Analiz | Trump’ın İran’la savaş için yeterli mühimmat bulunduğuna ilişkin büyük yalanı
https://parstoday.ir/tr/news/world-i300400-analiz_trump’ın_İran’la_savaş_için_yeterli_mühimmat_bulunduğuna_ilişkin_büyük_yalanı
Parstoday- ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’a karşı savaşmak için yeterli mühimmata sahip olduğunu iddia etti.
(last modified 2026-09-07T02:55:43+00:00 )
Eylül 06, 2026 16:19 Europe/Istanbul
  • Analiz | Trump’ın İran’la savaş için yeterli mühimmat bulunduğuna ilişkin büyük yalanı

Parstoday- ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’a karşı savaşmak için yeterli mühimmata sahip olduğunu iddia etti.

Parstoday’in haberine göre Donald Trump, kısa süre önce Truth Social platformunda yaptığı sert bir paylaşımda, İran’la savaş sırasında ABD’nin mühimmat sıkıntısı yaşadığına ilişkin haberleri şiddetle yalanladı ve eleştirmenleri “hain” ve “yüzde 100 yanılıyor” şeklinde nitelendirdi.

Trump, ABD’nin orta ve yüksek kaliteli mühimmattan “pratikte sınırsız miktarda” stokuna sahip olduğunu ve bunun mevcut savaşın ya da gelecekte yaşanabilecek herhangi bir savaşın ihtiyaçlarının çok üzerinde olduğunu öne sürdü. Ancak bu iddialar, ABD’nin silah stoklarının son derece kötü durumda olduğunu ortaya koyan çok sayıda güvenilir haber ve uzman analizinin çizdiği tabloyla açıkça çelişiyor.

Trump’ın mühimmat bolluğu iddiasının aksine, çok sayıda rapor ABD’nin stratejik mühimmat stoklarının ciddi ve endişe verici biçimde azaldığını gösteriyor. Örneğin haberlere göre ABD ordusu, İran’la savaş sırasında uzun menzilli ve hassas güdümlü füzelerinin stoklarının önemli bir bölümünü tüketti. Bu durum, gelecekteki çatışmalara hazırlık konusunda ciddi endişelere yol açtı.

Hava savunma sistemlerindeki durum ise daha da kritik. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) adlı düşünce kuruluşunun tahminlerine göre, Patriot füzelerinin sayısı savaş öncesinde yaklaşık 2.330 adetten temmuz ayında 759 adede düşerken, THAAD füzelerinin stokları da 452’den 234’e geriledi. Diğer analizler ise THAAD stoklarının yaklaşık yüzde 80, Patriot stoklarının ise yaklaşık yarı oranında azaldığını gösteriyor. Bu rakamlar, “sınırsız mühimmat” iddiasının yalnızca abartılı değil, tamamen temelsiz olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Trump’ın bu durumu gerekçelendirmek için başvurduğu yöntemlerden biri de Biden yönetimini suçlamak oldu. Trump, Biden yönetiminin Ukrayna’ya ABD’nin İran’la savaşta tükettiğinden çok daha fazla mühimmatı ücretsiz olarak gönderdiğini iddia etti. Ancak uzmanlar bu argümanı yanıltıcı olarak değerlendiriyor.

Örneğin CSIS kıdemli uzmanlarından Mark F. Cancian, Ukrayna’ya gönderilen ekipmanların ağırlıklı olarak kara muharebelerine yönelik olduğunu ve İran’la savaşta kullanılan hava ve hava savunma silahlarının stoklarındaki azalmada yalnızca sınırlı bir rol oynadığını belirtiyor. Başka bir ifadeyle, İran savaşı, özellikle hava operasyonları ve füze saldırılarına karşı koyma faaliyetleri, belirli sistemler üzerinde asıl baskıyı oluşturdu ve Ukrayna’ya yapılan yardımların bu sistemler üzerinde önemli bir etkisi olmadı.

Bu krizin kökleri mevcut savaştan daha derine uzanıyor ve ABD savunma sanayisinin yapısına dayanıyor. Uzmanlara göre ABD savunma sanayisi yıllardır barış dönemine uygun üretim kapasitesiyle faaliyet gösteriyor ve uzun süreli, yüksek tüketimli bir savaş için eşdeğer bir rakiple mücadele edecek şekilde tasarlanmamıştı. Ukrayna savaşı bu zayıflığı görünür hâle getirirken, İran’la savaş ise zaten baskı altında olan sistemi tam kapsamlı bir krizle karşı karşıya bıraktı. Nitekim CSIS tahminlerine göre, üretim hızlandırılsa bile Patriot ve THAAD füzelerinin stoklarını savaş öncesi seviyelere geri getirmek 2029 yılının ortalarına kadar sürecek.

Dolayısıyla Trump’ın “sınırsız mühimmat” ve “eşi benzeri görülmemiş üretim” iddiası yalnızca istatistiksel gerçekler ve sahadan gelen raporlarla örtüşmemekle kalmıyor, aynı zamanda ABD’nin askeri kapasitesindeki derin yapısal krizi inkâr etme girişimi olarak da değerlendiriliyor.

Ayrıca Patriot ve THAAD gibi kritik füze stoklarının erimesi ve bu kayıpların telafi edilmesi için yıllara ihtiyaç duyulması, ABD’nin gelecekteki olası tehditlere, özellikle de Tayvan gibi bölgelerdeki tehditlere karşı hazırlığı konusunda ciddi bir alarm oluşturuyor. Böyle bir ortamda eleştirmenleri “hain” olarak nitelendirmek, meşru kaygılara cevap vermek bir yana, ABD ordusunun karşı karşıya olduğu sorunların üzerini inkâr ve gerçeği tersyüz etme perdesiyle örtme çabası olarak görülüyor./