Bireysel bir hata mı, Trump’ın sistematik ırkçılığı mı?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i291308-bireysel_bir_hata_mı_trump’ın_sistematik_ırkçılığı_mı
Pars Today – ABD Başkanı Donald Trump, 5 Şubat 2026’da Truth Social platformundaki kişisel hesabında bir video paylaştı. Videoda, eski ABD Başkanı Barack Obama ve eski First Lady Michelle Obama’nın maymun şeklinde tasvir edildiği bir klip yer alıyordu.
(last modified 2026-02-07T08:36:53+00:00 )
Şubat 07, 2026 10:36 Europe/Istanbul
  • Bireysel bir hata mı, Trump’ın sistematik ırkçılığı mı?

Pars Today – ABD Başkanı Donald Trump, 5 Şubat 2026’da Truth Social platformundaki kişisel hesabında bir video paylaştı. Videoda, eski ABD Başkanı Barack Obama ve eski First Lady Michelle Obama’nın maymun şeklinde tasvir edildiği bir klip yer alıyordu.

Beyaz Saray başlangıçta Trump’ın kişisel sosyal medya hesabında Obama ve eşine yönelik bu aşağılayıcı görüntüyü savundu; ancak eleştirmenlerden gelen yoğun tepkilerin ardından, bunu bir çalışanın hatasına bağladı. Görünüşe göre temelsiz seçim hilesi iddialarını tanıtmak için hazırlanmış olan bu videoda, Obama çiftinin yüzleri hayvanların bedenlerine yerleştirilmişti. Bu görüntü, siyahileri maymunlarla kıyaslayan tarihsel ırkçı karikatürlere doğrudan gönderme yapıyordu. Söz konusu paylaşım, Demokratların ve hatta bazı Cumhuriyetçilerin sert tepkisiyle karşılaştı ve yaklaşık 12 saat sonra Trump’ın sayfasından silindi. Beyaz Saray önce bu paylaşımı savundu, ardından bir çalışanın hatası olarak niteledi.

Buna rağmen Trump bu olayla ilgili özür dilemeyi reddetti. Trump’ın geçmişini takip edenler için bu durum şaşırtıcı değildir. Trump, siyasete girdiği ilk günden itibaren ırkçı söylem ve eylemleriyle tanınmaktadır. Bu son paylaşım, onun ırkçı eğilimlerine dayanan uzun bir zincirin yalnızca son halkasıdır. Meselenin derinliğini anlamak için geçmişe dönüp, sözlü ve fiilî saldırılarının birçok örneğini incelemek gerekir.

En dikkat çekici örneklerden biri, Trump’ın 2015 yılındaki başkanlık kampanyasıdır. Kampanyasının açılış konuşmasında Meksikalı göçmenleri hedef alarak şöyle demişti: “Meksika insanlarını gönderdiğinde, en iyilerini göndermiyor. Suçluları ve tecavüzcüleri gönderiyor.” Bu sözler, yalnızca Meksikalı göçmenleri suçlu ve tehlikeli olarak tasvir etmekle kalmadı, aynı zamanda Latin kökenlilere yönelik ırkçı stereotipleri de güçlendirdi.

Trump daha sonra Meksika sınırına duvar örülmesini önerdi ve hatta bunun masrafını Meksika’nın ödemesi gerektiğini söyledi; bu politika, ırksal korku söylemine dayanıyordu. Ancak Trump’ın saldırıları yalnızca Meksikalılarla sınırlı kalmadı. 2018 yılında Beyaz Saray’da yapılan bir toplantıda Afrika ülkelerini ve Haiti’yi “bok çukuru ülkeler” (shithole countries) olarak nitelendirdi ve ABD’nin neden böyle yerlerden göçmen kabul etmesi gerektiğini sorguladı. Trump ayrıca Haitililerin “hepsinin AIDS’li olduğunu” ve Nijeryalıların “asla kulübelerine geri dönmediklerini” iddia etti. Bu ifadeler yalnızca ırkçı değil, aynı zamanda yalanlara ve sömürgeci klişelere dayalıydı.

Elbette Trump’ın ırkçılık geçmişi başkanlık döneminden öncesine uzanır. 1970’lerde ABD Adalet Bakanlığı, konut kiralamada ırk ayrımcılığı yaptığı gerekçesiyle Trump şirketine dava açtı. Trump, bina yöneticilerine siyahilerin daire kiralama başvurularını reddetmeleri talimatını vermekle suçlanıyordu. Ayrıca 1989 yılında Trump, daha sonra masumiyetleri kanıtlanan beş siyah ve Latin kökenli gencin idam edilmesini talep etmişti. Bu kişilerin beraatinden sonra bile tutumundan geri adım atmadı.

Barack Obama konusunda da Trump, yıllar önce bir kampanya başlatarak dönemin ABD Başkanının bu ülkede doğmadığını ve dolayısıyla meşru bir başkan olmadığını iddia etmişti. Bu iddianın ırkçı kökenleri vardı ve Obama’yı “yabancı” olarak göstermeyi amaçlıyordu. Bu kampanya yalnızca Obama’yı hedef almakla kalmadı, aynı zamanda siyah Amerikalıları da toplumun kenarına itti. Bunun yanı sıra Trump, Müslümanları da ırkçı saldırıların hedefi haline getirdi.

ABD’ye Müslümanların girişinin yasaklanmasını önerdi ve Müslüman ülkeleri “teröristlerle dolu” olarak tanımladı. 2017 yılında, çoğunluğu Müslüman olan ülkeleri hedef alan “Müslüman yasağı” politikası yürürlüğe girdi. Bu uygulamalar yalnızca ırkçı olmakla kalmadı, Müslümanlara yönelik nefret suçlarının artmasına da yol açtı. Trump’ın ırkçı eğilimleri sözlerle sınırlı değildir; bunlar onun politikalarına da işlemiştir. Sınırda ailelerin ayrılması gibi göç politikaları, ağırlıklı olarak beyaz olmayan toplulukları etkilemiştir.

Trump ayrıca “Proud Boys” gibi beyaz üstünlükçü gruplara destek vermiştir. Truth Social’daki son paylaşımı —Obama çiftini maymunlara benzetmesi de bu aynı kalıbın devamıdır. ABD’nin çok sayıda ırksal sorunla boğuştuğu bir dönemde, bu tür eylemler gerilimi artırabilir. Eleştirmenler, Trump’ın bu davranışlarla ırkçı seçmen tabanını sağlamlaştırdığını söylüyor. Ancak birçok kişi için bu, derinden bölünmüş bir Amerika’da birlik yerine ayrışmayı teşvik eden Trump liderliğinin acı bir dönemini hatırlatmaktan başka bir şey değildir.

Sonuç olarak bu olay, Amerikan toplumu için bir alarm zili niteliğindedir ve ırkçılığın yalnızca bireysel bir sorun değil, hâlâ bu ülkede ulusal bir mesele olduğunu göstermektedir. Eğer bu sorunu ortadan kaldırmak ya da azaltmak için bir çözüm bulunmazsa, Amerikan toplumu bir kez daha ciddi şekilde gerilecektir.