Trump’ın İran’a saldırı hakkında ürettiği yanlış anlatıların çöküşü
Parstoday – Trump, Truth Social’da yaptığı son paylaşımlarda, İran’la yapılacak müzakerelerde taleplerinin yakında gerçekleşeceğini iddia ediyor.
ABD’nin kibirli başkanı, İsrail rejiminin çocuk katili Başbakanını takip ederek İran’a yönelik saldırısındaki başarısızlıklarını örtmek için, müzakerelerden başarı üretmeye çalışıyor. Ancak Trump’ın bu anlatı kurma çabası, elinde büyük bir medya imparatorluğu olmasına rağmen beklediği etkiyi yaratmadı. Aksine, Trump her paylaşım yaptığında finans ve enerji piyasaları olumsuz tepki veriyor.Bu sırada Trump’a eleştirel yaklaşan uzman dergiler de İsrail rejiminin saldırısının yıkıcı sonuçlarını daha açık şekilde değerlendiriyor. ABD’nin dış politika alanındaki en tanınmış yayınlarından Foreign Affairs, son makalesinde Trump’ın İran’a yönelik saldırısının başarısızlığını ele aldı. Bu Amerikan medya kuruluşu, “İran son savaşta caydırıcılığını yeniden kazanmayı başardı” diyerek, ekonomik ve askeri baskının İran’ı asla teslim olmaya zorlayamayacağını ve Washington’un ABD’nin temel çıkarlarını düşünerek savaşı sona erdirmesi gerektiğini yazdı.Foreign Affairs, Tahran ve Washington arasındaki ilk müzakere turunun İslamabad’da taraflar arasında kalıcı bir anlaşmaya varılamadan sona erdiğini belirterek, İran ve ABD’nin yeni ve tehlikeli bir çatışma dönemine girdiğini vurguladı. Makaleye göre ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la uzun vadeli mücadele için tutarlı bir stratejiye ihtiyacı var; bu stratejiyi ise savaş başlamadan önce geliştiremedi.Makalede şöyle devam edildi: “Bu savaşın çelişkili ve muhtemelen kalıcı mirası şudur: İran askeri açıdan zarar görmüş olsa da, aynı zamanda caydırıcılığını yeniden tesis etti. İran’ın füze programı son kalan caydırıcılık aracı gibi görünürken, bu savaş İran’ın başka bir araca daha sahip olduğunu gösterdi: Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol.”Foreign Affairs yazarı açıklıyor: “İran, nispeten az bir çabayla bu dar ve hayati geçidi kapatabileceğini gösterdi. Bu boğaz, küresel ticaret ve ABD çıkarları üzerinde İran’ın diğer araçlarının yapmadığı kadar doğrudan bir etki yaratıyor. İran’ın coğrafi konumu ve nispeten ucuz teknoloji, boğazı kapatmayı son derece etkili hale getiriyor. Savaşın başlamasından çok kısa süre sonra en az iki gemi boğazdan izinsiz geçiş sırasında hedef alındı. Bu saldırılar deniz sigorta şirketlerini panikleterek poliçeleri iptal etmelerine yol açtı ve gemiler Fars Körfezi’nde mahsur kaldı. Gelecekte İran yalnızca benzer bir stratejiyi tekrarlayarak boğazı kontrol altında tutabilir. Ticari trafiği durdurmak için büyük bir çaba gerekmiyor.”Amerikan dergisi şöyle devam ediyor: “Bu yeni kaldıraç, Tahran’a büyük avantajlar sağlıyor.” Yayın, gelecekte ABD’nin tüm liderlerinin İran’ın küresel ekonomiyi sarsma kapasitesini bilerek, İran’la yeni bir savaşa başlamadan ya da İsrail’in saldırmasına izin vermeden önce iki kez düşünmek zorunda kalacağını ifade ediyor.Trump’ın İran’a saldırıdaki nihai hedefi, İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek veya en azından İran’a kendi taleplerini dayatacak bir darbe vurmaktı. Ancak Netanyahu ile birlikte hareket ederek İran’a saldırmak, İran’ın uluslararası konumunu güçlendiren ve caydırıcılık seviyesini onlarca yıl kimsenin saldırmayı düşünemeyeceği bir düzeye çıkaran bir sonuç doğurdu. Bu savaş şimdi küresel finans ve ekonomi piyasalarında ve ABD’nin iç gelişmelerinde önemli bir değişken hâline geldi.Foreign Policy dergisi bu konuda şöyle yazdı: “Bu kriz, 1970’lerin petrol şoklarının tekrarı değil; çok daha karmaşık ve kırılgan bir enerji düzeni için bir testtir. Hürmüz Boğazı’ndaki bir kesinti yalnızca petrol fiyatlarını yükseltmekle kalmıyor; gaz, gıda, sanayi ve küresel finans sektörlerinde eşzamanlı bir kriz zincirini tetikliyor. İran savaşı gösterdi ki birbirine bağlı bir dünyada enerji şokları bölgesel kalmıyor ve benzeri görülmemiş bir hızla hem piyasaları hem de özellikle kırılgan ekonomilerdeki toplumların yaşamını etkiliyor.”Foreign Policy, ABD’nin İran’a saldırısının ABD iç siyasetine etkisini değerlendirirken şöyle yazdı: “Eğer İran’la savaş, MAGA koalisyonunu içeriden parçalayacak bir noktaya gelirse, bu yalnızca stratejik bir yenilgi değil, Cumhuriyetçiler için tarihsel bir paradoks olacaktır. 1979 İran krizinden ve Ronald Reagan’ın 1980 zaferinden doğan bu siyasi hareket, şimdi aynı meseleden dolayı çökebilir.”Dergi burada Carter’ın rehine krizini çözememesine ve bunun Reagan’ın kazanmasına yol açtığı 1980 seçimlerine atıfta bulunuyor.