Askerî Savaştan Ekonomik Savaşa; Trump Neden Yolun Sonuna Geldi?
Parstoday – Trump’ın İran’a yönelik yeni politikası, yeni bir ekonomik silah keşfedildiğinin göstergesi olmaktan ziyade, Washington’un önceki seçeneklerinin giderek daraldığına işaret ediyor.
Parstoday’in haberine göre Mehr Haber Ajansı Cumartesi günü yayımladığı bir analizde şunları yazdı: Donald Trump’ın İran’a karşı “benzeri görülmemiş ekonomik savaş” ilan etmesi, yalnızca yeni bir ekonomik baskı döneminin başladığı şeklinde yorumlanamaz. Bu karar, her şeyden önce Washington’un aylar süren askerî ve yaptırım baskısının ardından etkili seçeneklerinin sınırlanmasıyla karşı karşıya kaldığını gösteriyor. ABD artık İran’ın içinde yeni ve belirleyici hedefler bulmak yerine baskının kapsamını İran sınırlarının dışına taşıyor; Tahran’a ticaret yapma ve finansal erişim imkânı sağlamaya devam eden ülkeleri, bankaları ve şirketleri hedef alıyor. Aslında Trump’ın yeni politikası, önceki baskıların başarısızlığını telafi etme girişimi olarak değerlendirilebilir. Bu, İran’a doğrudan baskı uygulamaktan, İran’ın yaptırımları aşmasını sağlayan ağa baskı yapmaya geçiş anlamına geliyor.
- Yaptırımlar doyum noktasına ulaştığında
ABD son yıllarda İran ekonomisinin petrol ve petrokimyadan deniz taşımacılığına, metallerden otomotiv sektörüne, Merkez Bankası'ndan finansal ağlara ve çeşitli ekonomik kurumlara kadar neredeyse tüm önemli sektörlerini yaptırım listesine aldı. Atlantic Council de İran yaptırımlarına ilişkin değerlendirmesinde, İran ekonomisinin neredeyse tüm sektörlerinin ABD yaptırımlarının hedefi haline geldiğini vurguladı.
Dolayısıyla Washington’un sorunu artık İran ekonomisinde yaptırım uygulanmamış bir sektör bulmak değil; sorun, her yeni yaptırımın önceki yaptırımlara kıyasla mutlaka yeni ve belirleyici bir baskı oluşturamaması.
Trump’ın şimdi “benzeri görülmemiş ekonomik savaş”tan söz etmesinin nedeni de bu. Ancak bu savaşın asıl cephesi artık yalnızca İran değil. ABD, yabancı bankaları, denizcilik şirketlerini, petrol alıcılarını, ticari aracılar ile Tahran’la iş birliği yapan hükümetleri dahi baskı altına almak istiyor.
- Askerî baskının başarısızlığı ve yaptırım araçlarına dönüş
Bu politika değişikliği, son aylardaki askerî gelişmeler bağlamında da ele alınmalı. Washington, askerî baskının ABD’nin beklediği siyasi hedefleri gerçekleştiremediği bir dönemde ekonomik baskıyı artırma yoluna gitti. Eğer askerî güç tek başına Tahran’ı Washington’un taleplerini kabul etmeye zorlayabilseydi, yeni bir “ekonomik savaş” ilanına gerek kalmazdı.
Dolayısıyla Trump’ın yeni politikası bir anlamda savaş alanının değiştirilmesi olarak değerlendirilebilir. ABD askerî alandan ekonomik alana geri çekilmiyor; ancak yetersiz kalan askerî baskıyı ekonomik baskıyla tamamlamaya çalışıyor.
Batılı uzmanların değerlendirmelerine göre buradaki sorun, İran ekonomisinin onlarca yıllık yaptırımlar boyunca bu baskılara karşı koyabilecek mekanizmaları giderek geliştirmiş olması. Gayriresmî ticaret ağları, petrol satış kanalları, finansal aracılar, yerel para birimlerinin kullanılması ve Batılı olmayan ortaklarla iş birliği bu mekanizmaların bir bölümünü oluşturuyor.
- Yaptırım kılıcı ABD'ye geri dönebilir
Burada Washington’un yaptırım politikasındaki en önemli çelişkilerden biri ortaya çıkıyor. ABD yaptırımlarının gücü büyük ölçüde doların hâkimiyetinden ve ülkenin finansal sistemine yönelik geniş erişim imkânından kaynaklanıyor. Ancak aynı aracın yaygın biçimde kullanılması, hedef ülkeleri alternatif yollar bulmaya teşvik ediyor.
Chatham House tarafından yapılan analizler, yaptırımların yaygınlaşmasının İran, Çin ve Rusya gibi ülkeler arasındaki iş birliğinin derinleşmesine katkıda bulunduğunu ve bu ülkeleri dolara daha az bağımlı ödeme ve takas kanalları oluşturmaya yönelttiğini gösteriyor. Bu da yaptırımların kısa vadede baskı oluşturabileceği, ancak uzun vadede hedef ülkelerin ABD finansal sistemine olan bağımlılıklarını azaltma motivasyonunu artırabileceği anlamına geliyor.
Sonuç olarak Washington’un ekonomik gücünü korumak için kullandığı araç, zamanla rakip araçların oluşturulmasına yönelik motivasyonu artırabilir.
- “Maksimum baskı”dan “maliyetli baskı”ya
Trump’ın yeni politikasını son aylardaki askerî gelişmelerle birlikte değerlendirdiğimizde daha net bir tablo ortaya çıkıyor. ABD, askerî baskı deneyiminin ardından yeniden yaptırımlara başvuruyor; ancak bu kez İran ekonomisinin neredeyse tamamı daha önce yaptırıma tabi tutulmuş durumda. Yeni hedefler bulabilmek için Washington’un İran’ın dış bağlantılarına ve uluslararası ağına yönelmesi gerekiyor. İşte “maksimum baskı”nın “maliyetli baskı”ya dönüşebileceği nokta burasıdır.
Sonuç olarak Trump’ın yeni politikası, İran’a karşı yeni bir ekonomik silah keşfedildiğinin göstergesinden çok, Washington’un önceki seçeneklerinin giderek daraldığına işaret ediyor. ABD, askerî baskının beklenen sonucu vermemesinin ardından şimdi aynı baskıyı ekonomik alanda sürdürmeye çalışıyor./