uzaklaşıyor?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i289970-avrupa_ve_abd_neden_giderek_birbirinden_uzaklaşıyor
Parstoday – Fransa Cumhurbaşkanı, Washington’un yeni dış politika yaklaşımını eleştirerek şunları söyledi: Amerika Birleşik Devletleri giderek müttefiklerinden uzaklaşıyor ve uluslararası kuralları çiğniyor.
(last modified 2026-01-11T11:57:21+00:00 )
Ocak 11, 2026 01:55 Europe/Istanbul
  • Avrupa ve ABD neden giderek birbirinden uzaklaşıyor?

Parstoday – Fransa Cumhurbaşkanı, Washington’un yeni dış politika yaklaşımını eleştirerek şunları söyledi: Amerika Birleşik Devletleri giderek müttefiklerinden uzaklaşıyor ve uluslararası kuralları çiğniyor.

Parstoday’in haberine göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Washington’un yeni dış politika yaklaşımını eleştirerek şöyle dedi: Amerika Birleşik Devletleri yerleşik bir güçtür; ancak giderek bazı müttefiklerinden uzaklaşan ve bizzat teşvik ettiği uluslararası kurallardan kopan bir güç haline gelmektedir. Uluslararası ve çok taraflı kurumların her geçen gün daha da etkisiz hale geldiğine dikkat çeken Macron, “Büyük güçlerin dünyayı bölme yönünde gerçek bir cazibe hissettiği bir dünyada yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Avrupalı yetkililer, ABD’nin uyumsuzluğu ve ayrışmasından söz ederken, onlarca yıl boyunca Washington’un ortağı ve müttefiki olarak hareket ettiler. Ancak son yıllarda ve özellikle Donald Trump’ın başkanlığı döneminde, ABD ile Avrupa arasındaki mesafe giderek arttı. Nitekim Trump liderliğindeki Amerika Birleşik Devletleri, kendi çıkarlarını önceleyen tek taraflı bir yaklaşımı benimsedi; bu yaklaşım ise Avrupa’nın çok taraflılık politikasına ters düşmektedir.

“Önce Amerika” sloganıyla başkanlığa başlayan Trump, uygulamada da uzun süredir tek taraflı kararlar alıp hareket etmektedir. Bu bağlamda Venezuela’ya yönelik saldırı ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılması ile ABD’nin 60’tan fazla uluslararası kurum ve örgütten çekilmesini ilan etmesi örnek gösterilebilir. Aslında ABD Başkanı, ikinci başkanlık döneminde siyasi, ekonomik ve hatta güvenlik alanlarında ABD ile Avrupa arasındaki uçurumu fiilen derinleştirmiştir. Avrupalı yetkililerin katılımı ya da danışılması olmaksızın alınan siyasi kararlar Venezuela’ya saldırı gibi buna örnektir. Ekonomik alanda da Trump, Avrupalı müttefiklerine karşı dahi bir gümrük savaşı başlatmış; bu kapsamda bazı ticari tarifeleri artırmıştır. Güvenlik ve askeri alanda ise Trump’ın yaklaşımları, Avrupalı ülkeleri de bir Avrupa NATO’su kurma fikrini gündeme almaya sevk etmiştir.

Trump’ın Avrupa Birliği’nden uzaklaşması, bu birliğe üye ülkelerin ekonomik, sosyal, siyasi ve güvenlik alanlarında pek çok sorunla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşmektedir. Son yıllarda birçok Avrupa ülkesi ekonomik büyümenin yavaşlaması, enflasyonun artması ve işsizliğin yükselmesi gibi sorunlarla karşılaşmıştır. Ayrıca bazı yasal reformlar, sosyal destek ve refah uygulamalarının azaltılması ve sınıfsal uçurumun derinleşmesi, Fransa başta olmak üzere çeşitli ülkelerde toplumsal protestoların artmasına yol açmıştır.

Siyasi alanda ise aşırı sağ partilerin faaliyetlerinin artması ve aşırılığın güçlenmesi, bazı üye ülkelerde ayrılıkçılık eğilimleri, güvensizliklerin ve terör saldırıları riskinin artması, göç ve mülteci dalgasının sürmesi ile özellikle Ukrayna savaşı bağlamında askeri ve güvenlik bütçelerinin artırılması, Avrupa Birliği’nin zorlu günler geçirmesine neden olmuştur. Öyle ki bazı üye ülkeler ayrılmayı gündeme getirirken, bazıları da tek taraflı politikalar izleyerek Birliğin temel ilkelerini ihlal etmiştir.

Öte yandan, dış politika alanında Avrupa ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların tırmanması, Avrupalı yetkililerin artık kendilerini ABD’nin müttefiki olarak görmemelerine yol açmıştır. Nitekim Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bunu defalarca dile getirmiştir. Daha önce de Avrupalı yetkililer, çok taraflılığın zayıflaması ve ayrışma süreci konusunda uyarılarda bulunmuşlardı. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği bir röportajda açıkça şunu söylemiştir: Avrupa Birliği mevcut durumda, istese bile Batı Asya bölgesindeki gelişmeler üzerinde önemli bir etki yaratma kapasitesine sahip değildir. Merz, büyük güçlerin daha belirleyici rol oynadığı krizlere işaret ederek, Avrupa’nın bir zamanlar savunucusu olduğu uluslararası hukuka dayalı çok taraflı düzenin geri plana itildiğini vurgulamıştır.

Nitekim bugün Grönland meselesinde de Trump, bu toprakları ele geçirmekten söz etmektedir; oysa Grönland Avrupa’ya aittir. ABD Başkanı, Grönland’ı ele geçirmenin Amerika’nın ulusal güvenliğini korumak ve savunmak için gerekli olduğunu iddia ederek, bu adımın barışçıl yollarla ya da zor kullanılarak atılabileceğini söylemiştir. Bu açıklamalar Avrupalı yetkililerin tepkisiyle karşılanmıştır. Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya ve Birleşik Krallık liderleri yayımladıkları ortak bildiride, Arktik ve Kuzey Atlantik rotaları üzerinden Kuzey Amerika’yı koruyan ve zengin yer altı kaynaklarına sahip bu adanın halkına ait olduğunu vurgulamışlardır.

Her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri hâlâ Avrupa’nın en büyük müttefiki olsa da, Washington’un baskı politikalarının ve Trump’ın uygulamalarının sürmesi, Avrupalı yetkilileri yalnızca tepki göstermeye değil; aynı zamanda Trump’ın tek taraflı politikalarını eleştirirken, diğer ülkelerle diplomasi ve ilişkilerin geliştirilmesini transatlantik ilişkilerin çeşitlendirilmesi ve bir Avrupa NATO gücünün oluşturulması gibi ciddi biçimde gündemlerine almaya sevk etmiştir. Öyle ki, artık kendilerini ABD’nin müttefiki olarak görmemeye başlamışlardır.