Çin neden Trump’ın yaklaşımının aksine Birleşmiş Milletler’i desteklemek istiyor?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i290662-Çin_neden_trump’ın_yaklaşımının_aksine_birleşmiş_milletler’i_desteklemek_istiyor
Pars Today – ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarının ardından Pekin, Birleşmiş Milletler’e (BM) güçlü desteğini vurguladı.
(last modified 2026-01-24T23:33:41+00:00 )
Ocak 25, 2026 02:33 Europe/Istanbul
  • Çin neden Trump’ın yaklaşımının aksine Birleşmiş Milletler’i desteklemek istiyor?

Pars Today – ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarının ardından Pekin, Birleşmiş Milletler’e (BM) güçlü desteğini vurguladı.

Pars Today’in haberine göre, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Gao Jiakun, 21 Ocak Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Çin’in her zaman gerçek anlamda çok taraflılığa bağlı kaldığını ve Birleşmiş Milletler merkezli uluslararası sistemi kararlılıkla desteklediğini belirtti.

Gao Jiakun bir basın toplantısında, “Uluslararası gelişmelerden bağımsız olarak Çin, Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve ilkelerine dayanan, uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkilerin temel normlarına dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edecektir” dedi. Gao Jiakun bu açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 Ocak Salı günü Birleşmiş Milletler’in mevcut kapasite ve yetkinlikleri nedeniyle varlığını sürdürmesi gerektiğini, ancak önerdiği “barış heyetinin” bu kuruluşun yerini alabileceğini söylemesinin ardından yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ülkesinin çok taraflı iş birliğine ve küresel barışa bağlılığını koruduğunu ve Birleşmiş Milletler’in uluslararası sistemin ana direği olarak rolünün sürdürülmesi için çaba göstereceğini vurguladı.

Trump son aylarda Birleşmiş Milletler’in performansına ilişkin defalarca şüphelerini dile getirmiş ve bazı kurumların reform edilmesi ya da hatta yerlerine alternatif yapılar oluşturulması yönünde önerilerde bulunmuştur. Trump, 20 Ocak 2026 Salı günü yaptığı tartışmalı açıklamada, Birleşmiş Milletler’in “mevcut potansiyeli” nedeniyle faaliyetlerine devam etmesi gerektiğini, ancak önerdiği “barış heyetinin” bu örgütün yerini alabileceğini söyledi. Bu açıklamalar, uluslararası ve diplomatik düzeyde geniş yankı uyandırmış ve küresel sahnede çok taraflılığın zayıflatılmasına yönelik endişeleri artırmıştır. Trump, bu heyetin “küresel anlaşmazlıkların çözümü için cesur ve yeni bir yaklaşım” benimseyeceğini iddia etmiştir. Bazıları bu adımı, hâlihazırda uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından sorumlu olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin konumunu zayıflatabilecek bir girişim olarak değerlendirmiştir.

Esasen Donald Trump’ın “barış heyeti” olarak adlandırdığı Gazze Barış Heyeti, birçok devlet ve analist tarafından Birleşmiş Milletler’i zayıflatmaya yönelik bir girişim olarak görülmektedir. Bu değerlendirmedeki temel neden, söz konusu heyetin, başlangıçta Gazze’ye odaklanacağı iddiasına rağmen, zamanla ulusötesi yetkilere sahip daha geniş bir yapıya dönüşmesi ve uluslararası hukuk çerçevesinde Birleşmiş Milletler’in yetki alanına giren konulara fiilen müdahil olmasıdır.

Trump, bu heyetin tanıtım töreninde, söz konusu yapının “neredeyse istediği her şeyi yapabileceğini” ve görev alanını diğer küresel krizlere de genişletebileceğini açıklamıştır; oysa bu rol geleneksel olarak Birleşmiş Milletler’e aittir. Trump daha önce de başkanlığı döneminde Birleşmiş Milletler’i eleştirmiş, bütçesinin azaltılması veya kısıtlamalar getirilmesi tehdidinde bulunmuş ve ABD’nin ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, Avrupa’daki müttefikler ve bazı Asya ülkeleri tarafından her zaman tepkiyle karşılanmıştır. Buna rağmen, Birleşmiş Milletler yetkilileri, BM’nin konumunu koruyacağını ve bu heyetin onun yerini alamayacağını ifade etmiştir.

Uluslararası eleştirmenler, Trump’ın bu girişiminin paralel bir yapı oluşturarak mevcut çok taraflı düzeni zayıflatabileceği uyarısında bulunmuştur. Fransa da dâhil olmak üzere bazı devletler, Birleşmiş Milletler ilkelerinin ihlal edilmesi ve örgütün yerinin alınması ihtimali nedeniyle bu heyete katılmaktan kaçınmıştır. Ayrıca Almanya’dan gelen raporlar, bu ülkenin yetkililerinin söz konusu heyetin, Birleşmiş Milletler mekanizmalarını baypas ederek küresel karar alma süreçlerini kişiselleştirilmiş ve ABD kontrolündeki bir yapıya dönüştürmesi nedeniyle “uluslararası hukukun tabutuna çakılan son çivi” olabileceğinden endişe duyduğunu göstermektedir.

Buna ek olarak Trump, kendisini bu heyetin ömür boyu başkanı olarak tanıtmış ve daimi üyelik için 1 milyar dolar tutarında bir bedel belirlemiştir. Bu adım, birçok kişiye göre Birleşmiş Milletler’in dayandığı şeffaflık, tarafsızlık ve eşitlik ilkeleriyle açıkça çelişmektedir. Ayrıca daimi koltuk için 1 milyar dolar talep edilmesi, en üst düzey diplomatik alanlarda yolsuzluk ihtimaline ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmuştur. Bu mali ve idari yapı, barış heyetini küresel bir çok taraflı mekanizmadan ziyade ABD’nin siyasi ve ekonomik iradesine bağımlı bir kuruma dönüştürmektedir.

Genel olarak, barış heyetinin görev alanının genişletilmesi, kişiselleştirilmiş yapısı, ülkeleri siyasi ve ekonomik baskılarla cezbetme çabası ve Birleşmiş Milletler’in geleneksel yetki alanlarına girmesi, bu girişimin bir barış projesinden ziyade uluslararası düzeni yeniden tanımlamaya ve Birleşmiş Milletler’in rolünü azaltmaya yönelik bir araç olduğu algısını güçlendirmektedir.

Çin’in Trump’ın bu girişimine yönelik endişelerini dile getirmesi ve Birleşmiş Milletler’e desteğini vurgulaması da, Pekin’in BM merkezli çok taraflılığa verdiği desteğin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.