Amerikalıların Trump’tan Artan Memnuniyetsizliği; Yerine Getirilmeyen Vaadler
https://parstoday.ir/tr/news/world-i290334-amerikalıların_trump’tan_artan_memnuniyetsizliği_yerine_getirilmeyen_vaadler
Parstoday – CNN’in yeni anketinin sonuçları, Amerikalıların çoğunun Trump yönetiminin ilk yılını başarısız bulduğunu gösteriyor.
(last modified 2026-01-17T10:06:28+00:00 )
Ocak 17, 2026 13:06 Europe/Istanbul
  • Amerikalıların Trump’tan Artan Memnuniyetsizliği; Yerine Getirilmeyen Vaadler

Parstoday – CNN’in yeni anketinin sonuçları, Amerikalıların çoğunun Trump yönetiminin ilk yılını başarısız bulduğunu gösteriyor.

Parstoday’in aktardığına göre, CNN’in yeni anket sonuçlarına dayanarak Amerikalıların çoğu, Donald Trump’ın ikinci döneminin ilk yılında başarılı bir performans sergilemediğine ve doğru öncelikleri seçmediğine inanıyor.
Anket ayrıca Amerikalıların gözünde mevcut yönetimin, yaşam maliyetlerinin artışını kontrol altına almak ve Amerikalıların yaşam koşullarını iyileştirmek için kayda değer bir adım atmadığını ortaya koyuyor. Buna rağmen Trump, kendisini iç ve dış politikada başarılı bir başkan olarak tanıtmaya devam ediyor.
Trump’ın performansına yönelik memnuniyetsizliğin nedenleri, iç ve dış olmak üzere iki alanda ele alınabilir. İç alanda, Amerika’da yaşam maliyetlerinin belirgin biçimde artması ve Trump yönetiminin enflasyonu kontrol edememesi, vatandaşların hoşnutsuzluğunun başlıca sebepleri arasında yer alıyor. Konut, enerji, sağlık hizmetleri ve gıda fiyatları Trump yönetiminin ilk yılında dikkat çekici bir hızla yükselmiş ve orta ile alt gelir grupları üzerinde doğrudan baskı oluşturmuştur.
Birçok Amerikalı, hükümetin vergi politikalarının büyük şirketler ve yüksek gelir gruplarının çıkarına göre şekillendiğini, bu nedenle toplumun çoğunluğunun yaşam koşullarını iyileştirmediğini düşünüyor. Buna ek olarak, ekonomik politika yapımındaki istikrarsızlık, düzenlemelerdeki ani değişiklikler ve ekonomik kurumlarla öngörülemeyen yaklaşımlar, iş ortamında belirsizlik yaratmış ve kalıcı istihdam fırsatlarının oluşmasını engellemiştir.
Bu çerçevede yayımlanan veriler, işsizlik oranının kasım ayında yüzde 4,6’ya ulaştığını ve bunun son 4 yılın en yüksek seviyesi olduğunu gösteriyor. Sanayiyi canlandırma ve fabrika işlerini artırma vaadi de fiilen gerçekleşmedi.
Enflasyon oranı da 2025 yılının sonunda benzeri görülmemiş bir seviyeye çıktı ve birçok mal ile hizmetin fiyatını yükseltti. Hampton Global Business Review’un son raporu, yüksek enflasyonun hane halkının alım gücünü düşürdüğünü ve birçok temel ürünü lüks tüketim kalemine dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.
Ayrıca gıda, konut, sağlık hizmetleri ve enerji fiyatlarındaki artış, orta ve alt gelir grupları üzerindeki baskıyı daha da artırarak genel memnuniyetsizliği derinleştirmiştir.
Bu sorunlara ek olarak Trump yönetiminin dış politikası da memnuniyetsizliğin artmasında önemli bir rol oynamıştır. İthalata uygulanan ağır gümrük tarifeleri ve Çin ile Avrupa Birliği üyeleri gibi ülkelerle girilen ticaret savaşları, Amerika içinde tüketim mallarının fiyatlarını yükseltmiş ve yaşam maliyetlerini daha da artırmıştır.
Ayrıca bazı uluslararası anlaşmalardan çekilmek ve Amerika’nın geleneksel müttefikleriyle gerilim yaratmak, küresel ekonomiyi görece istikrarsız bir hale getirmiştir. Bu istikrarsızlık, Amerika’nın iç piyasalarını da etkilemiş; yatırımcılar Amerika ekonomisinin geleceği konusunda daha temkinli davranmaya başlamış ve bu temkinli yaklaşım ekonomik büyümeyi yavaşlatmıştır. Öte yandan, katı göçmenlik politikaları, tarım, inşaat ve hizmetler gibi alanlarda gerekli ve düşük maliyetli iş gücünün bir kısmını sınırlandırmış; bu durum üretim maliyetlerinin artmasına ve dolayısıyla ürün fiyatlarının yükselmesine yol açmıştır.
Amerika yönetiminin küresel krizlere yaklaşımı da Trump’ın performansına yönelik memnuniyetsizliği artırmıştır. Uluslararası kurumlarla koordinasyon olmadan ya da ekonomik sonuçları dikkatle değerlendirilmeden alınan kararlar, Amerika’nın bazı durumlarda krizleri yönetmek için daha fazla maliyet üstlenmesine yol açmıştır. Bu durum, ülke vatandaşlarının gözünde ekonomik yönetimde zayıflık ve dış politika sonuçlarını öngörememe olarak değerlendirilmiştir.
Ayrıca birçok Amerikalı, Trump’ın halkın temel sorunlarına odaklanmak yerine enerjisini daha çok siyasi, kişisel veya sembolik yönü ağır basan konulara harcadığını düşünmektedir. Trump, tüm Amerikalıların başkanı olmak yerine fiilen dar bir siyasi tabanın lideri olarak kalmıştır. Siyasi sermayesinin büyük bölümünü parti içi çekişmelere, medyaya yönelik saldırılara, seçim zaferini vurgulamaya ve muhaliflerle hesaplaşmaya harcamış; kapsayıcı ve ulusal bir yönetim görüntüsü sunmakta zorlanmıştır. Bu yaklaşım, Amerika’daki geniş bir kesimin Trump yönetiminin kendilerini temsil etmediğini ve kamu meselelerinden çok siyasi çatışmalarla meşgul olduğunu hissetmesine neden olmuştur.
Amerikalı vatandaşlar arasında, yetkinin kötüye kullanılması ya da başkanlık yetkilerinin aşırı şekilde kullanılması konusunda duyulan endişe de artmıştır. Pek çok kişi, Trump’ın gücü, kişiselleştirerek ve denetleyici kurumları zayıflatarak geleneksel yönetim dengesini bozduğunu düşünmektedir. Ani kararlarla yürüyen yönetim tarzı, yargı ve istihbarat kurumlarına yönelik saldırılar ve siyasi teamüllere gösterilen kayıtsızlık, Trump döneminde siyasetin bireysel iradenin hâkim olduğu bir alana dönüştüğü algısını güçlendirmiştir. Aynı zamanda, sosyal ve kültürel ayrışma da Trump döneminde daha derin hale gelmiştir. Başından itibaren kimlik, ırk ve göç temelli bir söyleme dayanan yaklaşımı, özellikle göçmenlere ve protestoculara yönelik sert uygulamalarla birlikte, azınlıklar ve gençler dâhil birçok kesimde güvensizlik ve korkuyu artırmıştır.
Genel olarak Trump yönetiminin ilk yılındaki performansa yönelik memnuniyetsizlik, Amerika toplumundaki mevcut krizlerin çözülmediğini, aksine onun liderliği altında yeni boyutlar kazandığını göstermektedir. Trump’ın seçim vaatlerinin önemli bir bölümü ya tamamen bırakılmış ya da pratikte bir sonuca ulaşmamıştır. Sonuç olarak Amerika başkanı, ilk yılında halkın memnuniyetini sağlayamadığı gibi, siyasi ve toplumsal ayrışmayı derinleştirerek, hükümetinin yaklaşan zorlukları yönetme kapasitesine dair daha ciddi soru işaretleri doğurmuştur./