Bölge ülkeleri İran’da neden istikrar istiyor?
Parstoday – İran’daki son olaylar ve Trump’ın sözde protestocuları desteklemek için askerî saldırı tehdidinde bulunması, bölge ülkelerinde ciddi endişe yarattı.
Parstoday’in aktardığına göre, Daily Sabah sitesinde Mustafa Caner’in 15 Ocak tarihli “İran’da ‘Hükümetin Çökmesini’ Kimler İstiyor?” başlıklı makalesi, İran’daki son karışıklıkları ve Trump’ın bu olaylara askerî müdahale tehdidini ele alıyor; bu durumun bölge ülkelerinde neden kaygı oluşturduğunu inceliyor.
- Bölgenin Jeopolitik Dönüşümü
Yazarın değerlendirmesine göre, İran’daki olaylar Batı Asya’nın derin jeopolitik değişimlerden geçtiği bir döneme denk geliyor. Bu süreçten önceki en büyük dönüşüm, Batı Asya ve Kuzey Afrika’nın siyasi yapısını değiştiren İslami Uyanış dalgasıydı. Bu dalga, İran’ın Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen gibi ülkelerde etkisini artırmasına zemin hazırladı. Bu durum bazı Arap ülkelerinin İran’ı istikrarsızlık kaynağı olarak görmesine yol açtı ve Trump döneminde Tahran’a yönelik baskılar zirveye çıktı.
Ancak pandemi sonrası Amerika’nın bölgesel müttefiklerine desteğinin azalması, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır gibi ülkeleri yeni zorluklarla karşı karşıya bıraktı. Ukrayna savaşı da küresel istikrarsızlığı artırarak bölgesel istikrar ihtiyacını daha da belirgin hale getirdi. Böyle bir ortamda İran ile Suudi Arabistan 2023’te ilişkileri normalleştirme kararı aldı ve Türkiye de Arap ülkeleriyle ilişkilerini iyileştirdi.
- 7 Ekim Sonuçları ve İsrail’in Rolü
7 Ekim 2023 saldırılarının ardından İsrail, bölgenin en önemli istikrarsızlık kaynağı olarak görülüyor. İsrail’in Lübnan, Suriye ve İran’a yönelik saldırıları tüm bölgenin güvenliğini tehdit ediyor. İsrail savaş uçaklarının farklı ülkelerin hava sahalarından geçmesi ve hatta Katar gibi ülkelerin hedef alınması, gerilimin ne kadar genişlediğini gösteriyor. Bu rejim, Sudan krizinden Afrika Boynuzu’ndaki gelişmelere ve Somaliland’deki ayrılıkçı hareketlere kadar birçok olayda rol oynadı. Bölgedeki istikrarlı siyasi yapılarla uyumlu olmayan bu rejim, devletlerin zayıflamasından çıkar sağlıyor.
Buna karşılık Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır gibi ülkeler bölge devletlerini güçlendirmeyi ve kurumsal kapasitelerini artırmayı hedefliyor. Bu ülkeler Suriye’de yatırımlar yaparken, Sudan ve Somaliland’deki gelişmelerde de benzer tutumlar sergiliyor. İran da bu konularda Türkiye ve Suudi Arabistan’la aynı çizgide yer alıyor.
- Yemen Gelişmeleri ve Bölgesel Rekabetler
Yemen’deki son gelişmeler, bölgedeki güç dengelerinin nasıl hızla değiştiğini açık biçimde gösteriyor. Suudi Arabistan’ın yakın zamanda gerçekleştirdiği hava operasyonu, İsrail’in Yemen’deki planlarına ciddi bir darbe vurdu. Güney Geçiş Konseyi’nin (STC) saldırıları, Suudi Arabistan ile Ensarullah arasındaki müzakereleri sabote etmeyi hedefliyordu ve bu durum Riyad’ın güvenliği açısından doğrudan bir tehdit oluşturdu.
Suudi Arabistan’ın hızlı ve kararlı tepkisi, ülkenin Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu’nda İsrail’in nüfuz artırma girişimlerine karşı durma niyetini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki son savunma anlaşması ise bu çerçevede değerleindirilebilir.
- İran’daki Kargaşanın Jeopolitik Anlamı
Batı medyası, Rıza Pehlevi’yi olası bir kargaşa lideri olarak gösteriyor, ancak İran içinde ona yönelik gerçek desteğin ne kadar olduğu tartışmalı. İsrail rejimiyle yakın ilişkileri, rejimin İran’a yönelik saldırılarını desteklemesi ve taraftarlarının İsrail bayraklarıyla ortaya çıkması, yaşanan olayların Tel Aviv’in bölgesel hesaplarıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bazı medya organları, İsrail rejimi için İran’ın parçalanmasının Pehlevi’nin geri dönüşünden daha tercih edilir bir seçenek olduğunu bile yazıyor.
Bu ortamda bölge ülkeleri nasıl tepki verdi? Türkiye Dışişleri Bakanı, İran’daki olayların arkasında İsrail’in rolüne işaret etti. İran kaynakları ise PJAK gibi gruplara karşı Türkiye ile istihbarat işbirliği yapıldığını aktardı. Umman Dışişleri Bakanı Tahran’a gitti ve Suudi Arabistan da İran’la diplomatik temaslarını sürdürdü.
- Neden Bölge Ülkeleri İran’ın Çöküşünü İstemiyor?
Arap ülkelerinin, özellikle de Fars Körfezi devletlerinin sessizliği; huzursuzlukların kendi sınırlarına sıçramasından duydukları kaygıdan ve ayrıca İran’ın hedef hâline gelmesinden korkmalarından kaynaklanıyor. Bu durum, Amerika’nın İran’a saldırması ve İran’ın da Amerika’nın üslerine karşılık vermesi ihtimaliyle daha da güçleniyor. Ancak hepsinden önemlisi, İran’ın (Washington ve Tel Aviv’in düşündüğü şekilde) çökmesi, hiçbir ülkenin yönetemeyeceği ölçekte krizler doğurabilir. Bu nedenle, İsrail rejimi hariç neredeyse bölgedeki tüm aktörler İran’da istikrarın korunmasını istiyor./