Trump’ın nükleer yaptırımları askıya almayı muğlak uzatması üzerine
Amerika Başkanı Donald Trump İran’a dayatılan ve Bercam nükleer anlaşması çerçevesinde askıya alınan yaptırımların süresini uzatan belgeyi imzaladı.
Ancak Trump bir bildiri yayımlayarak İran aleyhinde mesnetsiz ve ispat edilmeyen iddiaları tekrarlayarak Amerika’nın bu anlaşmada kalması için dört şart ileri sürdü.
Trump bu bildiride Amerika yönetimi İran ile ilgili dört gerçek ve tüzel kişiyi nükleer olmayan yeni yaptırımlara maruz bıraktığını belirterek şöyle yazdı: ben devam etmek üzere iki yol belirledim. Ya Bercam’ın facia boyutunda kusurlarını düzeltin ya da Amerika bu anlaşmadan çekilir. Ben kongre ile partilerin ötesinde İran’la ilgili bir plan hazırlama çalışmasında işbirliğine hazırım.
Amerika Başkanı Trump Bercam nükleer anlaşmasında kalmak için ileri sürdüğü dört şart ise şöyleydi:
İlkin, İran yönetimi uluslararası denetçilerin istediği tüm sitelerin denetlenmesine izin vermesi gerekiyormuş. İkincisi İran nükleer silah elde etmeye hatta yanaşmama yönünde güvence vermesi gerekiyormuş. Üçüncüsü, İran nükleer anlaşmanın maddeleri ve özellikle denetimlerin süresiz olmasını kabul etmesi gerekiyormuş. Dördüncü ve son şart ise balistik füze ve nükleer silah programları birbirinin ayrılmaz parçaları olduğundan, İran balistik füze yapımı ve denemesini durdurması, aksi takdirde İran yeni füze yaptığı veya denediği takdirde en ağır yaptırımlara maruz kalması gerekiyormuş.
Ancak burada akla gelen ilk soru, acaba bunca haraç, Amerika’nın İran’dan tüm istekleri midir, sorusudur. Bu sorunun cevabı ise gayet net ve açıktır. Gerçekte Amerika yeniden İran milletine musallat olmayı hayal ediyor. Gerçi bir çokları ABD Başkanı Trump’ı ahmak, aptal, deli ve hatta görünüşü büyük ama gerçekte bir çocuk kadar aklı olan biri niteliyor, fakat tüm bu algıları gerçeğe yakın hale getiren konu, Trump’ın görüşleri ve akılsızlığı ve kişiliğindeki dengesizliktir, oysa Trump akılcı bir politikacı gibi meselelere bakması gereken bir pozisyondadır.
Buna göre Trump’ın biri açık diğeri karanlık olan iki yüzü olduğu söylenebilir.
Trump’ın açık yüzü Amerika devletinin yalnızlığını gösteriyor, nitekim Trump onca çabaları, baskıları ve tehditlerine karşın hatta son ana kadar Bercam nükleer anlaşmasına yönelik sözleri ve kararlarına uluslararası arenada bir tek destek bile bulamadı.
Trump bu süreçte her şeyi “böyle olmalı” tabirine bağladı, oysa Amerika’nın zorbalık devranı çoktandır sona ermiş bulunuyor.
Fakat bu maceranın karanlık yüzü, uluslararası yükümlülüklerin ne denli kırılgan ve gevşek olduğu gerçeğinin ortaya çıkmasıdır. Bu hadise sadece bercam nükleer anlaşması için değil, başka her türlü konuda ve her türlü anlaşmada tekrarlanabilecek bir durumdur.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Cuma günü Trump’ın bildirisine gösterdiği tepkide resmi bir bildiri yayımlayarak şu ifadelere yer verdi: Bercam nükleer anlaşmasının sağlamlığı ve bu anlaşmaya verilen uluslararası destek Amerika Başkanı Trump, siyonist rejim İsrail ve savaş çığırtkanlığı yapan şom ittifakın bu anlaşmayı bozma veya içinde değişiklik yapma yolunu tamamen kapatmıştır.
Ancak Amerika devleti yaptırımlarının listesine yeni isimleri ekleyerek işin ta başından tüm dünyaya Bercam nükleer anlaşmasını tanımadığını gösterdi. Oysa İran İslam Cumhuriyeti Bercam nükleer anlaşmasında belirlenen yükümlülüklerinden başka hiç bir şey yapmadı.
Kuşkusuz Amerika devleti de Bercam nükleer anlaşmasının diğer tarafları gibi anlaşmada üstlendiği tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekir, fakat pratikte bu anlaşmaya son kurşunu sıkmaya çalışıyor. Gerçi bu hedefe ulaşması, bu yolda karşılaştığı engellere bakıldığında pek de kolay olmadığı anlaşılıyor. Gerçekte Bercam nükleer anlaşması çok yönlü sağlam bir anlaşmadır ve BM ve UAEK tarafından da onaylanmıştır. Gerçi şimdi bu anlaşmaya verilecek destek de bir o kadar güçlü ve sağlam olması gerekir.
AB Trump’ın açıklamasından sonra bir bildiri yayımlayarak bu anlaşmanın tam olarak ve etkili bir şekilde uygulanmasına vurgu yaparak birliğe üye ülkelerle birlikte ABD Başkanı Trump’ın Bercam nükleer anlaşması ile ilgili kararını ve doğuracak sonuçlarını ele alacaklarını açıkladı.
Siyaset meseleleri ve uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Murat İnadi bu bağlamda kaleme aldığı yazısında şöyle dedi:
... Gerçi Trump yaptırımların askıya alma süresini uzattı ve Bercam nükleer anlaşmasından çekilmedi, ancak basamaklı bir siyaset izleyerek anlaşmayı biraz daha faydasız yaptı. Kongre ile beyaz saray arasında Bercam nükleer anlaşmasını yok etme paslaşmasında Amerika yönetimi Bercam dışı yaptırımları şiddetlendirerek yaptırım stratejisi üzerindeki ısrarını sürdürmeyi tercih etti.
Siyaset meseleleri ve uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Murat İnadi şöyle devam etti:
Amerika devleti İran’da İslam inkılabı zafere kavuşur kavuşmaz kongrenin İran aleyhinde aldığı yaptırım kararlarını uygulamaya başladı e şimdi Katsa gibi yeni yaptırım politikaları ve İran’ı insan hakları ihlalleri veya teröre destek gibi yaftalarla suçlayarak pratikte ikinci dereceden yaptırımları yeni yöntemlerle sürdürerek takviye etmeye çalışıyor, nitekim en son İran’la ilgili 14 gerçek ve tüzel kişiyi yaptırım listesine alması bu çabaların en bariz örneğidir. Şimdi de gerçi eşkiya Trump teknik mülahazaları gözetledi ve Bercam nükleer anlaşmasını bozmadı, zira senatonun dış ilişkiler komisyonunun demokrat üyesi Kardin’in belirttiğine göre kongre üyeleri arasında İran yasası üzerinde uzlaşma sağlanamadı ve bu yasa tasarısı üzerinde daha fazla çalışma icap ettiği için Trump’ın Cuma günü yaptırımları yeniden geri getirmemesi gerekiyordu.
Gerçek şu ki İran, Rusya, Çin ve AB’nin Bercam nükleer anlaşmasını korumak için sarf ettikleri tüm çabalara rağmen hali hazırda bu anlaşmadan sadece bir kabuk geride kaldı. Amerika’nın amacı birinci Bercam’ın altında yeni Bercam’ları çıkarmaya yönelik bir senaryoyu uygulamak ve sonuçta İran’ın füze programını ve bölgesel politikalarını da bu yeni anlaşmalara dahil etmektir.
Ancak Amerika’nın İran karşıtı politikalarının devam etmesi ve AB’nin tutumunda sergilenen dalgalanma, Amerika’nın davranışlarını yorumlarken hem açık yüzünü ve hem karanlık yüzünü gözetlemek gerektiği gerçeğini ortaya koyuyor. Buna göre İran Bercam nükleer anlaşması ile ilgili her türlü muhtemel senaryoya karşı o senaryoya uygun bir politika ve strateji üretmesi gerekiyor.
İran İslam Cumhuriyeti nükleer bilim ve teknoloji alanında hiç bir yanlış çalışma yürütmedi ve UAEK de bu konuda tek yetkili merci olarak İran’ın nükleer programının barışçıl olduğunu ve Bercam nükleer anlaşmasındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini onayladı.
Hali hazırda ise İran nükleer faaliyetlerinde Bercam anlaşmasından önceki döneme geri dönebilecek güçtedir ve örneğin UAEK gözetiminde nükleer reaktörü ve santralinin ihtiyacı olan nükleer yakıtı üretmek için uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltebilir, nitekim bu hak tanınan bir haktır. Dolaysıyla Bercam nükleer anlaşması ancak uluslararası camia bu anlaşmayı korumakta ciddi olduğu takdirde uygundur. Uluslararası camia İran’ı ABD’nin baskıları karşısında yalnız bırakamaz ve sırf bu anlaşmaya sözlü destekle yetinemez. Gerçekte Bercam nükleer anlaşmasını sonuca ulaştıracak şey, Trump’ın istekleri cinsinden bileşenler olamayacağı ve ancak Amerika devletinin uluslararası camia ile teamülde bulunmayı unuttuğunu anlamak olduğu kesindir.