Londra toplantısı; Batı medyasının sistematik çarpıtma, silme ve sessizliği konusunda uyarı
https://parstoday.ir/tr/news/world-i290426-londra_toplantısı_batı_medyasının_sistematik_çarpıtma_silme_ve_sessizliği_konusunda_uyarı
Pars Today – İngiltere İslami İnsan Hakları Komisyonu’nun girişimiyle Londra’da Gazze krizi ve sonuçlarının ele alındığı toplantıda konuşanlar, Batı’nın çifte standartları ve kurallara dayalı uluslararası sistemin zayıflatılması konusunda uyarılarda bulundu.
(last modified 2026-01-19T09:59:22+00:00 )
Ocak 19, 2026 11:59 Europe/Istanbul
  • Londra toplantısı; Batı medyasının sistematik çarpıtma, silme ve sessizliği konusunda uyarı

Pars Today – İngiltere İslami İnsan Hakları Komisyonu’nun girişimiyle Londra’da Gazze krizi ve sonuçlarının ele alındığı toplantıda konuşanlar, Batı’nın çifte standartları ve kurallara dayalı uluslararası sistemin zayıflatılması konusunda uyarılarda bulundu.

İslami İnsan Hakları Komisyonu’ndan Rıza Kazım, bu komisyonun öncülüğünde Londra’da düzenlenen ve Gazze krizi ile sonuçlarına odaklanan toplantıda yaptığı konuşmada, Batı’daki bazı siyasi ve medya anlatılarının Gazze’deki sahadaki gerçekliği kamuoyunun hafızasından silmeye ve hatta gelecekteki tarih yazımında tersine çevrilmiş biçimde sunmaya çalıştığını söyledi.

Pars Today’in aktardığına göre Kazım, ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun açıklamalarına atıfta bulunarak, Pompeo’nun Gazze halkının acılarının tarih kitaplarında “kurban” olarak kayda geçirilmesini engellemek gerektiğini vurguladığını ve “kurban” kavramının farklı şekilde tanımlanması gerektiğini iddia ettiğini hatırlattı.

Kazım, ABD’li siyahilerin tanınmış lideri Malcolm X’ten bir alıntı yaparak, izleyicinin dikkatli olmaması hâlinde medyanın onu mazlumlardan nefret etmeye ve zalimlerle empati kurmaya yönlendirebileceğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca medyayla sınırlı olmadığını; eğitim sistemi, üniversiteler ve resmî yapılar içinde de yeniden üretildiğini belirten Kazım, Londra’da 2010 yılından bu yana düzenlenen Soykırım Anma Günü’nün de tam olarak bu eğilime karşı koymak amacıyla başlatıldığını vurguladı.

Ardından İngiliz yazar ve araştırmacı Haim Bresheeth, Batı’daki medya ve güç yapılarının rolüne odaklanarak, gerçekliğin gösterişli anlatılarla ikame edilmesinin elitlere “gizli eylem” imkânı sağladığını ve hukuki sınırlamaların aşılmasına olanak tanıdığını söyledi. BBC’yi “medyanın aldatıcı gücüne” bir örnek olarak gösteren Bresheeth, Gazze’ye ilişkin seçici haberleştirmenin, medyanın gerçeği açığa çıkarmak yerine onu gizlemede de rol oynayabildiğini ortaya koyduğunu ifade etti.

Bresheeth, Gazze krizinin eşi benzeri görülmemiş boyutlarına değinerek, mevcut gelişmelerin küresel kamuoyu önündeki açıklık düzeyi, kullanılan teknoloji, yıkımın hacmi ve insani ile altyapısal sonuçların genişliği açısından benzersiz olduğunu belirtti. Bu durumun yalnızca katliamla sınırlı kalmadığını; kentsel altyapının, sağlık ve eğitim merkezlerinin tahrip edilmesini ve yaşam kapasitesinin yok edilmesini de kapsadığını söyledi. Bu sürecin devamının, uluslararası hukukun anlam ve işlevini ciddi bir krize sürüklediğini vurguladı.

Daha sonra Exeter Üniversitesi öğretim üyesi Ilan Pappe, “Gazze’nin tarihsel bağlamı” başlıklı konuşmasında, bugünkü durumu anlamak için yok sayılan ve tahrip edilen bir geçmişe ve bu felaketi mümkün kılan süreçlere bakmak gerektiğini ifade etti. 1948 öncesi Gazze tarihine değinen Pappe, kenti Müslümanlar ile Yahudiler arasında bir arada yaşamanın örneği olarak tanımladı ve kitlesel nüfus yer değiştirmelerinden sonra Gazze’nin, gerekli altyapı olmaksızın büyük bir nüfusu kabul etmek zorunda kaldığını hatırlattı. Pappe, Siyonizm projesinin köklerini Avrupa’nın sömürgecilik geçmişi ve krizlerinde gördüğünü belirterek, Batı’nın siyasi desteklerinin bazı Avrupa devletlerinin Filistinlilerin acılarına kayıtsız kalmasına yol açtığını söyledi.

Son olarak California Berkeley Üniversitesi öğretim üyesi Ramon Grosfoguel, “yerleşimci sömürgecilik ve soykırım” başlığı altında yaptığı konuşmada, tarihsel deneyimlerin bu tür sömürgeciliğin özünde yerli nüfusun şiddet yoluyla tasfiyesiyle birlikte ilerlediğini gösterdiğini ifade etti. İspanya, ABD, Avustralya ve Afrika’daki tarihsel örneklere atıfta bulunan Grosfoguel, hedef toplumun “insandışılaştırılması” ve ırkçı bir söylemin üretilmesinin, şiddeti meşrulaştıran zemini oluşturduğunu söyledi. Uluslararası hukuk düzeninin Gazze sınavında çöktüğünü belirten Grosfoguel, Batılı güçlerin açık kural ihlalleri karşısında seçici bir tutum benimsediğini vurguladı. Ayrıca güvenlik ve gözetim teknolojilerinin işgalin politik ekonomisindeki rolüne dikkat çekerek, küresel kamuoyunun eğiliminin değişmekte olduğunu ve bunun gelecekteki dengeleri etkileyebileceğini ifade etti.