Çift Standartlı Özgürlük; Hukuk Diğerleri İçin, Zorlama Muhaliflere
https://parstoday.ir/tr/news/world-i290878-Çift_standartlı_Özgürlük_hukuk_diğerleri_İçin_zorlama_muhaliflere
PARS Today - Washington'daki, halkın haklarını savunduğunu iddia eden iki figür arasındaki siyasi bir konuşma, insan hakları ve özgürlük kavramlarının nasıl çarpıtıldığını ve bunların dış müdahale, baskı ve güç kullanımını meşrulaştırmak için nasıl bir araç haline getirildiğini gösteriyor.
(last modified 2026-01-29T04:36:48+00:00 )
Ocak 29, 2026 06:36 Europe/Istanbul
  • Çift Standartlı Özgürlük; Hukuk Diğerleri İçin, Zorlama Muhaliflere

PARS Today - Washington'daki, halkın haklarını savunduğunu iddia eden iki figür arasındaki siyasi bir konuşma, insan hakları ve özgürlük kavramlarının nasıl çarpıtıldığını ve bunların dış müdahale, baskı ve güç kullanımını meşrulaştırmak için nasıl bir araç haline getirildiğini gösteriyor.

Washington; Dış Müdahalenin Normalleştirilmesine Hizmet Eden Bir Konuşma

Son zamanlarda Washington DC'de gerçekleşen Masih Alinajad ve Maria Corina Machado'nun tartışması, görünüşte "özgürlük" ve "insan hakları" sloganlarıyla başlasa da, aslında müdahaleci söylemleri yeniden üreten bir platforma dönüşmüş durumda. Bu söylem, yıllardır ABD'nin dış politikasında, ülkelerin egemenliğini zayıflatmak ve tek taraflı eylemleri meşrulaştırmak için kullanılmaktadır. PARS Today'e göre, bu tartışma sadece profesyonel bir tutarlılıktan yoksun olmakla kalmadı, aynı zamanda birçok çelişki, abartı ve yönlendirilmiş anlatılarla doluydu. Bu, en çok "dış müdahalenin gerekliliği" fikrini yerleştirme çabasını ortaya koyuyor.

Figürler; Medya ve Muhalefet Maskesiyle Politik Aktivistler

Masih Alinajad, bu programda bir gazeteci kimliğiyle değil, politik bir aktivist olarak karşımıza çıktı. Soruları, baştan sona belirgin politik önyargılarla hazırlanmıştı. Çelişkili veriler, belgelenmemiş iddialar ve aslında arzu edilen yanıtları içeren sorular, amacın gerçeği keşfetmek değil, Washington'un müdahaleci politikalarıyla uyumlu bir anlatı inşa etmek olduğunu gösteriyordu. Alinajad'ın çelişkilerindeki örneklerden biri, başlangıçta 20 bin ölüden bahsederken, sonunda 30 bin ölüden bahsetmesidir. Bu çerçevede, medya, siyasi baskı aracı haline gelmektedir; sadece bilgilendirme amacıyla değil, halkın düşüncesini dış müdahaleye hazırlamak için kullanılmaktadır.

Maria Corina Machado, Venezuela'nın tanınmış muhalefet figürü, bu anlatıda halkı kendi anlatısının rehinesi yapıyor ve kendisini "halkın sesi" olarak tanımlayarak, ülkesindeki halkın %90'ının "Maduro'nun çalınmasına" destek verdiğini iddia ediyor. Bu iddia, herhangi bir belgeye dayanmıyor ve bir politikacının halkı nasıl dış müdahaleyi meşrulaştırmak için bir araç haline getirebileceğini gösteriyor. Açıkça "güç kullanımı" ve "dış destek"ten yana olduğunu savunuyor; bu tavır, uluslararası hukuku geçersiz kılar ve insan hakları kavramını, siyasetin askeri bir şekilde uygulanmasına gerekçe haline getiriyor.

Üç Temel Çelişki

1)Halkı Savunma, Ancak Halkın Hayatını Tehdit Ederek

Her iki taraf da "katliam" ve "halkın savunmasızlığı" üzerine konuşurken, önerdikleri çözüm, sadece askeri müdahale olmaktan başka bir şey değildir. Bu açık çelişki, uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerinden birini ihlal eder: Dış güç kullanımının, halkın yaşam hakkını ihlal etme riski arttırdığı gerçeği göz ardı edilmekte ve askeri müdahalenin normalleştirilmesi için zemin hazırlanmıştır.

2)"Adalet" Adına Ulusal Egemenliğin İhlali

Venezuela Cumhurbaşkanı'nın ABD tarafından tutuklanması, bu tartışmada yalnızca eleştirilmemiş, aynı zamanda "kusursuz bir operasyon" olarak tanımlanmıştır. Bu yaklaşım, Birleşmiş Milletler'in iki temel ilkesini -ulusal egemenlik ve müdahale yasağını- tamamen göz ardı etmektedir. Çelişki daha da derinleşir, çünkü aynı kesimler genellikle diğer ülkeleri bu ilkeleri ihlal etmekle suçlamaktadır.

3)Hukukun Araç Olarak Kullanılması, Tarafsız Bir Ölçüt Olarak Değil

Taraflar sürekli "hukukun uygulanmasından" bahsederken, aslında dış tehditler, baskılar ve hatta askeri güç kullanımını savunuyorlar. Bu anlatıda, hukuk, tarafsız bir çerçeve değil, politik hedefleri ilerletmek için seçici bir araçtır; bu da tam olarak kendilerinin karşı çıkmayı vaat ettikleri çift standarttır.

İnsan Hakları Politikaya, Halk Değil

Bu tartışma, insan haklarının politikaya alet edilmesinin net bir örneğidir; burada özgürlük ve insan onuru gibi kavramlar, evrensel ilkeler olarak değil, dış baskı, müdahale ve hatta şiddet kullanımı için meşruiyet sağlayan araçlar olarak kullanılmaktadır. Bu anlatının temel paradoksu, "halkı kurtarma" çabasında, halkı korumak için var olması gereken ilkelerin ayaklar altına alınmasıdır. Sonuç olarak, Washington'da yaşananlar, insan haklarını savunmak değil, aynı eski modelin yeniden üretilmesiydi: "Özgürlük" maskesi altında ülkelerin egemenliğini zayıflatmak.