Analiz | Türkiye’nin S-400 sistemlerini BAE’ye satma girişimi neden çıkmaza girdi?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i299666-analiz_türkiye’nin_s_400_sistemlerini_bae’ye_satma_girişimi_neden_çıkmaza_girdi
Pars Today – Türkiye’nin 2017 yılında Moskova’dan yaklaşık 2,5 milyar dolar karşılığında satın aldığı Rus yapımı S-400 sistemleri konusu, Batı Asya’daki en karmaşık stratejik bilmecelerden biri olmaya devam ediyor.
(last modified 2026-08-21T05:03:51+00:00 )
Ağustos 20, 2026 16:12 Europe/Istanbul
  • Analiz | Türkiye’nin S-400 sistemlerini BAE’ye satma girişimi neden çıkmaza girdi?

Pars Today – Türkiye’nin 2017 yılında Moskova’dan yaklaşık 2,5 milyar dolar karşılığında satın aldığı Rus yapımı S-400 sistemleri konusu, Batı Asya’daki en karmaşık stratejik bilmecelerden biri olmaya devam ediyor.

Pars Today’in haberine göre, Rus Kommersant gazetesinin haberine ve Semafor ile Wall Street Journal başta olmak üzere diğer kaynakların doğrulamalarına göre, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 sistemlerini Birleşik Arap Emirlikleri’ne yeniden satmak amacıyla yürüttüğü müzakereler çıkmaza girdi. Görünüşte basit bir teknik engel gibi duran bu çıkmaz, aslında Ankara, Washington, Moskova ve Abu Dabi arasındaki çok katmanlı ve gergin bir güç mücadelesinin yansımasıdır. Bunun sonuçları da sıradan bir silah anlaşmasının çok ötesine geçebilir.Konunun boyutlarını anlamak için köklerine dönmek gerekiyor. Türkiye’nin 2017 yılında S-400 satın alması, Ankara ile Washington arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası oldu. ABD bu adımı yalnızca bir silah anlaşması olarak değil, NATO’nun savunma sistemlerini tehlikeye atacak stratejik bir ihanet olarak değerlendirdi. Washington’ın temel endişesi, S-400 radarlarının F-35 savaş uçaklarıyla aynı ortamda bulunması halinde bu uçakların gizlilik teknolojisi (radar görünmezliği) hakkındaki bilgileri tespit ederek Rusya’ya aktarabilme ihtimaliydi. Bunun sonucunda Türkiye, 2019 yılında F-35 üretim ve satın alma programından çıkarıldı.

Şimdi ise yıllar süren gerilimin ardından Donald Trump, Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesine yönelik söz verdi. Ancak bu söz önemli bir şartla birlikte geldi: Türkiye’nin S-400 sistemlerinden kurtulması gerekiyordu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre’ye gönderdiği mektupta, S-400 sistemleri Ankara’nın elinde bulunduğu sürece ABD yasalarının F-35’lerin Türkiye’ye transferini yasakladığını açıkça belirtti. Bu nedenle Türkiye, söz konusu sistemleri üçüncü bir ülkeye satmak ve böylece F-35 satın almasının önünü açmak amacıyla BAE ile müzakerelere başladı. Ancak BAE’nin bu süreçte kendine özgü hedefleri bulunuyor. Kendisi de ABD’den F-35 savaş uçakları satın almak isteyen Abu Dabi, Rus yapımı S-400 sistemlerinin kendi topraklarına girmesinin Türkiye’nin yaşadığı durumun aynısını kendisinin de yaşamasına yol açacağını çok iyi biliyor. Başka bir ifadeyle BAE, yalnızca bir hava savunma sistemi satın almak istemiyor; gelişmiş Amerikan savaş uçaklarını satın almayı hedefliyor ve S-400’leri kabul ederek bu fırsatı kaybetmek istemiyor. Bu durum temel bir paradoks oluşturuyor: BAE için S-400 satın almak, F-35 satın alma şansını kaybetmek anlamına geliyor. Bu çelişki, müzakerelerin çıkmaza girmesinin en önemli nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.Bu süreçte söz konusu sistemlerin üreticisi Rusya da belirleyici bir role sahip. S-400’lerin üçüncü bir ülkeye yeniden satılması, Rusya’nın açık onayını gerektiriyor. Kremlin bu konuyu “son derece hassas” olarak değerlendiriyor. Bununla birlikte, Kommersant’ın analizleri Moskova’nın S-400’lerin BAE’ye satışına muhtemelen karşı çıkmayacağını gösteriyor. Zira BAE NATO üyesi değil ve Rusya’nın bu ülkeyle özel bir gerilimi bulunmuyor. Ancak yalnızca “karşı çıkmamak”, “yardım etmek” anlamına gelmiyor. Rusya, onay karşılığında Ankara’dan önemli siyasi veya ekonomik tavizler talep edebilir. Görünen o ki Türkiye şu anda ciddi bir ikilemle karşı karşıya: Ya S-400’leri satmanın veya devre dışı bırakmanın bir yolunu bulacak ya da F-35 satın almaktan vazgeçecek. ABD’li senatörler S-400 sistemlerinden “tamamen kurtulma” konusunda ısrar ediyor ve yalnızca sistemlerin devre dışı bırakılmasını kabul etmiyor. Sistemlerin tamamen imha edilmesi gibi seçenekler de gündeme gelmiş durumda; ancak bu seçenek Ankara açısından ağır maliyetler doğuracaktır. Bu çıkmaz, devlet başkanlarının kişisel vaatlerinin, ABD’deki yasal düzenlemeler ve Kongre’nin desteği olmadan anlaşmaların uygulanmasını garanti etmediğini gösteriyor. Aynı zamanda bu durum, bölge ülkeleri açısından acı bir ders niteliğinde: Büyük güçler arasındaki silah rekabetine dahil olmak, kısa vadeli kazanımlardan çok daha ağır olabilecek uzun vadeli stratejik maliyetler doğurabilir.Sonuç olarak, Türkiye ile BAE arasındaki S-400 satış müzakerelerinin çıkmaza girmesi, diplomatik bir başarısızlıktan ziyade ülkeler arasındaki ilişkilerin karmaşıklığını ve Batı Asya’da güç blokları arasında manevra yapmanın zorluklarını ortaya koyuyor.