İran Medyası | İran’da yenilenebilir enerjilerin geliştirilmesinden ABD’nin uluslararası kriz üretmesine Kadar
Pars Today – İran Cumhurbaşkanı, yenilenebilir enerjilerin geliştirilmesi konusunda ülkenin mevcut durumunun geçmişle kıyaslanamayacağını söyledi.
İran İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı (IRNA), pazartesi akşamı yayımladığı bir haberde, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Bakanlar Kurulu toplantısında yaptığı açıklamalara yer verdi. Pezeşkiyan, güneş panelleri ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve daha fazla kullanılması gereğini vurgulayarak şunları söyledi: “İran’ın bu teknolojilerin geliştirilmesindeki durumu geçmişle kıyaslanamaz; ancak özel sektör ile kamu kurumlarının, yapımı devam eden projelerin tamamlanması ve devreye alınması için kendilerine verilen görevleri ayrı ayrı ve ciddiyetle takip etmeleri gerekiyor.”
Fars | İran’ın okyanusa açılan kapısının demiryolu bağlantısı tamamlandı
Fars Haber Ajansı da Çabahar–Zahedan demiryolu hattının tamamlandığını duyurarak, bu hattın son on yılın en önemli altyapı projelerinden biri olduğunu yazdı. Jeopolitik konumunu güçlendirmek, taşımacılık maliyetlerini azaltmak ve dengeli bölgesel kalkınmayı sağlamak amacıyla tasarlanan bu proje, Çabahar’daki Şehid Beheşti Limanı’nı ülkenin demiryolu ağına bağlamakta ve İran’ın güneydoğusunu iç ve uluslararası koridorlara doğrudan entegre etmektedir. Bu demiryolunun tamamlanmasıyla Orta Asya ülkeleri, Afganistan ve hatta Hint Alt Kıtası ile açık denizler arasında yeni bir yük taşımacılığı güzergâhı oluşturulmuştur. Bu güzergâh, maliyeti ve riski yüksek olan karayolu taşımacılığının bir kısmının yerini alabilir ve İran’ın Kuzey–Güney Koridoru’ndaki rolünü güçlendirebilir. Uzmanlara göre bu proje, ülkenin demiryolu transit kapasitesini belirgin biçimde artıracak ve karayolu ağı üzerindeki baskıyı azaltacaktır.
Mehr | Irak Hizbullahı: İran İslam Cumhuriyeti’ni destekliyoruz
Mehr Haber Ajansı da bir haberinde, Irak Hizbullah Tugayları’nın İran’a destek amacıyla dünya genelindeki mücahitleri hazırlık yapmaya çağırmasını manşetlerine taşıdı. Irak Hizbullah Tugayları Genel Sekreteri Hac Ebu Hüseyin el-Hamidavi, yayımladığı bildiride dünyanın dört bir yanındaki mücahitleri İran’ı desteklemek için geniş çaplı bir savaşa hazır olmaya çağırdı. El-Hamidavi şunları ekledi: “Bugün siyonistler ve onların destekçileri de dâhil olmak üzere sapkın güçler, İran’a baskı yapmak hatta onu yok etmek için bir araya gelmiş, ahlaki ve insani değerleri ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.” Direniş ekseni güçlerinin İran’a desteğinin zorunlu olduğunu vurgulayan el-Hamidavi, İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı herhangi bir savaşın kolay olmayacağı uyarısında bulundu.
Islahatçı gazete | ABD’nin uluslararası kriz üretimi
Islahatçı çizgideki Arman-e Melli gazetesi de Hasan Beheşti-Pur imzasıyla yayımlanan bir analizde, Donald Trump yönetiminin uluslararası düzeyde yarattığı krizleri ele aldı. Yazıda, ABD’nin bu eylemi ulusal egemenliğin açık bir ihlali ve uluslararası sistemde hedefli kriz üretme politikasının devamı olarak nitelendirilmektedir. Beheşti-Pur’a göre Washington, uyuşturucuyla mücadele veya demokrasiyi destekleme gibi kavramları tek taraflı yorumlayarak kendisine sınır ötesi müdahale hakkı tanımaktadır; bu yaklaşım ciddi bir tepkiyle karşılaşmazsa uluslararası ilişkilerde tehlikeli bir teamüle dönüşebilir. Analist, Maduro hükümetinin iç zayıflıklarının da onun düşüşünde etkili olduğunu savunmaktadır. Şiddetli enflasyon, refah seviyesindeki düşüş, yaygın göç ve siyasi alanın daralması, devlet ile toplum arasında derin bir uçurum yaratmış; bu da dış müdahale sırasında hükümete etkili bir toplumsal desteğin oluşmasını engellemiştir. Ona göre Venezuela ordusunun pasifliği de ABD’nin bu adımını kolaylaştıran kilit faktörlerden biridir. Beheşti-Pur, dış desteğe bağımlı muhalefetin rolünü de vurgulayarak, yalnızca dış güçlere dayanmanın iktidarı garanti etmediğini, aksine siyasi sahneden tamamen silinmeye yol açabileceğini belirtmektedir. Ayrıca Venezuela’nın petrol kaynaklarının önemi ve Batı Yarımküre’deki enerji rekabetini bu krizin gizli nedenleri arasında saymaktadır. Sonuç olarak Venezuela krizini iç, bölgesel ve uluslararası faktörlerin eşzamanlı bir bileşkesi olarak tanımlamakta ve bu gelişmelerin basitleştirilmesinin analizleri yanıltabileceği uyarısında bulunmaktadır.
Muhafazakâr Cam-e Cam gazetesi | Batı’nın kaos projesinden umudunu kesmesi
Muhafazakâr çizgideki Cem Cam gazetesi de Batı’nın İran’daki huzursuzlukları sürdürme çabasının başarısızlığına değinerek şunları yazdı: Bazı Batılı ve Siyonist medya kuruluşları, son dönemdeki sınırlı huzursuzlukları abartarak yeniden “İran çöküşün eşiğinde” anlatısını gündeme getirirken, Batılı ve İsrailli düşünce kuruluşları ve araştırma merkezlerinin değerlendirmeleri farklı bir tablo ortaya koymaktadır. Bu analizler, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurumsal ve toplumsal yapısının kayda değer bir istikrara sahip olduğunu ve son protestoların siyasi sistemde köklü değişimler yaratma kapasitesine sahip olmadığını vurgulamaktadır. Bu merkezlere göre, yönetim ile toplumun önemli bir kesimi arasındaki bağ, İran’ın krizlere karşı dayanıklılığının temel unsurudur; bu durum farklı şehirlerdeki kendiliğinden halk gösterilerinde de görülmüştür. İsrail Ulusal Güvenlik Enstitüsü bir raporunda, “hızlı çöküş” veya “ani devrim” senaryolarının İran’daki sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini ve Tahran’daki güç yapısının, devlet kurumları ile yürütme organı arasındaki uyuma dayandığını belirtmiştir. İsrailli güvenlik analistleri de ekonomik protestoların genellikle yürütme organını baskı altına aldığını, ancak halk desteğine sahip egemen kurumların istikrarı koruyabildiğini kabul etmiştir. ABD’de ise CTP Enstitüsü ve diğer araştırma merkezleri, ekonomik baskılara rağmen İran’ın güvenlik ve askeri kurumlarındaki bütünlüğün korunduğunu ve son protestoların siyasi yapıda ciddi bir çatlak oluşturacak örgütlenmeden yoksun olduğunu vurgulamıştır. Hatta İsrail’deki güvenlik çevrelerine yakın bazı medya organları, Batı’nın protestoculara açık desteğinin ters etki yaratabileceği ve toplumsal desteği azaltabileceği uyarısında bulunmuştur. Genel olarak bu analizler, yaptırımlardan istihbarat operasyonlarına kadar uzanan dış baskı politikalarının ABD ve İsrail’in hedeflerine ulaşamadığını göstermektedir. Buna karşılık İran’ın toplumsal ve kurumsal yapısı krizleri aşma kapasitesini korumakta; toplumun önemli bir kesimi ekonomik sorunları eleştirirken dış müdahaleyi reddetmekte ve iç reformların gerekliliğini vurgulamaktadır.