ABD Göçmenlik Dairesi’ne karşı protestoların sonuçları ne olabilir?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i290678-abd_göçmenlik_dairesi’ne_karşı_protestoların_sonuçları_ne_olabilir
Pars Today – Minneapolis kentinde başlayan yeni protesto dalgası, taraflar arasında orta bir çözüm bulunmazsa, George Floyd’un öldürülmesinin ardından yaşanan krize benzer bir siyasi ve güvenlik krizinin ABD genelinde yeniden tekrarlanmasına yol açabilir.
(last modified 2026-01-25T09:32:01+00:00 )
Ocak 25, 2026 10:51 Europe/Istanbul
  • ABD Göçmenlik Dairesi’ne karşı protestoların sonuçları ne olabilir?

Pars Today – Minneapolis kentinde başlayan yeni protesto dalgası, taraflar arasında orta bir çözüm bulunmazsa, George Floyd’un öldürülmesinin ardından yaşanan krize benzer bir siyasi ve güvenlik krizinin ABD genelinde yeniden tekrarlanmasına yol açabilir.

Minneapolis kenti, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü bir kez daha ölümcül bir olaya ve kamuoyunda büyük bir öfke dalgasına sahne oldu. ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’ne (ICE) bağlı federal ajanlar ile sınır devriyesi görevlileri, Alex Jeffrey Pretti adlı 37 yaşındaki bir erkeği silahla vurarak öldürdü. Minneapolis Gaziler Hastanesi’nde yoğun bakım (ICU) hemşiresi olarak çalışan Pretti, ABD vatandaşıydı ve yasa dışı göç faaliyetlerine dair herhangi bir sabıkası bulunmuyordu.

Olay, Minneapolis’in güneyinde meydana geldi. Federal ajanların, Trump yönetiminin sert göç politikalarıyla bağlantılı bir operasyon yürüttükleri bildirildi. Görgü tanıkları ve yerel sakinler tarafından yayımlanan videolara göre, Alex Pretti hareket halindeydi ve silahlı bir tehdit oluşturduğu izlenimini vermiyordu. Birçok tanık, onun silahını çekmeye dahi teşebbüs etmediğini ileri sürüyor. Buna karşın, İç Güvenlik Bakanlığı ajanların meşru müdafaa kapsamında ateş açtığını iddia etti. Bu açıklama, mevcut görüntülerle açık bir çelişki oluşturdu ve resmî anlatı ile halkın paylaştığı görüntüler arasındaki fark, protestoların daha da alevlenmesine neden oldu.

Bu olay, Minneapolis’te bir aydan kısa süre içinde yaşanan ikinci ölümcül vaka oldu. İki hafta önce Renee Good adlı bir kadın da ICE ajanları tarafından öldürülmüş, bu olay da kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

Polis şiddetine karşı protestolar konusunda uzun bir geçmişe sahip olan bir şehirde (2020’de George Floyd’un öldürülmesinden sonraki olaylar dâhil), bu tür vakaların tekrar etmesi kamuoyunun tepkisini son derece hızlı ve sert hâle getirdi. Göçmen hakları savunucuları, hemşirelik sendikaları, gaziler örgütleri ve ırksal adalet grupları hızla ortak bildiriler yayımlayarak, ICE güçlerinin Minnesota’dan tamamen çekilmesini, saldırgan göç operasyonlarının derhâl askıya alınmasını ve bağımsız bir federal soruşturma başlatılmasını talep etti.

Trump yönetimi ve İç Güvenlik Bakanlığı yetkilileri ise şu ana kadar savunmacı tutumlarını sürdürdü. Bakanlık sözcüsü, silahlı müdahaleyi “tehdit karşısında yasal bir eylem” olarak nitelendirdi ve Pretti’nin “direniş gösterdiğini” iddia etti. Donald Trump da kendi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Federal güçler hukuku koruma görevini yerine getiriyor ve engellenmemelidir” ifadelerini kullandı.

Alex Jeffrey Pretti’nin öldürülmesinin ardından Minneapolis’te patlak veren geniş çaplı protestolar, federal politikalar, kentin tarihsel geçmişi ve son dönemde yaşanan olayların birleşiminden kaynaklanan çok katmanlı nedenlere dayanıyor.

Trump yönetiminin özellikle Minnesota eyaleti ve Minneapolis kentinde uyguladığı sert göç politikaları, bu gerilimin tırmanmasında önemli rol oynuyor. Pek çok vatandaş, bu politikaları yalnızca yasa dışı göçmenlere karşı değil, tüm göçmen topluluğa ve hatta ABD vatandaşlarına yönelik bir tehdit olarak değerlendiriyor.

Buna ek olarak, 2020 yılında George Floyd’un öldürülmesiyle derin yaralar alan Minneapolis’te, polis şiddeti ve protestoların uzun bir geçmişi bulunuyor. Federal ajanlar tarafından iki ABD vatandaşının (7 Ocak’ta Renee Good ve 24 Ocak’ta Alex Pretti) öldürülmesi, 2020 yılının travmatik anılarını yeniden canlandırdı. Kent sakinleri, bu kez de hesap verebilirliği yeterince sağlanmayan silahlı bir devlet gücünün vatandaşların hayatına son verdiğini düşünüyor. Bu olayda fark, faillerin yerel polis değil, doğrudan Trump yönetimine bağlı federal güçler olmasıdır. Bu nedenle protestolar hızla federal düzeyde siyasi bir nitelik kazanmıştır.

Öte yandan, Alex Pretti’nin bir gaziler hastanesinde hemşire olarak çalışması ve Minnesota’da ICE faaliyetlerine karşı sosyal aktivist kimliği, öldürülmesinin ardından ortaya çıkan protestoları daha da büyütmüştür. Eğer federal hükümetin ICE faaliyetlerini sürdürme talebi ile bazı eyaletlerin bu faaliyetlerin durdurulması yönündeki isteği arasında bir orta yol bulunamazsa, bu protestoların George Floyd cinayetinin ardından yaşanan siyasi ve güvenlik krizine benzer bir süreci ABD genelinde yeniden tetiklemesi ihtimal dışı değildir.