Pakistan ve Suudi rejiminin akamete uğramış koalisyonunun komutanlığını kabullenme riski
Pakistan eski Kara Kuvvetleri Komutanı Başkanı Rahil Şerif, Suudi rejimi tarafından ilan edilen sözde "Teröre Karşı İslam İttifakı" güçleri komutanlığına atandı
Pakistan Eski Genelkurmay Başkanı Rahil Şerif'in, Suudi Arabistan'ın öncülük ettiği 34 üyeli "Teröre Karşı İslam İttifakı" komutanlığına atandığı bildirildi.
Pakistan Savunma Bakanı Hace Asif, katıldığı yerel bir televizyon programında, merkez karargahı başkent Riyad'da bulunan sözde Teröre Karşı İslam İttifakı komutanlığına Şerif'in getirildiğini belirterek, "Şerif, Pakistan hükümeti ile ordusunun rızası ve izniyle bu göreve atanmıştır" dedi.
Suudi Arabistan, 14 Aralık 2015'te 34 ülkenin katılımıyla Teröre Karşı sözde İslam İttifakı kurulduğunu ve ittifakın merkez karargahının başkent Riyad olduğunu duyurmuştu.
Rahil bundan iki ay önce Pakistan kara kuvvetleri komutanlığından emekliye ayrılmış ve emekli olmasından iki hafta sonra da özel bir uçakla Arabistan'a gitti. Rahil'in Pakistan ordusu kara kuvvetlerine atanma hükmünün hükümet tarafından onaylanmaması gerçekte İslam Abad tarafından Rahil'in Suudi rejimine peşkeş çekilmesi olarak değerlendirilmiş ve bununla Rahil Şerif'in Suudi rejimi koalisyon güçlerinin başına getirtilmek istendiği belirtilmiştir.
Hatırlanacağı üzere Arabistan 2015 yılında Amerika'nın koordinesiyle sözde 34 İslam ülkesinin katılımıyla terörizmle mücadele amacıyla yeni bir koalisyon kurduğunu iddia etmiş ancak uzmanlar bunun ardından Suudi rejiminin bu koalisyon adı altında İslam ülkelerini de Yemen savaşına bulaştırmak istediğini belirtmişlerdi. Zira uzmanlar, Suudi rejiminin Yemen savaşında ağır bir hezimet aldığını ve artık bir türlü kendini bu savaşın olumsuz etkilerinden kurtaramadığını, Yemen'de ise her geçen gün ağır darbeler almakta olduğunu belirtmekteler.
Kağıt üstünde 34 İslam ülkesinin Arabistan ile ortak bir sözde İslam ittifakı kurduğu belirtilmekte ancak pratikte ve sahada bu ülkelerin hiç biri Yemen savaşında sözde terörizme karşı mücadele adı altında Suudi rejiminin yanında yer almamıştır. Hatta Pakistan başbakanı Nevaz Şerif'in, Arabistan ile çok yakın ilişkisinin bulunmasına ve kendi iltica hayatını Arabistan'da geçirmesine ve hatta Suudi hanedanı ile akrabalığının bulunmasına rağmen bu koalisyonun kurulduğu ilk günlerde koalisyona katılmayacağını ilan etmiş ve bu konuda kararı ancak Pakistan meclisinin verebileceğini bildirmişti, Pakistan meclisi milletvekilleri ise halkın, Pakistan'ın böyle bir fitne koalisyonuna katılmasına karşı çıkacağını çok iyi bildiklerinden olsa gerek hükümet tarafından meclise sunulan bu teklife karşı çıkmış ve Pakistan'ın sözde terörizmle mücadele İslam İttifakına katılmasını engellemişlerdi. Gerçi Nevaz Şerifin kendisi de Pakistan'ın bu koalisyona katılması ve Yemen savaşına iştirak etmesinin doğuracağı iç ve bölgesel olumsuzlukların da çok iyi farkındadır.
Ancak şimdi Rahil Şerif'in, Arabistan'a söz konusu güçlerin komutanlığına getirtilmesi, Pakistan iktidar partisi Müslim Lig'in halen Suudi rejimi karşısında minnet borcu duygusu içinde olduğunu ve bunun için de Rahil Şerif'in Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanlık süresini uzatmayarak onun Arabistan'ın emri altında hizmete girmesi için gerekli ortamı hazırladığını gösteriyor. Bu arada Pakistan ordusundan diğer bir çok komutanın daha sözde Rahil ile işbirliği için Arabistan'a gideceği belirtiliyor,
Uzmanlardan bazıları, Navaz Şerif başkanlığındaki Pakistan yönetiminin bu karar ardından Pakistan'ın, hiç de iyi gitmeyen kendi ekonomisini düzeltmek için Arabistan'dan daha fazla yardım alacağına inanmaktalar. ancak Suudi rejiminin, kendi oluşturduğu sözde terörizme karşı ortak mücadele ittifakının komutanlığına yabancı bir ülke Pakistan'ın eksi kara kuvvetleri komutanını getirmesi, Arabistan'ı içinde saplandığı Yemen bataklığından kurtarabilecek mi veya başlamadan dağılan sözde terörle mücadele için İslami ittifakı bir araya toparlayabilecek mi? Uzmanlar buna pek de olumlu bakmamakta. Bu uzmanlar Müslüman halkların bu oluşuma pek de olumlu bakmadıklarını ve bunun da Amerika ve İsrail'in yeni bir oyunu olduğunu çünkü Arabistan'ın, Amerika ve İsrail tarafından İslam ülkelerine yönelik hazırlanmış kanlı komplonun merkezinde yer aldıklarını biliyorlar.
Arabistan bir daha içinden çıkamayacağı bir bataklığa saplanmış ve başka ülkeleri de bu bataklığa sürüklemeye çalışmaktadır. Şimdi Arabistan'ın Suriye, Irak, Yemen ve Libya'da içinde bulunduğu vahim durumda Rahil'in Suudileri bu bataklıktan kurtarabileceği ihtimali çok zayıf görülüyor.