Foreign Affairs: Trump’ın pazarlık odaklı diplomasisi Batı Asya’ya barış getirmeyecek
https://parstoday.ir/tr/news/world-i298664-foreign_affairs_trump’ın_pazarlık_odaklı_diplomasisi_batı_asya’ya_barış_getirmeyecek
Parstoday - Foreign Affairs dergisi, ABD ile İran arasındaki mutabakat muhtırasının başarısızlığını inceleyen bir analizinde, Donald Trump yönetiminin ihtilafların kökenine inmeden geçici ve pazarlık odaklı anlaşmalara dayanmasının, Batı Asya’da kalıcı bir barış oluşturmazken üstelik savaşın geri dönmesi, rakip blokların oluşması ve bölgenin sürekli çatışma döngüsüne girmesi riskini artırdığını vurguladı.
(last modified 2026-07-25T14:05:47+00:00 )
Temmuz 25, 2026 17:03 Europe/Istanbul
  • Foreign Affairs: Trump’ın pazarlık odaklı diplomasisi Batı Asya’ya barış getirmeyecek

Parstoday - Foreign Affairs dergisi, ABD ile İran arasındaki mutabakat muhtırasının başarısızlığını inceleyen bir analizinde, Donald Trump yönetiminin ihtilafların kökenine inmeden geçici ve pazarlık odaklı anlaşmalara dayanmasının, Batı Asya’da kalıcı bir barış oluşturmazken üstelik savaşın geri dönmesi, rakip blokların oluşması ve bölgenin sürekli çatışma döngüsüne girmesi riskini artırdığını vurguladı.

Parstoday’in İRNA’dan aktardığı habere göre, Foreign Affairs dergisi bir analizinde, Haziran ayında çatışmaların durdurulması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve müzakerelerin devamı için 60 günlük bir fırsat yaratılması amacıyla imzalanan ABD ile İran arasındaki mutabakat muhtırasının artık fiilen çöktüğünü ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ticaretinin de kesintiye uğradığını yazdı.

Bu analiz, bu anlaşmanın başarısızlığının en başından beri öngörülebilir olduğunu, zira Tahran ile Washington arasındaki en önemli ihtilafların geleceğe ertelendiğini vurguluyor; yazar bu yaklaşımı Donald Trump’ın dış politikasının temel özelliği olarak görüyor.

Foreign Affairs’e göre, aynı model daha önce Gazze’deki ateşkes ve “İbrahim” olarak adlandırılan anlaşmalarda da izlendi; bu anlaşmalar taraflar için kısa vadeli kazanımlar sağladı ancak krizlerin kök nedenlerini çözmedi.

Dergiye göre, ateşkes ya da esir takası gibi sınırlı anlaşmalar, gerilimin geçici olarak azaltılmasında etkili olabilir; ancak bunlar, zor siyasi süreçlerin, kalıcı kurumların oluşturulmasının ve temel uzlaşmaların yerine geçtiğinde, sonunda başarısızlığa yol açar. Bu açıdan bakıldığında, sürekli diplomasi olmaksızın sağlanan bir ateşkes, yalnızca taraflara yeni bir savaş turuna hazırlanmak için zaman kazandıracaktır.

Foreign Affairs, Batı Asya’da bu tehlikenin, bölgesel krizlerin birbirine bağlı olması nedeniyle iki kat arttığını ekliyor. Dergiye göre, herhangi bir cephede yaşanacak bir gerilim kısa sürede bölgenin diğer noktalarına da yayılabilir ve karşılıklı güvenlik kaygıları giderilmedikçe İran, ABD ve Siyonist rejim arasındaki çatışma defalarca tekrarlanacaktır.

Bu haber, dünyanın mevcut koşullarını Birinci Dünya Savaşı arifesindeki Avrupa ile karşılaştırarak, çok taraflı kurumların rolünün azalmasının, geçici anlaşmalara dayanılmasının, büyük güçler arasındaki rekabetin ve karşılıklı güvensizliğin, kontrol edilmesi zor krizlere zemin hazırlayabileceği uyarısında bulunuyor.

Foreign Affairs ayrıca Trump yönetiminin Fars Körfezi kıyısındaki Arap ülkelerine yönelik politikasına da değinerek, bu ülkelerin yetkililerinin Trump ile kurulan yakın kişisel ilişkilerin ve ekonomik yatırımların Washington’un kararları üzerinde daha fazla etki yaratacağını düşündüklerini, ancak ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırıları ve bunların sonuçlarının bu kanaatin gerçeğe uzak olduğunu gösterdiğini; Arap hükümetlerinin de savaşın başlamasını engelleyemediğini yazıyor.

Foreign Affairs, İran ile ABD arasındaki mutabakat muhtırasının çökmesiyle birlikte İsrail rejiminin savaşa geri dönme ihtimalinin, Tahran’ın bölgesel müttefiklerinin faaliyetlerinin artmasının ve çatışmaların Kızıldeniz ile Bab el-Mendep Boğazı’na yayılmasının mümkün olduğunu uyarıyor; bu durum, Hürmüz Boğazı’ndaki bir aksaklıkla aynı zamana denk gelirse, küresel ekonomi açısından geniş çaplı sonuçlar doğurabilir.

Bu analiz, sonunda kalıcı barışa ulaşmanın ancak kapsamlı bir anlaşma yoluyla mümkün olduğunu vurguluyor; bu anlaşmanın, yaptırımların kaldırılmasının yanı sıra, güvenilir güvenlik garantilerini, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunmasına yönelik mekanizmaları, saldırmazlık konusunda bölgesel mutabakatları ve bölge ülkeleri ile uluslararası kurumların katılımıyla kapsayıcı bir güvenlik çerçevesinin oluşturulmasını da içermesi gerektiğini belirtiyor./