Tel Aviv, Kızıldeniz’de Mısır’ı stratejik olarak kuşatmayı mı hedefliyor?
Pars Today – Mısır, siyonist rejimin Afrika Boynuzu’ndaki nüfuzunun ve müdahalelerinin artmasına tepki olarak Somali’deki askerî varlığını güçlendirdi.
Pars Today’in haberine göre, Mısır, İsrail’in bölgede artan etkisine karşı Somali ve Afrika Boynuzu’ndaki askerî ve güvenlik varlığını genişletiyor.
Kahire, siyonist rejimin Somali’nin ayrılıkçı bölgesi olarak bilinen Somaliland’ı tanımasının ardından, Somali’deki faaliyetlerini artırdı. Mısırlı güvenlik çevreleri bu adımı, bölgesel istikrara ve Mısır’ın stratejik çıkarlarına yönelik doğrudan bir tehdit olarak değerlendiriyor.
Siyonist rejimin güvenlik kaynakları, Mısır’ın çabalarını Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud liderliğindeki hükümeti desteklemeye odakladığını, bunun da Somali’nin toprak bütünlüğünü korumayı ve Tel Aviv’in Afrika Boynuzu’ndaki faaliyetlerinden kaynaklanabilecek güvenlik sonuçlarını engellemeyi amaçladığını belirtiyor. Mısırlı yetkililer, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının, Tel Aviv’in Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz’e yakın bölgelerde stratejik bir ayak izi oluşturma yönündeki daha geniş çaplı çabasının parçası olduğuna inanıyor. Bu bölge, Mısır’ın deniz güvenliği açısından hayati öneme sahip.
Analistlere göre, Mısır ile siyonist rejim arasında Afrika Boynuzu’nda giderek artan bu karşı karşıya geliş, özellikle İsrail’in “Somaliland”ı tanımasının ardından, Kızıldeniz, Babülmendep ve Doğu Afrika ekseninde yürütülen daha geniş bir jeopolitik rekabetin parçası. Afrika Boynuzu son yıllarda bölgesel ve küresel güçler arasında en önemli rekabet alanlarından biri hâline gelmiş durumda ve bu bölgedeki güç dengelerinde yaşanacak her türlü değişim, Mısır’ın ulusal güvenliği ile siyonist rejimin stratejik çıkarları üzerinde doğrudan etkilere sahip.
Mısır, onlarca yıldır Afrika Boynuzu’nu kendi stratejik derinliğinin bir parçası olarak görüyor. Kızıldeniz’in güvenliği, ticaret yollarının kontrolü ve Süveyş Kanalı’nın korunması Kahire için hayati önem taşıyor. Bu bölgede, özellikle Somali, Cibuti veya Eritre kıyılarında rakip güçlerin varlığı, Mısır’ın deniz yollarının güvenliğini tehdit edebilir. Öte yandan siyonist rejim, son yıllarda Afrika ülkeleriyle ilişkilerini geliştirerek bu bölgedeki nüfuzunu artırmaya ve bunu Mısır, Sudan ve Yemen üzerinde baskı unsuru olarak kullanmaya çalışıyor.
Siyonist rejimin Somaliland’ı tanıması, bu rekabette bir dönüm noktası olarak görülüyor. Somaliland, Somali’nin kuzeyinde yer alan ve Babülmendep Boğazı ile küresel ticaretin hayati deniz yollarına hâkim stratejik bir bölgedir. Tel Aviv bu adımla birkaç hedefi aynı anda gözetmektedir:Birincisi, Mısır’ın deniz güvenliğini etkileyebilecek bir bölgede nüfuz alanı oluşturmak;İkincisi, enerji taşımacılığı güzergâhlarına yakın yeni bir ortak yaratmak;Üçüncüsü ise Somaliland’ı Doğu Afrika’da istihbarat ve güvenlik faaliyetleri için bir üs ve nihayetinde Gazze Şeridi sakinlerinin transferi için potansiyel bir merkez olarak kullanmak.
Mısır, bu adımı kendi ulusal güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit olarak algılıyor. Kahire, İsrail’in Somaliland’daki varlığının deniz yollarına yakın askerî veya istihbarî üslerin kurulmasına yol açmasından endişe ediyor. Böyle bir durum, Mısır’ın Kızıldeniz üzerindeki kontrolünü zayıflatabilir ve siyonist rejim tarafından stratejik bir kuşatmaya maruz kalmasına neden olabilir. Buna ek olarak Mısır, Etiyopya ile Nahda Barajı kriziyle de karşı karşıya ve İsrail’in Doğu Afrika’daki nüfuzunun artması, güç dengesini Kahire aleyhine değiştirebilir. Zira Tel Aviv’in Etiyopya ile yakın ilişkileri bulunmakta ve bu ilişkiler Mısır üzerinde dolaylı baskı unsuru olarak kullanılabilir.
Diğer taraftan Mısır, son yıllarda Somali, Cibuti ve Eritre ile ilişkilerini güçlendirerek rakip aktörlerin nüfuzunu engellemeye çalışıyor. Siyonist rejimin Somaliland’ı tanıması, bu çabaları zorlaştırmış ve Kahire’yi bölgedeki varlığını artırmaya sevk etmiştir. Bu rekabet özellikle deniz güvenliği, askerî iş birlikleri ve bölge limanlarına yapılan yatırımlar alanında yoğunlaşmıştır.
Bu karşı karşıya gelişin sonuçları geniş çaplı olabilir. Öncelikle, hâlihazırda istikrarsızlık, terörizm ve iç çatışmalarla boğuşan Afrika Boynuzu’nda askerî ve güvenlik rekabetinin artması ihtimali bulunmaktadır. Ayrıca ABD, Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi dış aktörlerin bu stratejik bölgedeki varlığının artması da süreci daha karmaşık hâle getirebilir; zira her biri Afrika Boynuzu’nda kendi çıkarlarını takip etmektedir.
Mevcut göstergeler, siyonist rejimin Somaliland’ı tanımasının basit bir diplomatik hamle olmadığını, aksine Doğu Afrika ve Kızıldeniz’deki güç dengesini değiştirmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu ortaya koymaktadır. Mısır da bu adımın sonuçlarını dikkate alarak bölgedeki varlığını güçlendirmeye ve İsrail’in nüfuzunun yayılmasını engellemeye çalışmaktadır. Bu süreç, Afrika Boynuzu’nun önümüzdeki yıllarda Kahire ile Tel Aviv arasındaki jeopolitik rekabetin en önemli sahnelerinden biri olacağını göstermektedir.