Küba Halkının Büyük Yürüyüşteki Ortak Mesajı: Washington’un Baskılarına Hayır
https://parstoday.ir/tr/news/world-i290866-küba_halkının_büyük_yürüyüşteki_ortak_mesajı_washington’un_baskılarına_hayır
Pars Today – Washington ile Havana arasındaki gerilimlerin arttığı bir dönemde, binlerce Kübalı, bu ada ülkesine yönelik ABD tehdidine karşı yürüyüş yaptı.
(last modified 2026-01-29T03:55:39+00:00 )
Ocak 29, 2026 05:55 Europe/Istanbul
  • Küba Halkının Büyük Yürüyüşteki Ortak Mesajı: Washington’un Baskılarına Hayır

Pars Today – Washington ile Havana arasındaki gerilimlerin arttığı bir dönemde, binlerce Kübalı, bu ada ülkesine yönelik ABD tehdidine karşı yürüyüş yaptı.

Pars Today’in haberine göre, Washington ile Havana arasındaki gerilimin ortasında, Kübalı vatandaşlar, tarihi öneme sahip geleneksel "Meşale Yürüyüşü"ne katılarak ABD’nin tehditlerine karşı protestolarını dile getirdiler. Küba Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel, bu yürüyüşü yöneterek, yaklaşık bir kilometre boyunca katılımcılara eşlik etti. Bu halk hareketi, geleneksel olarak 27 Ocak’ta, Küba’nın ulusal kahramanı José Martí’nin doğum günü olan 1853-1895 tarihleri arasında düzenleniyor.

Yürüyüş, ABD hükümetinin Küba’ya karşı izlediği düşmanca politika ve eylemlere karşı bir protestoydu. ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela'ya yönelik askeri müdahale ve rejim değişikliği çağrılarının ardından şimdi de Küba’nın rejimini değiştirmeye çalışıyor. Trump hükümeti, Venezuela’dan Küba’ya yapılan petrol sevkiyatlarını engellemeyi hedefliyor, böylece Küba hükümetine karşı baskıyı artırmayı amaçlıyor.

Trump, Salı günü Havana’yı tehdit ederek, “Küba çok yakında çökecek” diyerek, bu ülkenin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini iddia etti. ABD Başkanı, Venezuela’dan Küba’ya finansal ve petrol kaynaklarının girişinin durdurulmasından bahsederek, “Küba çöküşe çok yakın ve Venezuela’ya bağımlıydı, ama artık onu alamayacak,” dedi.

Bu arada, Wall Street Journal gazetesi, Trump yönetiminin aktif olarak Küba'da rejim değişikliği peşinde olduğunu ortaya koydu. Trump yönetimi, 2026 yılı sonuna kadar Küba’daki komünist hükümetin sona erdirilmesi amacıyla bir anlaşma yapmayı umuyor. Washington, Küba hükümetinin mevcut liderlerinin devrilmesi için, bu yapıya yakın bazı isimlerle işbirliği yapmayı planlıyor. Ancak henüz Küba’daki komünist hükümetin devrilmesi için net bir plan bulunmuyor. ABD yetkililerine göre, Küba’daki hükümetin kontrolü hiç bu kadar kırılgan olmamıştı. Amerikalı yetkililer, Venezuela’daki Maduro’nun tutuklanmasını ve Venezuela hükümetinden taviz alınmasını, Küba’ya karşı da benzer bir yol haritası olarak görüyor.

Ancak, Küba halkının Havana’da düzenlediği binlerce kişilik yürüyüş, Washington’un iddialarına ve Trump yönetiminin psikolojik savaş ve propaganda çabalarına, özellikle de ekonomik, ticari ve enerji alanlarındaki baskılara karşı, Küba hükümetinin halk arasında hala büyük bir popülarite ve meşruiyete sahip olduğunu gösterdi.

Küba Halkının Birlik Mesajı

Gerçekten de 27 Ocak 2026 tarihinde Küba halkının gerçekleştirdiği büyük yürüyüş, dış baskılara karşı ulusal birliğin ve toplu iradenin sergilendiği eşsiz bir an olarak kabul edilebilir. Havana ve diğer şehirlerden binlerce Kübalı, ABD’nin tehditlerine ve düşmanca politikalarına karşı yürüyüşe katılarak protestolarını dile getirdi. Bu büyük katılım sadece bir gösteri değildi; aynı zamanda hem Washington’a hem de dünya kamuoyuna yönelik çok katmanlı, açık bir mesaj taşıyan bir hareketti.

Bu yürüyüşün ilk mesajı, Küba halkının siyasi bağımsızlıklarına ve dış müdahalelere karşı duruşlarına olan kararlılıklarını vurgulamaktı. Kübalılar, ekonomik baskılar, siyasi tehditler ve istikrarsızlaştırma çabalarına karşı, bu tür müdahalelerin onları pasifize etmediğini, aksine iç birliklerini güçlendirdiğini gösterdiler. Bu toplu tepki, Küba halkının geçmişteki deneyimlerini hatırlatıyor; bu deneyimlerde halk, defalarca ambargolar ve tehditlere karşı direnmiş ve dış politikaların ülkenin yolunu belirlemesine izin vermemiştir.

İkinci mesaj ise, halkın hükümet ve Cumhurbaşkanı Díaz-Canel’e olan desteğini açıkça göstermesiydi. İşçi sınıfından öğrencilere, devlet ve özel sektör çalışanlarına kadar çeşitli toplumsal kesimlerden geniş bir katılımın olduğu bu yürüyüş, ekonomik zorluklar ve dış baskılara rağmen halkın siyasi liderliğe olan güveninin sürdüğünü ortaya koydu. Bu tür kitlesel destek, Washington’un iç bölünme yaratmaya çalıştığı bir ortamda, Küba hükümetinin halk nezdindeki güçlü meşruiyetinin önemli bir göstergesiydi.

Yürüyüşün başka bir mesajı ise dünya toplumuna yönelikti. Küba, bu kitlesel hareketle, ABD’nin politikalarının yalnızca başarısız olmakla kalmayıp, aynı zamanda iç dayanışmayı artırmaya neden olduğunu göstermeye çalıştı. Birçok analist, bu tür halk tepkilerinin diğer ülkelerin ABD’nin yaptırım ve baskı politikalarına bakışını değiştirebileceğini ve Küba’ya uluslararası platformlarda daha fazla destek sağlanmasına zemin hazırlayabileceğini düşünüyor.

Sonuç Olarak

Toparlayacak olursak, 27 Ocak 2026’daki yürüyüş, Küba halkının bağımsızlık, direniş ve hükümetlerine duydukları desteği sürdürme konusunda kararlı olduklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu milyonluk katılım, sadece Washington’un tehditlerine bir yanıt değil, aynı zamanda Küba’nın halk katılımına ve ulusal kimliğine dayalı olarak sağlam bir temel üzerine kurulu bir ülke olduğunun tekrar bir teyidi oldu.